Yaşamla ilgili sorular hep gündemimizdedir aslında. Ancak yanıtlar farklıdır. Hele bir şair, yazar, romancı, öykücü, sanatçı için çok daha farklı düşünceleri, anlatıları, yorumları, yanıtları içerir.
Yaşam başlangıcı, gelişimi, süreci, sonucu, sonu ile bir serüven… Soruların, sorunların, acıların, hüzünlerin, sevinçlerin, şaşkınlıkların, düşlerin, düşüncelerin, kaygıların, korkuların… adresidir de yaşam.
Evet, yaşamın ucu neresidir dersek?..
O zaman genç yaşta yitirdiğimiz, yaşamın peşinden sürüklenmeyi değil, yaşamı peşinden sürüklemeyi seçen Tezer Özlü’nün YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK adlı anlatı yapıtına yöneleceğiz, izini süreceğiz.
Hemen bir açıklama yapmalıyım: Bu kitap, yazarın Almanca kaleme aldığı ve “Bir İntiharın İzinde” adıyla 1983 Marburg Yazın Ödülü'nü alan metnin Türkçesidir. 1984 yılında Tezer Özlü kitabını “Yaşamın Ucuna Yolculuk” adıyla yeniden yarattı diyebiliriz.
Salt bir gezi anlatısı, kentlere yolculuk değil Özlü’nün bu yapıtı. Aynı zamanda varoluşunu anlamlandırmak amacıyla çıktığı on günlük Almanya, Avusturya, İtalya’ya yaptığı yolculukla özdeşleşen bir hesaplaşma, içsel yolculuktur da.
İtalo Svevo’nın, Cesare Pavese’in, Kafka’nın izini sürer. Kurulu düzene, aileye, topluma, dayatılan tüm kimliklere başkaldırır.
Tezer Özlü bu özgün yapıtıyla kaçışı seçmez, varoluşun sesini yükseltir. Yaşama, ölüme, hiçliğe, yabancılaşmaya, toplumsal değerlere ilişkin pek çok konuyu kendine özgü diliyle anlatır.
Çevresindekilerin dışında biri olmanın, kendi olmaya çalışmanın hem acısını hem gücünü en ucuna dek yaşamaya çalışır.
Özlü, yazdıklarıyla, ilişkileriyle, sürdüremediği evlilikleriyle dönemine göre oldukça kararlı, gerçekçi, köktenci bir kadındır.
Her türlü toplumsal düzene, dayatmaya başkaldırması, özgür yaşama istenci ve direnci; yaşamın anlamını, varoluşunu sorgulamasıyla varoluşçu kimliğini de öne çıkarır.
***
Öykü ve roman yazarı Demir Özlü, yazar ve çevirmen Sezer Duru’nun da kardeşi olan Tezer Özlü, kısa yaşamına (1942-18 Şubat 1986) öykü, roman, deneme, senaryo, anlatı dallarında 12 yapıta imza atar. Yarısı kendi üretimi, yaratısı olan yapıtlar, diğer altısı Türkçeye çevirdiği kitaplardır.
Bugün onun 40. ölüm yıldönümü. 44 yaşında yaşamını yitiren Tezer Özlü, “Yaşamın Ucuna Yolculuk” yapıtında da yazdığı gibi “Bana geceler yetmiyor. Günler yetmiyor. İnsan olmak yetmiyor. Sözcükler, diller yetmiyor.” diyerek daha çok yazacağı, söyleyeceği, anlatacağı şeylerin olduğunu duyumsatır bize.
Sonra gene aynı yapıtında “Neden yazılır?” sorusuna da özetle şunları söyleme gereği duyar.
“Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir. Ama insan bu, bir kez bu zavallılıktan sıyrılmaya görsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altında alabilir. İşte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazılır ya da kendi kendine kanıtlamak için.
Çünkü insanın kişisel özgürlüğü, kendi dünyasına egemen olmasıyla başlar. Dünyasına egemen olan insan, acıları coşkuya, bunalımı yaratmaya, sevgisizliği sürekli aşka dönüştürebilir. Ben dünyama egemen olabilmeyi edebiyatla öğrendim.
(…)
İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz.
Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle, okullarınızla, işyerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz.”
Kitabın arka kapak yazısında yer alan şu sözünü paylaşarak noktalayayım yazımı: “Tezer Özlü Türk edebiyatının gamlı prensesi”dir. Anısına saygıyla.