Dijital bankacılığın hayatın her alanına girmesiyle birlikte artan siber suçlar ve dolandırıcılık yöntemleri, masum vatandaşları telafisi zor mağduriyetlere sürüklüyor. İzmir’de yaşayan 37 yaşındaki tekstil işçisi Gülten Saygı, yakın çevresinde tanık olduğu dramatik bir olay sonrası, toplumda farkındalık yaratmak adına tek başına bir mücadele başlattı. Arkadaşının iyi niyetinin kurbanı olarak kendini bir anda demir parmaklıklar ardında bulması, Saygı’yı harekete geçiren dönüm noktası oldu. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" demeyen duyarlı kadın, hazırladığı el ilanlarıyla sokak sokak, dükkan dükkan gezerek İzmirlileri "IBAN" tuzağına karşı uyarıyor.

En yakınınıza bile güvenmeyin uyarısı
Olayın fitili, yaklaşık bir yıl önce Gülten Saygı’nın yakın bir arkadaşının telefonuna gelen masum görünümlü bir mesajla ateşlendi. İddiaya göre, mağdur kadının bir yakını, "Banka hesabımda bloke var, para transferi yapamıyorum. Senin IBAN numaranı kullanabilir miyim?" diyerek ricada bulundu. Yardımseverlik duygusuyla hareket eden kadın, kendi banka bilgilerini paylaştı. Ancak bu paylaşım, hayatını karartan sürecin başlangıcı oldu. Aradan geçen bir yılın ardından, kadının hesabına 20 farklı şüpheli hesaptan para giriş çıkışı yapıldığı tespit edildi. Yapılan adli incelemeler sonucunda söz konusu IBAN adresinin, organize bir dolandırıcılık şebekesi tarafından para aklama aracı olarak kullanıldığı belirlendi. "Nitelikli dolandırıcılık" suçlamasıyla hakim karşısına çıkan talihsiz kadın, kendini aklayamayarak cezaevine gönderildi.

Dedektif gibi iz sürdü platformla tanıştı
Arkadaşının başına gelen bu talihsiz olay ve ardından bir başka tanıdığının da benzer bir senaryoyla mağdur olması, Gülten Saygı’yı bu suç yöntemini araştırmaya itti. Konunun üzerine giden Saygı, yaptığı araştırmalar sonucunda TCK 158 Mağdurları Platformu’na ulaştı. Burada gördüğü tablo karşısında dehşete düşen Saygı, dolandırıcıların özellikle "hesabım blokeli" veya "sana da harçlık veririm" gibi vaatlerle binlerce kişiyi ağlarına düşürdüğünü öğrendi. Tuzağa düşenlerin çoğu, hesaplarını kullandırırken aslında bir suç örgütünün parçası olduklarından habersizdi. Bu gidişata dur demek isteyen Saygı, kendi bütçesinden ayırdığı parayla uyarıcı broşürler bastırarak İzmir sokaklarına indi.
Bir yıl sonra gelen şok dalgası
Duvarlara, elektrik direklerine ve duraklara yapıştırdığı afişlerle sesini duyurmaya çalışan Gülten Saygı, dolandırıcılık sisteminin sinsi işleyişine dikkat çekti. Vatandaşları uyarırken özellikle zamanlamaya vurgu yapan Saygı, "Bu iş hemen ortaya çıkmıyor. Bilgilerinizi paylaşıyorsunuz, aradan aylar, bazen bir yıl geçiyor. Hesabınıza tanımadığınız yerlerden, yabancı isimlerden paralar gelmeye başlıyor. Siz farkında bile olmadan hesabınız suç gelirlerinin aklanmasında kullanılıyor. Sonuç ise hapis cezaları ve kararan hayatlar oluyor" diyerek tehlikenin boyutunu anlattı. Saygı, en yakın akraba veya dost dahi olsa kimseyle banka hesap bilgilerinin paylaşılmaması gerektiğinin altını çizdi.

Gençler harçlık vaadiyle ateşe atılıyor
Yaptığı saha çalışmalarında dolandırıcıların hedef kitlesini de analiz eden Saygı, özellikle gençlerin büyük risk altında olduğunu belirtti. Kolay para kazanma hayali kuran veya ekonomik sıkıntı çeken gençlerin "hesabını kullandır, komisyonunu al" tekliflerine çabuk kanabildiğini ifade eden Saygı, "Gençler maalesef bu konuda çok savunmasız. Harçlık adı altında verilen cüzi miktarlar için geleceklerini yakıyorlar. Bir yıl sonra kapılarına polis dayandığında ve haklarında onlarca dosya açıldığında iş işten geçmiş oluyor. Birçoğunun psikolojisi bozulmuş durumda. Biz elimizden geldiğince bağırıyoruz, bu tuzağa düşmeyin diye çırpınıyoruz" şeklinde konuştu. Gülten Saygı’nın bu bireysel direnişi, toplumsal farkındalığın artması adına önemli bir örnek teşkil ediyor.




