Bursa’da yayımlanan SarmalÇevrim Dergisi ve Suus Yayınları sahibi Bülent Elitok’la söyleştik. Yeni şiir kitabı ETİCA’ya da bağlanarak.

1 - Neden şiir önceliğin?

Aslında sanatı bütünleşik yaratma süreci olarak görüyorum. Diğer sanat alanlarına ilgim hep oldu, oluyor da. Çünkü diğer sanat alanlarını incelemez isek asıl etkinliğimizde yeterli düzeye ulaşmakta sıkıntı duyulabilir diye düşünüyorum. Şiir benim özgürlük alanım. Orada kendimi hiç olmadığım kadar özgür hissediyorum. O nedenle şiirin içindeyim.

Mayakovski şiir işçiliğinden bahseder. Bu anlamda ben bir şiir işçisiyim. Şu anda tamamlanmış 14 şiir dosyam bulunmakta. Bunları yeniden gözden geçirip yayına hazırlıyorum, bir yandan da yeni çalışmalar sürüyor. Çünkü yeni biçimler aramak ve topluma dönük söylemek istediklerim var.

2- Spinoza “ruhun, doğanın, duygulanışın kökü, insanın köleliği, zihin, insan gücü”nü anlatır Ethica’da. Etica adını verdiğin şiir kitabında Spinoza’dan etkilenmiş olabilir misin?

Etik ile ahlak arasında bir ayrım bulunmaktadır. Bunun ayrımına vardıkça aslında, sosyolojik ve psikolojik bir sorundan kaynaklandığını görüyoruz. Bu içsellikten yola çıkıldı, bunun içinde Spinoza’da, Marks’ta, belli durum ve biçimlerde Freud’da var.

Bu çıkışta içinde bulunduğumuz etik çöküşün üzerimde bıraktığı etkilerin payı çoktur.

Yalan söylemin yeni normal olduğu, güven ve dürüstlüğün nadide şeylere dönüştüğü bir dünyada yaşamanın sancısını çeken birisinin söyledikleri var Etica’da. Kısaca acısına sahip çıkan bir şiirin peşine düştüğüm için bu kitap doğdu diyebilirim.

3- Etica’dan etik, ahlaki değerlere bir yolculuk var diye düşünüyorum. ne dersin?

Bireyin ve toplumun temel sorunlarında eksik olan etik değerler, aslında bir sistem sorunudur. Etik değerler zayıfladıkça, toplum çürümeye, güçlünün güçsüzü ezdiği, kazanmak için her yolun yasal olduğu, paranın her kapıyı açtığı, kötülüğün gücüne tapıldığı bir dünyada erdemli kalmak mücadelesi diye düşünebiliriz Etica’yı. Ama bu isyan tadındadır.

Etik değerlerimizi sorgulamak, eleştirel bir tavır amaçlandı. Bunu şiirin kuralları içinde kalarak anlatma çabası olarak da betimleyebiliriz Etica’yı

4- Felsefe, sanat, tiyatro, estetik üzerine çalışmalarını da biliyorum. Bunların şiirine katkısı, etkisi oldu mu?

Kanımca, bir sanat alanında faaliyet yürütebilmek için sanatın gerekliliklerini kavramış olmak gerekli.

İyi bir şair; resim, heykel, tiyatro, sinema, fotoğraf vb. alanlarda yüksek bir beğeni ve analiz yetisine sahip olmalı diye düşünüyorum.

Bu kendi etkinlik alnındaki sanat yaratısının başarısına sınırsız bir katkı sağlar. Beğeni yetisi yüksek insanlar yüksek sanatın doğuşunu sağlayabilir inancındayım. Bu şairin ufkunu ve uykusunu açan bir pencere olarak görülmeli. Ben böyle görüyorum.

5- Bursa’da 9 yıldan beri yayımladığın SARMALÇEVRİM Dergisi, Duran Aydın yönetiminde yolculuğunu sürdürüyor. Türkiye’de edebiyat-sanat dergiciliğinin günümüzdeki durumunu nasıl görüyorsun?

Kâğıt baskı, okuru her geçen gün azalıyor. Nereye ne kadar gider bunu tahmin etmek oldukça zor.

Yaşadığım sürece SarmalÇevrim’in çıkmasını istiyorum. Benden sonra bile sürdürülmesini düşünüyorum. Ama ciddi tehdit altında genel anlamda basın özel olarak dergicilik.

Çığ gibi büyüyen, hepimiz de içine alarak ilerleyen bir sanal dünya var. Gün geçtikçe etkisini arttırıyor. Bugün kâğıt gazete alışkanlığımızı neredeyse kaybettik.

Bir dergi gönderme bir dergi basımı aynı maliyete geldi. Kâğıdın ulaştığı maliyetse aldı başını gitti, her ay farklı bir fiyatla karşılaşıyoruz.

Yazar çevrenin kendisini yenilenmeye ihtiyacı olduğu apaçık. Kaleminden korkan bir yazın var. Dil bilgisi yeterli olmadığı için dilin olanaklarından korkan, yeniyi takip etmediği için yeni biçimlerden korkan bir yazar çevre var.