Karşıyaka: Yeşil; İslam

Kırmızı; Türklük
karsiyaka-7

Kuruluş yılları koşullarında yeşil ve kırmızının ulusalcı ve dinsel birleştirici anlamları taşımaktadır.
Karşıyaka Spor Kulübü'nü 1 Kasım 1328 yılında (yani 1912) bugünkü adıyla kurulmuştur. Kaf-Sin-Kaf bugünkü K.S.K harflerinin okunuşudur. Karşıyaka kulübünün kurucularının 1. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de 8 yıl Türk ulusunun bağımsızlığındaki gayretleri nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk tarafından ay-yıldız kullanılmasına izin verilmiştir. Logo cumhuriyet döneminden sonra yönetim olarak yeni şekline sokulmuştur. Yeşil-kırmızı renklerindeki yeşil İslamı, kırmızı da Türklüğü temsil etmektedir.

Altay’ın renkleri
kırmızı ve beyazdı
altay-8

Türk futbolunda İzmir’de yaşayan Ruhm, İngiliz ve lavanten takımlara kafa tutan İzmir takımlarından Altay milliyetçiliğin de sembol takımlarından birisi oldu. 16 Ocak 1914 yılında kurulan kulübün ismi Türklerin Altay'dan kopup Anadolu'ya yerleşmesi dolayısıyla Altay adını aldı. Yunan, Ermeni ve İtalyan takımlarıyla yaptığı maçlarda başarılı sonuçlar elde eden, Altay'ın ilk renkleri milli renklerimiz olan kırmızı-beyazdı. İzmir’in işgali ve savaş yıllarındaki matem nedeniyle kulübün aldığı kararla renkler siyah-beyaz olarak değiştirildi.

Altınordu: Kırmızısı

kandan lacivert çelikten
altinordu-10

Altınordu, 26 Aralık 1923 tarihinde 11 kişi tarafından İzmir'de kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan kısa bir süre sonra Türk Kurtuluş Savaşı nedeniyle kulüp bünyesinde ara verilen sportif faaliyetler tekrar başladı.Cumhuriyetin kurulması ile birlikte kulübün isminin de buna uygun olması kararı alındı. Bu doğrultuda önerilen ilk isimler Zafer, Hilal ve Kurtuluş oldu. Yapılan her toplantıda yeni isimler önerilmeye devam ediliyordu. Önerilen isimlerden Göktürk ve Sakatürk diğerlerine göre ağırlık kazanmaya başlamıştı. Toplantıyı idare eden Süleyman Ferit Bey (Eczacıbaşı) ise bir Türk İmparatorluğu olan Altınordu'yu kulübün adı olması için teklif etti. Bu teklif diğer kişiler tarafından da kabul edildi ve kulübün ismi Altınordu oldu. Kulübün temsil renkleri kırmızı ve lacivertti. Bu renklerden kırmızı kanı, lacivert ise çeliği temsil eder.

İzmirspor: Paşa ve

bankayla gelen değişim
izmirsporeski

İzmirspor 1923 yılında Eşrefpaşa semtinin ileri gelenleri tarafından, turuncu-siyah renklerle 'Altınay' adıyla kuruldu.Bu takımın renkleri de çekirdeğini oluşturan eski kulüplerden tamamen farklı olarak mavi-beyaz'dı. Ancak renkler 29 Ekim 1931'de değiştirildi. Malül Gaziler Kupası'nda Karşıyaka ile yapılacak maç için, zamanın 1. Ordu Komutanı Fahrettin Altay Paşa mavi-beyazın 'Yunanlıları' çağrıştırdığını söyleyince futbolcular alelacele Atatürk Lisesi'nden getirilen sarı-mor renkli formalarla maça çıktı. Daha sonra genel kurulda küçük bir hamleyle renkler lacivert-beyaz olarak değiştirildi. Yeni amblem de o dönemde oluştu. Ancak, üçgen zemin içine yapılan amblemdeki 'İ' ile 'S' İşbankası'nı çağrıştırdığı için bu banka ile mahkemelik olundu. Mahkeme sonrasında amblem bugünkü şeklini aldı.

Göztepe:Yeşil-beyazdı
sarı-kırmızı oldu
karsiyaka-7
Göztepe bugüne kadar bilindiği gibi Altay’dan kopan futbolcuların kurduğu bir kulüp değil, Altay’dan ayrılan oyuncuların kurulmakta olan (Göztepe Zaferspor’a) katılmasıyla oluşmuş bir kulüptü. 14 Haziran 1925’te kurulmasına karar verilen Göztepe Zaferspor’un renkleri yeşil-beyazdı. Hatta Göztepe tarihinde ilk oynadığı (16 Ekim 1925) Karşıyaka ile Altınordu (23 Ekim 1925) maçlarına bu renkteki formalarla çıktı. Ancak renkler hem semt halkı, hem de futbolcular tarafından benimsenmeyince güneşin rengi isyanın ve asilliğin sembolü sarı ile asaletin ve efsanenin rengi kırmızı benimsendi. Göztepe’nin resmi kuruluşu Ekim ayının sonunda gerçekleşti.

Yelken sporunun öncüsü İzmir

yelken
Karşıyakalı kent araştırmacısı Bedri Cumhur Doğu tarihi bir gerçeği ortaya çıkartıp Türkiye’de ilk yelken yarışlarının sadece İstanbul Moda’da değil, İzmir’de Karşıyakalılar tarafından düzenlediğini belgeledi. 1925 yılında yelken şubesini hayata geçiren Karşıyaka gibi İzmir’in yeni kurulan Göztepe Kulübü de 1926’da Denizcilik Şubesi’ni hayata geçirdi. Bu iki kulüp Türk yelkenciliğinin öncüleri olmuştu. Yerel anlamda bu yıllarda İzmir Körfezi’nde Karşıyaka ve Göztepe ile birlikte Altınordu, Demirspor ve İzmir Deniz Kulübü sporcuları yarışmışlardır. Ulusal anlamda ilk yarışlar İstanbul’da gerçekleşiyordu. 1933 yılında İstanbul’da yapılan Şarpi sınıfı Türkiye Birinciliği’nde Refik Çullu-Fethi Ilgaz birinci olmuştur. Kısa süre önce kaybettiğimiz Karşıyaka’nın sembol ismi onursal başkanı Selçuk Yaşar da kardeşi Selman ile birlikte yelkende Türkiye şampiyonluğu elde etmiş bir sporcuydu.

Efsanelerin buluşması

efsaneler
1963 yılının Eylül ayında, İzmir’in Güzelyalı semtindeki Göztepe Stadının toprak zeminli atletizm pistinde bir grup genç atlet idman yapıyordu. Pistte toplu olarak koşup ısınan gençlerin içinde bir tanesi güçlü fiziğiyle diğerleri arasında öne çıkıyordu. Bu delikanlının sporla haşır neşir olduğu belliydi. Genç atletler idmanlarını tamamladıktan sonra çıkmak üzere saha kenarına yöneldiler. O sırada, “Delikanlı, bir dakika bakar mısın!” diye bir ses duyuldu. Seslenen elli yaşlarında bir adamdı. Genç kendisine seslenen adamın yanına gitti. “Birazdan maçımız var, sen de oynamak ister misin?” diye sordu orta yaşlı adam. Top oynamayı zaten çok seven genç hiç düşünmeden, “Olur,” diye kabul etti bu teklifi. Maç başladıktan biraz sonra saha kenarından seyreden orta yaşlı adam yanılmadığını anlamıştı, futbolcu kumaşı vardı bu delikanlıda. Böylece henüz lise öğrencisiyken Altınordu takımına katılan gencin adı İsmet Orhunbilge, saha kenarında onu izleyerek maçta oynatan orta yaşlı adamsa Türk futbolunun büyük isimlerinden, Altınordu kulübünün simgesi Sait Altınordu idi. Altınordu’nun efsane ismi İsmet Orhunbilge dönemin en iyi atletiydi, yüksek atlama, cirit atma ve uzun atlamada da tüm rakiplerini geride bırakan bir isimdi. Sait Altınordu, bir anlamda kendisi gibi Altınordu’da efsaneleşecek İsmet Orhunbilge’yi böyle keşfetmişti.