Ama zor konuları es geçtiğimiz için birçok değer, yapı, şehir, doğa, gelecek elimizin altından kayıyor.
Güneş, kum, renkli hayata 5 dakika ara. Haydi alın kahvenizi.
İzmir için, şimdi son uygulama, şehirlerde ender nefes aldıran, mecburen korunmuş yeşil alanlar olan kışlaları imara açmak.
Kışlaların kent merkezlerinden taşınması hedefleniyor.
Yanlış mı?
Değil.
Ancak daha taşınma kararı alınmadan imar uygulamalarının değiştirilmesi, kalan son yeşil alanları parsel parsel betona boğan projelerin üşüşmesi dikkat çekici.
İnşaat şirketleri arasında askeri alanları ele geçirme yarışı başladı.
Şu anki örnek, Bornova, Doğanlar Mahallesi Hacılarkırı mevkiinde yer alan Cemal Gürsel Kışla Alanı.
Dediğimiz gibi, daha taşınma kararı alınmadan, Milli Savunma Bakanlığı ile TOKİ arasında protokol imzalandı.
Toplam 143 parseli kapsayan alan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı uygulanarak satışa hazırlandı.
Toplu konut, işyerleri, ticaret, ibadet alanı, belediye hizmet alanı, Akaryakıt+LPG Servis istasyonu olarak plana işlendi.
O TANIDIK İSİM
Bazı parseller satılmaya başlandı. İzmir’in yakından tanıdığı bir isim de var. İzmir Ticaret Odası eski başkanı Ekrem Demirtaş’a satışı ile gündeme gelen, yaklaşık 130 bin metrekarelik arsanın önemli büyüklüğü ağaçlık hatta orman. Ve hiçbir alıcı buraları Kent ormanı yapmayı planlamıyor!
Ancak önlerinde şimdilik bir engel var. Kimilerinin ‘onlar istemezükçü’ diye karşı çıktığı demokratik kitle örgütleri, meslek odaları.
Doğanlar’da verilen hukuk mücadelesini yargı haklı gördü. Alanda “rant yaratıldığı” gerekçesiyle 2016’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın parsele özel onayladığı imar planları iptal edildi.
Ancak Bakanlık tarafından zaman kaybedilmeden iptal edilen planın neredeyse aynısı yeniden onaylanarak 25 Nisan 2018 tarihinde askı ilanına çıkarıldı. Şimdi odalar ikinci kez dava açtı.
Söz konusu alanı bilenler orada ağaçların bir ormana dönüştüğünü de bilirler. Anayasanın 169. maddesine göre de orman sınırlarında daraltma yapılamaz.
İyi de dinleyen kim?
Uçakla gelirken herkes İzmir’e şöyle bir bakmıştır. Koca bir beton mezarlık görürsünüz. Eğer aralarda kalmış yeşil alanlar varsa orası ya sorunlar nedeniyle yapılaştırılamayan İnciraltı ya da kışla alanlarıdır.
Şimdi sıra onların özel mülkiyete konu edilmesine geldi.
Hiç mi yurtdışını gezmiyor, dünyanın birer turizm kasası haline gelen kentlerini görmüyorsunuz?
Kentlerin içindeki parklarda gezmediniz, hatta ormanlarda nefes almadınız mı?
Sadece kıyılar düzenlenerek ‘inci şehir’ yaratılamaz.
Kaldı ki, bu alanlar bugüne kadar bir şekilde korunmuşsa bundan sonra korumak da tüm kentlilerin görevi.
Ankara’dan plan yapacaksınız, görevi dar gelirliye konut sağlamak olan TOKİ ile buraları parsel parsel satacaksınız ve İzmirli karışmayacak?
Askeri alanları kent parklarına, mesire alanlarına, kültür ve spor alanlarına ve benzeri kamusal kullanımlara dönüştürmek neden bu kadar zor?
Doğanlar kışla alanı şimdi bir örnek.
Sarı öküz hikayesini bilirsiniz. Oluşturulacak emsalle diğer kışla alanlarının da beton bloklara döndüğünü görmeden önceki son dönemeç.
Yani bir gün ‘Ah o sarı öküzü vermeyecektik’ demek istemiyorsak, kent bilinciyle farkındalık geliştirmek zorundayız.
Yoksa biz böyle güneş kum, deniz derken, onlar türkü söylemeye devam edecekler; oy kışlalar, kışlalar!