Türkiye’de gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım politikaları tartışılmaya devam ederken, üretimin ilk halkası olan çiftçinin maliyet haritası da giderek ağırlaşıyor. Akaryakıt, gübre, ilaç ve tohum gibi temel girdilerde yaşanan küresel ve yerel fiyat dalgalanmaları, doğrudan tarladaki ürünün çıkış fiyatına yansıyor. Sektör temsilcilerinin ve ekonomi yönetiminin merakla beklediği veriler, sabah saatlerinde resmi istatistik kurumu tarafından kamuoyuna duyuruldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs ayına ilişkin merakla beklenen 'Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi' verilerini resmi kanalları aracılığıyla yayımladı. Ortaya çıkan makro göstergeler, tarımsal üretim yapan üreticilerin enflasyon baskısını derinden hissetmeye devam ettiğini tescilledi.
Resmi rapora yansıyan teknik detaylar, maliyet artışlarının kronik bir hal aldığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Açıklanan verilere göre Tarım-ÜFE, 2026 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0,61 artış gösterdi. Kısa vadeli bu aylık yükseliş görece düşük görünse de kümülatif dalgalanmalar tehlikenin boyutunu büyütüyor. Tarım endeksinde bir önceki yılın aralık ayına göre, yani son beş aylık süreçte yaşanan artış yüzde 18,41 gibi yüksek bir eşiğe ulaştı. Üreticinin asıl yapısal yükünü gösteren ve piyasadaki etiket fiyatlarını doğrudan belirleyen yıllık bazda yükseliş yüzde 43,08 olarak kayıtlara geçti. Gıda enflasyonunun kalıcı olarak düşürülebilmesi adına tarladaki bu maliyet döngüsünün kırılması gerektiğini belirten uzmanlar, on iki aylık ortalamalara göre artışın da yüzde 41,54 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatarak tablonun ciddiyetine dikkat çekiyor.
Sektörel kırılımlarda en yüksek aylık artış balıkçılıkta görüldü
Tarım sektörünün alt kırılımları incelendiğinde, her havzanın ve her üretim dalının kendine has maliyet krizleriyle boğuştuğu görülüyor. Mayıs ayında havaların ısınması ve mevsimsel geçişler, bazı gruplarda stabilizasyon sağlasa da lojistik ve işçilik maliyetlerinin yoğun olduğu kollarda sert sıçramalar yaşandı. TÜİK verilerine göre, mayısta bir önceki aya göre tarım ve avcılık ürünleri ile ilgili hizmetlerde yüzde 0,24 oranında sınırlı bir yükseliş trendi izlendi. Buna karşın hammadde ve endüstriyel tedarik zincirinin ana damarlarından biri olan ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde aylık artış yüzde 5,16 gibi dikkat çekici bir seviyeye ulaştı.
Raporun en çarpıcı ve tüketiciyi doğrudan ilgilendiren sektörel patlaması ise denizlerimizde ve iç su kaynaklarımızda yaşandı. Av yasaklarının başlaması ve derin deniz balıkçılığındaki yakıt maliyetlerinin artmasıyla birlikte, balık ve diğer balıkçılık ürünleri, su ürünleri ve balıkçılık için destekleyici hizmetlerde artış yüzde 7,43’e ulaştı. Bu durum, yaz aylarında beyaz et ve deniz ürünlerine yönelmek isteyen tüketicilerin tezgahta yüksek fiyatlarla karşılaşmaya devam edeceğini gösteriyor. Balık çiftliklerindeki yem maliyetlerinin döviz kuruna bağlı olarak yükselmesi de bu gruptaki enflasyonist baskıyı tetikleyen en temel unsurlar arasında gösteriliyor.
Yaz mevsiminin bereketi tek yıllık bitkisel ürünlerde düşüş getirdi
Ana harcama ve üretim grupları mercek altına alındığında, tarımın mevsimsel döngüsünün fiyatlar üzerindeki kısmi olumlu etkileri de raporda kendine yer buldu. Güneşli gün sayısının artması ve sera üretiminden tarla üretimine geçişin başlaması, özellikle kısa ömürlü tarım ürünlerinde arz fazlası yarattı. Bu lojistik rahatlama sayesinde, tek yıllık bitkisel ürünlerde aylık bazda yüzde 2,73 azalış yaşandı. Tarladan sofraya uzanan zincirde nefes aldıran bu düşüş, sebze meyve tezgahlarındaki bazı ürünlerde fiyat gevşemelerine neden olsa da genel tarım enflasyonunu aşağı çekmeye yetmedi.
Bitkisel üretimin diğer kanadında ve hayvancılık sektöründe ise tam tersi bir maliyet tırmanışı yaşandı. Yatırım süresi uzun olan ve dışsal şoklara karşı daha kırılgan yapıya sahip çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 2,32 oranında bir fiyat artışı hesaplandı. Sektörün en büyük kriz merkezlerinden biri olan hayvancılıkta ise süt ve et üreticilerinin feryadı verilere yansıdı. Mayıs ayında yem, saman ve veterinerlik hizmetlerindeki artışların durdurulamaması nedeniyle, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde ise yüzde 3,47 artış kaydedildi. Hayvancılık genelinde yaşanan bu istikrarlı maliyet artışı, kırmızı et fiyatlarının önümüzdeki dönemde de korunaklı bir yükseliş trendinde kalacağının sinyalini veriyor.
Yıllık artışta sebze grubu rekora koşarken yumurta fiyatları zirveyi gördü
TÜİK’in mayıs ayı raporunda asıl korkutucu olan ve tarım enflasyonunun halkın mutfağına nasıl bir kış faturası kestiğini gösteren veri, alt grupların yıllık değişim oranlarında saklı kalıyor. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre kıyaslama yapıldığında, bazı temel gıda maddelerinin üretim maliyetlerinin katlandığı görülüyor. İstatistiksel analizlere göre, yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup, yüzde 113,35 artışla sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular oldu. Üretim aşamasında yüzde yüzden fazla maliyet artışıyla karşılaşan çiftçinin, ürünü tarladan zararına çıkarması imkansız olduğundan, bu tarihi yükseliş doğrudan şehirlerdeki hallere ve zincir market raflarına zam yağmuru olarak yansıyor.
Aylık bazda rekor kıran ürün grubu ise dar gelirli vatandaşın en temel protein kaynağı olan kümes hayvancılığı sektörü oldu. Tavuk çiftliklerindeki elektrik, ısınma ve ithal yem maliyetlerinin tavan yapması, entegre tesislerin çıkış fiyatlarını altüst etti. Rapora göre, aylık bazda en yüksek artış ise yüzde 10,48 ile canlı kümes hayvanları ve yumurtalar grubunda gerçekleşti. Bir ay içinde çiftlik çıkış fiyatı yüzde ondan fazla artan yumurta ve tavuk eti, gıda sepetindeki ağırlığını artırarak genel tüketici enflasyonunu yukarı yönlü besleyen en agresif dinamik haline geldi. Çiftçi sendikaları ve ziraat odaları, bu maliyet girdilerine acil devlet sübvansiyonu gelmediği takdirde, üretimin sürdürülebilirliğinin tehlikeye gireceği konusunda ısrarlı uyarılarını sürdürüyor.