Derler ki; söz, bir duyguyu, bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan sözcük ya da sözcük dizisi.
Söz demişken, söze en güzel yanıtı söz bilgesi Yunus Emre verir dizelerinin gücüyle. Ve der ki:
Söz ola kese savaşı söz ola bitüre başı
Söz ola agulu aşı balıla yağ ide bir söz
Firdevsi de “Tatlı söz söyleyen, hiç kimseden kötü söz işitmez.” der. Tatlı söz, güzel söz, iyi söz; ama kötü söz de sahibine gitsin. Biz iyiye, doğruya, arı-duru kişiliğe yakışan söze gidelim.
Söz üstüne söylenecek çok şey var elbette. Kısa ve özlü söz, demini almış olgun söz her zaman daha etkileyicidir.
Söz gümüşse susmak neden altın ola?.. Demişken aklıma ışıklar içinde olası, anısı güzel insan Sina Akyol’un “Meğer Söz Gümüş” kitabı gelmez mi?
“Sözü Nakışlayan” Ahmet Özer’i, “sözün izini” süren Bilsen Başaran’ı, “Sözün Gümüş Aynası”ndan bakan M.Sadık Kırımlı’yı, “söze derince dokunan” Seval Arslan’ı, ”Söz Ola”yla kendine seslenen; ama bize de önemli sözler ileten Avram Ventura’yı anmadan geçemem ki…
Atila Er susar mı hiç; o da “ben yazıya giderim”, “söz kalsın geriye” der gibidir sanki. Mazhar Alphan sözü örse düşürür, dostlarını toplar başına.
Bilmem hâlâ çıkıyor mu Mersin’de adı güzel o dergi: SÖZYÜZÜ…
***
Söz üstüne bunca söz ettim; ama ben sözü yine “SÖZ DEMİ”ne getireceğim.
Doğrudan salt içkiyle, meyhaneyle algılansa da değil inanın; şiirin, sözün, ezginin, dostluğun, sevginin, barışçıl duyguların, dayanışmanın, paylaşmanın, yaşama sevincinin adıdır, adresidir SÖZ DEMİ.
Bu bağlamda iki yazın emekçisi dostum İLHAN SOYTÜRK’ü ve EŞREF KARADAĞ’ı anmadan geçmem olanaksız. Temeli onla attılar.
Sevgili gazeteci, şair dostum ÜNAL ERSÖZLÜ de geçen hafta 32 kişiyle rekor kırdığımız SÖZDEMİ buluşmamızda elini, kalemini tez tutup güne ilişkin şiirini sıcağı sıcağına paylaştı bizimle. Ben sözü uzatmadan ona bırakıyorum:
“Uzun, ince öğle rakılarından, usulca geliyorum
Mehmed Kemal’e sordum, iç evladım iyidir, dedi.
“Kara taş erir de safi dem olur” demiş Pir Sultan Abdal
Şimdi sözün demlenme vakti, seslenince OĞUZ TÜMBAŞ
****
Bir tren vagonu dost, demlenmiş,
muhabbette uzun süredir.
TUĞRUL şiirce söyledi, bir ‘tamata’ bizim OSMAN AKBAŞAK
Güzelliği paylaşma zamanıdır, haydi ESAT
YÜCELAY “J” sesinde biriken jilet gibi kesiyor yüreğimizi
ATİLLA, gülümseyerek raconu örgütlüyor, ah TALAT abi
MAHZUN ne çok kırlaşmış meğer, görmeyeli bir türkü gibi
İBRAHİM kalbimizde bir akordiyon
çığlıklı Azeri çocuğu.
İLHAN abimiz, Fakir Bayburt ödüllü derviş bir romancı.
SEFA’mız çok iyi, bilgelik yansıyor Bergama’dan çünkü
Gözlüklü bir prostat profesörü, ne güzel adam YUSUF ZİYA.
Biz aslında,
çok hüzünlü vaktin çocuklarıyız o zamanda
Ürkek, soylu, zorlu anlardan gelerek biriktik burada.
HALUK selam söylemiş bu buruk sofraya, yitik dostlar adına
Durmadan ölüyor, ama çoğalıyoruz sonsuzlukta
İnsan nedir HIDIR, yeşil adam, hakiki ölüm unutuluşta
Haydi SELAMİ abi bir şiir oku, kalsın izi hafızamızda
SALİH eski dostluklardan bir çiçek, süzülüp sızmış masaya
HİDAYET ve HÜSEYİN abi, BEKİR, ne çok eksik var sofrada!
Biz kendimizden özümüze, şiirleşiyoruz dizelerde
Azalırken ömrümüz, törpülenip çizilmiş ortak acılarda
Kalbim sen söyle bu SÖZ DEMİNDE, hayatın anlamı nerede?”
***
SÖZ DEMİ dostları 7 Şubat 2026 Cumartesi tarihi bir günü yaşadı. Kimler derseniz, buyurun soframıza:
Abit Dursun , Atilla Köprülüoğlu, Durmuş Taşdemir , Esat Erçetingöz, Hakan Cevher, Hasan Topal, İbrahim Aktaş, İlhan Soytürk, İsmail Akkol, Mahzun Doğan, Mehmet Aksaç , Mustafa Sarı, Mustafa Yıldız, Muzaffer Narman, Oğuz Tümbaş, Şeyhmuz Baraj, Orhan Baykal, M Osman Akbaşak, Salih Debreli, Sefa Taşkın, Selami Şimşek, Talat Aydilek, Gökhan Taner Günsan, Tuğrul Keskin, Ünal Ersözlü, Y.Ziya Ateşci, Fikret Kasapoğlu, Yücelay Sal...