Sanat perileri seslerini ona ödünç vermişti...
"Kimseye benzemezdi", "şikayet de etmezdi".
"Şarkılar onu söylerdi", o ATATÜRK'e "Alişimin Kaşları Kara'yı"..
Kendi ifadesiyle, “Yaşamı 10 bin kadının hayatına denk”ti. Sesine yansırdı onca yaşanmışlık. "Bursalı Kadife Gelin"di.
"Sofular haram demişler bu aşkın şarabına
Ben doldurur ben içerim günah benim kime ne" sözleriyle "Haydar Haydar" nefesini de söylerdi mutlaka...
MÜZEYYEN'di...SENAR'dı...MÜZEYYEN SENAR'dı!
Güçlü sesi, kendine has yorumu ve sahnedeki edasıyla bir ekoldü.

xxxx
1933'te İstanbul Harbiye'deki “Belvü” gazinosunda ilk kez sahneye çıktığında mahkeme kararıyla yaşını büyütmek zorunda kalmıştı.
Daha 15'indeydi. İlk taş plağının kaydı 1934'te yapılmıştı. Yesari Asım Arsoy'un "Ümitlerim Hep Kırıldı, Yarim Artık Gelmeyecek" parçasını kaydetti. İstanbul'un birçok ünlü gazinosunda sahne alan Senar, radyo programlarını 1941’e kadar sürdürdü.
Ertesi yıl, Dolmabahçe Sarayı'na çağrıldı ve Tatyos Efendi'nin bir şarkısını söylerken, Atatürk’ün "keyifle yudumladığı rakısına" imrendi. Sonraları Bursa Çelik Palas'ta, balolarda, Ege Vapuru'nda, birçok kez Atatürk’ün sofrasına çağrıldı.
Son kez 1938 yazında Savarona Yatı'nda şarkı söylediğinde artık sofrada rakı ve tütün yoktu.
Aynı yıl Ankara Radyosu’nun ilk yayınlarına katıldı ve ünü Türkiye çapında yayıldı.
Müzeyyen Senar, Mısır filmleri için seslendirdiği şarkılarıyla, rol aldığı filmlerle, plaklarıyla gazinoların paylaşamadığı isimdi.
Kürt Beşir(Öge) İzmir Fuarı'ndaki gazinosunun adını, ona ithafla "Çamlık Senar koymuştu.
Her yaz da hayranı olduğu sanatçıyı İzmirlilerle buluşturmuştu.
(Dilek Çetinkaya-Radi Dikici Cumhuriyet Divası Müzeyyen Senar)

xxxx
Devam edelim;
Gazino programlarında ve özel davetlerinde Müzeyyen Senar için rakının yeri özeldi.
Mezarına “bir 35'lik ve bir Senar kasediyle gömülmesini isteyen” bir hayranına sahneden bir şarkısını adamıştı:
"Meyhanede kaldık bu gece mestiz ah efendim,
Bir şeyle mukayyet değiliz serbestiz efendim..."
Sahnede rakı kadehini fondipleyip kafasının üzerinde çevirip sonra yere atması, en unutulmaz ritüelidir.
Programına adeta abone her gece efkara boğulan bir hayranının kendi kafasında 35'liği kırması. Ev davetlerinde lame ayakkabısını kadeh olarak kullanan dönemin meşhur ressamı İbrahim Çallı.Boğaz'daki yalısını güvertede içki yudumlayarak harp gemisiyle ziyaret eden albay...
Bu hayranlar kolay kolay kimseye kısmet olmamıştır.
"Sanat Güneşi" Zeki Müren de bir röportajında "Beni ilk duygulandıran, tüylerimi diken diken yapan, bir kadeh içip efkâr dağıttıran ses; Müzeyyen Senar Hanımefendi'nin sesidir" demiştir.
Aslında Zeki Müren bu ifadesiyle Senar hayvanlarının duygularını da dillendiriyordu.
Bir anekdot Senar'dan;
70'li yıllarda bir Karadeniz Turnesi sırasında Samsun Havza'da dere kenarında kahve bahçesine oturmuş, manzara karşısında efkarlanmış, beyaz peynir ve rakısını da bulmuştur.
Ancak hava çok sıcaktır, buz da yoktur.
Bu sırada bir gök gürültüsü, ardından sağanak ve dolu yağışı. Buz gökyüzünden gelmiştir...

XXXX
1918 doğumluydu Senar. Dönemin türkülerini henüz 6 yaşındayken hatasız söylerdi.
Senar, ailesiyle gittiği bir düğünde şarkı okumasının ertesi günü kekelemeye başladı. Sanatçının "nazar" diye adlandırdığı ve 10 yıl süren bu kekemeliği, iyi şarkı söylemesine mani olmadı.
Senar, 2006 yılındaki bir röportajında kekemelik durumunu şöyle anlatmıştı:
"Nazar yüzünden oldu. 5 yaşında tutuldum. Düğüne gittim, oynamışım, şarkı söylemişim. Sabah uyandım ki konuşamıyorum. Her şeyi denedik.
Doktora da gittik hocaya da, minareye çakıl taşı da koyduk. Nafile.
Bir tek şarkı söylerken kekelemiyordum. Sonra kendiliğinden açıldı 15 yaşında."
Yıllar sonra Senar'ın programını dinleyen dönemin ünlü gazinocularından İbrahim Dervişzade, gazinonun 1933 yaz sezonunun yıldızlar programına sanatçıyı da aldı.
Senar, bir şart koştu; fasıl değil solo program yapacaktı.
Böylelikle Türk gazino tarihinde solistlik müessesesini ilk başlatan sanatçı oldu.Senar, sanatıyla Zeki Müren, Bülent Ersoy, Adnan Şenses, Behiye Aksoy ve Muazzez Abacı'nın da aralarında yer aldığı çok sayıda sanatçı için ekol oldu. Sahneye en az 5-6 saz ile çıkar, asla kostüm değiştirmezdi. Senar, seyircinin asıl odaklanması gerektiğinin “icra” olduğuna inandığını söylerdi her röportajında. Senar, sahnede belirli hareket imkanı veren uzun kablolu mikrofonu da ilk defa kullandı.

xxxx
Cumhuriyetin 100 Değeri’nden biri; Diva'yı Tiyatro Yönetmeni ve Yazarı Haluk Işık hocamın şiiriyle analım; "Tamburu incitti ölüm, Hiçbir makam avutamaz kemanı, Yalnızca ölü bestekarlar sevindi, 'Müzeyyen, burada burada sesin eksikti...'
Toprağa daha saygı duymalıyız, Ve girmemeliyiz gökyüzüyle arasına, Çünkü bir şarkıya başlayabilir kadın, Ve o şarkı, dünyayı dolaşabilir, Çünkü Müzeyyen, Yaşarken fethettiğini
Asla ihmal etmeyecektir..."
On bir yıl önce çok sevdiği İzmir’de vefat etti Senar. Anısı güzel yaşasın…