Yüzüncü Yıl Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş’in, 27 Eylül 2024 tarihinde kaybolmasının ardından 15 Ekim 2024'te Mollakasım Mahallesi'nde ölü bulunmasına ilişkin soruşturma derinleşiyor. Genç kızın şifreli telefonunun çözülmesi için adli bilişim uzmanlarının çalışmaları sürerken, cansız bedenin bulunduğu Mollakasım ve üniversiteye komşu olan Bardakçı köylerini kapsayan geniş çaplı bir DNA taraması başlatıldı. Hedeflenen 2 bin 500 kişilik tarama kapsamında bugüne kadar 425 kişinin DNA profilinin incelendiği bildirildi.

Fatih Erbakan: Cumhur İttifakı'na Kapıları Tamamen Kapattık!
Fatih Erbakan: Cumhur İttifakı'na Kapıları Tamamen Kapattık!
İçeriği Görüntüle

Adalet Bakanlığı Devrede, Eylem Kararı Askıya Alındı

Sürecin yakından takipçisi olan baba Nizamettin Kabaiş, Ankara temasları ve yetkili makamlarla gerçekleştirilen görüşmelerin soruşturmanın seyrine olumlu yönde ivme kazandırdığını belirtti. Ailenin taleplerinin devletin üst düzey kademelerince hassasiyetle dinlendiğini aktaran Kabaiş; üniversite rektörünün yakınları ile çevre köylerdeki erkeklerin DNA'larının alınması ve Rojin'e ait telefonun şifresinin kırılması yönündeki beklentilerini resmi mercilere ilettiklerini vurguladı. Adalet Bakanlığı düzeyinde verilen güvenceler neticesinde, ailenin Van Adliyesi önünde başlatmayı planladığı oturma eyleminden vazgeçtiği öğrenildi.

Üniversite Yönetimine Yönelik İhmal ve Karartma İddiaları

Dosyanın aydınlatılmasında üniversite kampüsündeki güvenlik zafiyetlerinin kilit rol oynadığını savunan acılı baba, rektörlük makamını işaret eden ciddi iddiaları gündeme taşıdı. Olayın sıradan bir kayıp vakası değil, planlı bir cinayet olduğunun altını çizen Kabaiş, rektörün delil karartma eğiliminde olduğunu ve şüpheli hareketler sergilediğini öne sürdü.

Bölge halkının rektörün iki yeğenine dair şüpheleri dillendirdiğini hatırlatan baba Kabaiş, dosyaya ışık tutmak amacıyla ifade vermek isteyen bir tanığın gözaltına alınmasını eleştirdi. Gülistan Doku dosyasındaki sürece atıfta bulunarak benzer bir şeffaflık talep eden Kabaiş, ihmali bulunan üniversite yetkililerinin ve rektörün de detaylı bir sorgulamadan geçirilmesi gerektiğini savundu.

"Kamera Kayıtları ve Güvenlik Zafiyetleri Aydınlatılmalı"

Olayın meydana geldiği bölgedeki fiziki yetersizlikler de ailenin tepki gösterdiği konuların başında geliyor. Üniversite sınırları içerisindeki tel örgülerin kopuk olması, aydınlatma eksikliği ve kamera sistemlerinin yetersizliği nedeniyle üniversite yönetiminin sorumlu tutulması gerektiğini belirten Kabaiş; olaydan önce "özel mülk" gerekçesiyle kamera takılmayan bölgelere, Rojin'in telefonunun bulunmasının hemen ardından beş yeni kamera yerleştirilmesini manidar bulduğunu kaydetti. Aile ayrıca, Mollakasım bölgesi ve üniversitenin son çıkış noktasında silindiği veya kasıtlı olarak formatının değiştirildiği iddia edilen kamera görüntülerinin de uzmanlarca yeniden incelenmesini talep ediyor.

Kaynak: haber merkezi