Türkiye'nin yoğun ve çoğu zaman oldukça sert geçen siyasi gündeminde, ana muhalefet partisinin liderlik koltuğunda oturan bir ismin iç dünyasına hararetli tartışmaların ötesinden bakabilmek nadir karşılaşılan bir durumdur. Halk TV platformunun dijital yayın organı olan YouTube kanalında, İrem Türkan'ın sunumuyla ekranlara gelen "Hayata Dair" adlı programa konuk olan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, takım elbisesini ve siyasi kimliğini bir kenara bırakarak izleyicilere insani yönlerini tüm şeffaflığıyla aktardı. Programın akışı içerisinde sunucu tarafından kendisine yöneltilen "Bir günlüğüne siyasetten tamamen uzak kalma şansınız olsa ne yapardınız?" şeklindeki düşündürücü soru, deneyimli siyasetçiyi bir anlığına yıllar öncesine, çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği Ege sahillerine ve köylerine götürdü. Güncel politik tartışmaların uzağında, tamamen kişisel özlemlerine odaklanan Özel, geçmişe dönebilme imkanı olsaydı eğer, çocukluğunda köyde geçirdiği o tasasız zamanlara gitmeyi çok isteyeceğini vurguladı. Ege Bölgesi'nin eşsiz doğasına olan tutkusunu gizlemeyen lider, memleketi Manisa'nın simgesi olan Spil Dağı'nda uzun bir yürüyüşe çıkmanın, kardeşi Barış ile birlikte İzmir'in şirin ilçesi Dikili sahillerinde olta atıp balık tutmanın ya da eski öğretmenevinin bahçesinde arkadaşlarıyla oyunlar oynamanın hayalini kurduğunu dile getirdi.

Yine İzmir’i seçtim

Başarılı siyasetçinin hayat hikayesinin kökleri, tıpkı anılarında anlattığı gibi Manisa ve İzmir ekseninde şekilleniyor. Emekli eğitimci bir anne ve babanın evladı olarak dünyaya gözlerini açan Özel, hayatının ilk on yıllık dilimini büyük ölçüde anneannesinin şefkatli kanatları altında geçirdiğini belirtti. Küçük yaşlarda dedesini kaybetmesinin ardından anneannesiyle kurduğu derin bağ, onun karakter gelişiminde önemli bir rol oynadı. Eğitim hayatındaki ilk büyük sıçramayı henüz on yaşındayken, Türkiye'nin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Bornova Anadolu Lisesi sınavlarını ve Devlet Parasız Yatılı bursunu aynı anda kazanarak gerçekleştirdi. Bu başarı, onun için doğup büyüdüğü Manisa'dan ayrılarak İzmir'e, yatılı okulun disiplinli ama bir o kadar da dostluklarla dolu dünyasına adım atması anlamına geliyordu. Çocukluktan ilk gençliğe adım attığı bu kritik dönemde yatılı okul kültürü, Özel'in hayat vizyonunu derinden etkiledi. Yaz aylarını Manisa'nın bereketli pamuk tarlalarında ve üzüm bağlarında geçiren, kış aylarında ise İzmir'de eğitimine odaklanan Özel, yükseköğrenim tercihini de yine Ege'nin incisinden yana kullanarak Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nden mezun oldu. Memleket sevgisi o kadar ağır basıyordu ki, vatani görevini yapmak üzere Samsun Sahra Sıhhiye Okulu'nda dönem ikincisi olarak dereceye girdiğinde, görev yerini seçme hakkını kullanarak hiç düşünmeden rotasını tekrar İzmir'e, Ege Deniz Bölge Komutanlığı'na çevirdiğini ifade etti.

Urla'nın çehresi 90 milyon liralık dev yatırımla değişiyor
Urla'nın çehresi 90 milyon liralık dev yatırımla değişiyor
İçeriği Görüntüle

Kardeşim barış’la dikili’de balık tutmak isterdim

Siyasetin getirdiği ağır sorumluluklar ve yoğun tempo, Özel'in kişisel zevklerine ve hobilerine ayıracağı zamanı adeta yutmuş durumda. Yatılı okul yıllarından kalma en büyük tutkularından birinin arkadaşlarıyla "king" oynamak olduğunu büyük bir gururla anlatan CHP lideri, bu kart oyununda son üç yılda iki kez şampiyonluk ipini göğüsleyecek kadar iddialı olduğunu espriyle karışık bir dille aktardı. Ancak iş temposu öylesine baş döndürücü bir boyuta ulaşmış ki, sevdikleriyle bir araya gelip bu turnuvaları düzenlemek bile artık büyük bir lüks haline gelmiş. "15 gün görmesem Spil Dağı'nı, kardeşim Barış'ı görmemişim gibi burnumun direği sızlar" diyerek memleketine duyduğu aidiyeti şiirsel bir dille özetleyen Özel, aslında akranlarının elli yaşından sonra, çocuklarını büyütüp emekliliğe ayrıldıklarında yaşadığı dingin hayatı yirmi beş yaşında feda ettiğini itiraf etti. Genç yaşta Manisa Eczacı Odası yöneticiliğine, ardından başkanlığına ve sonrasında uzun yıllar sürecek parlamento mesaisine adım atan Özel, kardeşim Barış ile Dikili'de balık tutmak gibi en basit ve doğal insani aktivitelerin bile bir boş güne sığdırılamayacak kadar birikmiş devasa bir hasrete dönüştüğünü vurguladı.

Muhabir: Kazim Bozkurt