Sevgililer Günü geldiğinde vitrinler kırmızıya bürünüyor, çiçekçiler önünde kuyruklar oluşuyor, restoran rezervasyonları günler öncesinden doluyor. Ancak 14 Şubat’ın en basit ama en hararetli tartışması bu yıl da değişmedi: Bir çiçek yeter mi?
Kimi için tek bir kırmızı gül, “Seni düşündüm” demenin en zarif hali. Kimi içinse sadece bir çiçek, günü geçiştirmek anlamına geliyor. İşte bu noktada romantizmin tanımı kişiden kişiye değişiyor.
“Önemli olan düşünülmek” diyenler
Bir kesim için mesele hediyenin büyüklüğü değil, niyetin samimiyeti. Özellikle uzun süredir birlikte olan çiftler arasında “abartıya gerek yok” görüşü öne çıkıyor.
Bu görüşü savunanlar şunu söylüyor:
-
Tek bir çiçek bile hatırlanmış olmanın göstergesidir.
-
Gösterişten uzak bir jest daha değerlidir.
-
Asıl önemli olan birlikte geçirilen zamandır.
Onlara göre romantizm, pahalı hediyelerle değil, içtenlikle ölçülür. Bir çiçek, yanına iliştirilen küçük bir not ya da içten bir sarılma; yeterince anlam taşır.
“Sadece çiçekle olmaz” diyenler
Diğer tarafta ise Sevgililer Günü’nü özel bir gün olarak gören ve daha özenli bir hazırlık bekleyenler var. Bu kesim için mesele maddi değer değil, emek.
“Bir çiçek yetmez” diyenlerin ortak noktası şu:
Özel bir gün, sıradan bir jestle geçiştirilmemeli.
Bu görüşe göre:
-
Bir plan yapılmalı.
-
Günün anlamı hissettirilmelidir.
-
Çaba gösterildiği belli olmalıdır.
Bir çiçek güzel bir başlangıç olabilir ama yanında bir yemek, sürpriz bir not ya da birlikte geçirilen planlı bir akşam beklentiyi karşılar.
Asıl mesele çiçek değil beklenti
Uzmanlara göre tartışmanın özü çiçek değil; beklenti farklılığı. Bir taraf için sembolik olan bir jest, diğer taraf için yetersiz görülebilir. Sorun, bu beklentilerin çoğu zaman açıkça konuşulmamasıdır.
Bir kişi “Sade bir akşam yeter” diye düşünürken, diğeri içten içe daha özel bir kutlama hayal edebilir. Beklentiler dile gelmediğinde ise küçük bir çiçek büyük bir hayal kırıklığına dönüşebilir.
Sevgililer Günü’nde karşılaştırma duygusu da tartışmayı büyütüyor. Sosyal medyada paylaşılan lüks hediyeler, sürpriz tatiller ve gösterişli organizasyonlar, “Acaba bana yapılan yeterli mi?” sorusunu beraberinde getiriyor.
Oysa her ilişkinin dinamiği farklıdır. Başkalarının kutlama biçimi, bir ilişkinin değerini belirlemez.
Romantizm miktarla ölçülür mü?
Asıl soru belki de şu: Romantizm hediyenin sayısıyla mı ölçülür, yoksa hissettirdiği duyguyla mı?
Bir çiçek bazen yıllarca unutulmaz. Bazen de en pahalı hediyeler bile içi boş kalabilir. Önemli olan jestin büyüklüğü değil, karşı tarafın kendini değerli hissedip hissetmediğidir.
Sevgililer Günü’nü kriz yerine fırsata çevirmek mümkün
Çiftlerin bu günü gerilim yerine bağ güçlendirme fırsatına dönüştürmesi mümkün. Bunun için:
-
Beklentiler açıkça konuşulmalı.
-
Maddi değil, duygusal değer öncelik olmalı.
-
Gösteriş yerine samimiyet tercih edilmeli.
-
Birlikte zaman geçirmek ön plana çıkarılmalı.
Sonuçta 14 Şubat tek bir gün. Ancak ilişkiler yılın 365 günü yaşanıyor.
Belki de doğru soru “Bir çiçek yetmez mi?” değil; “Bu jest bana kendimi nasıl hissettirdi?” sorusu olmalı.





