Türk müziğine yön veren isimlerden biri olan Teoman, Ahmet Mümtaz Taylan’ın sunduğu "Empati" programında, hayranlarını şaşırtan samimi açıklamalarda bulundu. Sahne ışıklarının altındaki görkemli hayatının aksine, çocukluğundan bu yana taşıdığı "eksiklik" ve "onaylanma ihtiyacı" duygularını ilk kez bu kadar net bir dille ifade etti. Henüz iki yaşındayken babasını kaybetmiş olmanın ruhunda yarattığı boşluğu anlatan sanatçı, bu kaybın hayatı boyunca peşini bırakmayan bir huzursuzluğa dönüştüğünü itiraf etti.
Teoman’ın Rol Modelleri Kimdi?
Babasız büyümenin bir erkek çocuğu üzerindeki etkilerini derinlemesine analiz eden Teoman, hayatında gerçek bir otorite veya rehber figürü olmadığını dile getirdi. Sanatçı, güven duygusunun eksikliğini şu çarpıcı sözlerle aktardı:
"Babamı hiç tanımadım. Bu yüzden zihnimdeki erkek figürlerini gerçek hayattan değil, kurgu dünyasından seçmek zorunda kaldım. Benim babalarım Zagor ve Elvis Presley idi."
Bu eksikliğin kendisini sürekli bir stres ve huzursuzluk içine ittiğini söyleyen ünlü rockçı, kadınların çoğunlukta olduğu bir evde büyümenin ise kendisine duygusal bir incelik kattığını, ancak dış dünyayla olan mücadelesinde bir "savunmasızlık" yarattığını belirtti.
"Annem Statü İstiyordu, Ben Şarkıcı Oldum"
Teoman’ın programdaki en dikkat çekici açıklaması ise 93 yaşındaki annesiyle ilgiliydi. Türkiye’nin en çok tanınan sanatçılarından biri olmasına rağmen, annesinin gözünde hiçbir zaman "ideal evlat" profiline erişemediğini söyledi. Toplumda saygınlık ve statü kavramlarının bir anne-oğul ilişkisini nasıl şekillendirdiğine dair önemli ipuçları veren sanatçı, annesinin kendisiyle ilgili hayallerinin çok farklı olduğunu vurguladı. Teoman’a göre, annesi onun toplumda yüksek statülü bir meslek sahibi olmasını (do umut ediyordu. "Ben şarkıcı olduğumda annem yıllarca benden utandı, bu işi bana yakıştıramadı," diyen sanatçı, annesinin ancak son yıllarda, çevresindeki arkadaşları Teoman’ı övmeye başlayınca bu durumu kabullendiğini belirtti.
"İyi Bir Baba Değil, Dürüst Bir Baba Olmaya Çalıştım"
Kızı Zeyno ile olan ilişkisine dair de özeleştirilerde bulunan Teoman, ebeveynlik sürecinde yaşadığı dönüşümü anlattı. Babasız büyümüş birinin baba olma sürecindeki bocalamalarını dürüstçe paylaştı. "Hayal ettiğim o kusursuz baba figürüne hiçbir zaman ulaşamadım," diyen Teoman, stratejisini dürüstlük üzerine kurduğunu söyledi. Kendi içindeki "çocuksu" ruhu öldürmeden babalık yapmanın imkansız olduğunu fark ettiğinde, eski yaşam tarzından vazgeçmesi gerektiğini anladığını ifade etti. Sanatçı, en büyük korkusunun ise ileride "aksi ve çekilmez bir yaşlı" olmak olduğunu ekleyerek, depresif yapısını yenmek için her sabah kendisine telkinlerde bulunduğunu dile getirdi.





