CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin verilen “mutlak butlan” kararı, partide yalnızca genel başkanlık tartışmasını değil, son üç yılda alınan kurultay kararlarını da belirsizliğe sürükledi. Özgür Özel yönetimi kararı “siyasi darbe” olarak nitelendirip hukuki ve siyasi mücadele mesajı verirken, Kemal Kılıçdaroğlu cephesinden “partinin bölünmesine izin verilmeyecek” açıklamaları öne çıkıyor. Kararın ardından CHP’de olağanüstü kurultay, disiplin süreci, yedek parti ve parti içi dengeler en kritik başlıklar haline geldi.
CHP’de dengeleri sarsan karar
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin davada istinaf mahkemesinin verdiği “mutlak butlan” kararı, parti tarihinde benzeri görülmemiş bir sürecin kapısını araladı. Karar, yalnızca Özgür Özel ve mevcut yönetimin görevden düşmesi sonucunu doğurmadı; aynı zamanda 38. Kurultay sonrasında yapılan olağanüstü kurultaylar, tüzük değişiklikleri ve parti programındaki düzenlemelerin de “yok hükmünde” sayılması tartışmasını beraberinde getirdi. Bu tabloyla birlikte, 25-26 Temmuz 2020’de yapılan 37. Olağan Kurultay’da seçilen Kemal Kılıçdaroğlu ile o dönemin Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin yeniden görevlerine dönmesinin önü açıldı.
Özel yönetimi kararı tanımıyor
Kararı “siyasi darbe” olarak nitelendiren Özgür Özel yönetimi, CHP Genel Merkezi’ni terk etmeme ve hukuki mücadeleyi sonuna kadar sürdürme kararı aldı. Parti yönetimi, kararın ardından Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldığını, Yüksek Seçim Kurulu’na da başvurulduğunu duyurdu. Genel merkez cephesinde “direniş” söylemi öne çıkarken, Özel’in önceliğinin hem partide kalmak hem de muhalefet partileriyle birlikte toplumsal tepkiyi büyütmek olduğu ifade ediliyor. Özel yönetiminin, CHP’den ayrılarak yeni bir partiyle yola devam etme seçeneğini ise şimdilik gündemine almadığı belirtiliyor. Özel’in “Ev sahibiyiz, kiracılar gider ev sahipleri kalır” çıkışı da bu yaklaşımın en net mesajı olarak değerlendiriliyor.
Kılıçdaroğlu nasıl dönecek?
Kararla birlikte Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık görevine dönmesinin önü açılırken, eski CHP liderinin hemen olağanüstü kurultay kararı almasının beklenmediği belirtiliyor. Kılıçdaroğlu’na yakın kaynaklara göre öncelikli hedef, partinin bölünmesini engellemek ve süreci kontrollü biçimde yürütmek olacak. Bu kapsamda mahalle ve ilçe kongrelerinden başlayacak olağan kurultay takviminin işletilmesi güçlü seçenekler arasında gösteriliyor. Kılıçdaroğlu cephesinden gelen mesajlarda, “CHP’nin bölünmesine izin verilmeyeceği” vurgusu yapılırken, hakkında yolsuzluk ya da usulsüzlük iddiaları bulunan isimlerle ilgili daha mesafeli bir tutum alınabileceği de kulislerde konuşuluyor.
Olağanüstü kurultay seçeneği masada
CHP tüzüğüne göre olağanüstü kurultay; genel başkan, Parti Meclisi ya da delegelerin salt çoğunluğuyla toplanabiliyor. Ancak karar sonrası Parti Meclisi dengelerinin nasıl şekilleneceği net değil. Özgür Özel’e yakın çevrelerin, delege imzasıyla olağanüstü kurultay seçeneğini zorlayabileceği belirtiliyor. Buna karşın Kılıçdaroğlu cephesinin daha çok olağan kongre takvimini işletme eğiliminde olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde CHP içindeki en kritik mücadele alanlarından birinin kurultay takvimi olacağı değerlendiriliyor.
Parti içi ayrışma büyür mü?
Karar sonrası CHP’de en çok tartışılan başlıklardan biri de parti içi kopuş ihtimali. Bir süredir kulislerde, Özel yönetiminin olası hukuki tıkanıklıklar karşısında “yedek parti” seçeneğini değerlendirebileceği konuşuluyordu. Ancak mevcut tabloda Özel yönetimi, CHP içinde kalıp mücadele etme eğiliminde. Buna rağmen temyiz sürecinin uzaması ve yaklaşan seçim takvimi, alternatif siyasi formüllerin tamamen masadan kalkmadığını gösteriyor. Parti içinde hem Kılıçdaroğlu’na hem de Özel’e yakın isimlerin bulunduğu PM ve YDK dengesi ise hızlı ve sert kararların alınmasını zorlaştırabilir.
Kararın ardından gözler şimdi üç başlığa çevrildi:
- Kılıçdaroğlu yönetimi nasıl geri dönecek?
- Özgür Özel yönetimi hangi yolları zorlayacak?
- CHP içinde yeni bir ayrışma yaşanacak mı?
Disiplin süreci tartışması
Kılıçdaroğlu’nun dönüşü halinde, parti içinde bazı isimlere yönelik disiplin süreci başlatılıp başlatılmayacağı da merak konusu. Kulislerde, hakkında yargı süreci bulunan bazı belediye başkanları, parti yöneticileri ve milletvekilleri için “üyeliği askıya alma” formülünün gündeme gelebileceği konuşuluyor. Ancak bu konuda kısa vadede hızlı bir adım beklenmiyor. Parti organlarındaki güç dengesi ve sürecin siyasi sonuçları, disiplin mekanizmasının dikkatli işletilmesini zorunlu kılıyor.
Muhalefetten Özel’e destek
Kararın ardından muhalefet partilerinin büyük bölümü, gelişmeyi CHP’nin iç meselesi olarak değil, demokratik siyasete müdahale olarak değerlendirdi. Özgür Özel de muhalefetin CHP’ye değil, demokrasi zeminine sahip çıktığını vurguladı. Cumhur İttifakı cephesinde ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklaması dikkat çekti. Bahçeli, Özgür Özel’in yargı kararını tanımama tutumunu doğru bulmadığını belirterek, Kılıçdaroğlu ile ortak bir yol bulunması gerektiğini ifade etti.
CHP’yi zorlu bir süreç bekliyor
“Mutlak butlan” kararı, CHP’de yalnızca liderlik tartışmasını değil; kurultayların geçerliliğini, parti organlarının meşruiyetini, aday belirleme süreçlerini ve muhalefetin seçim stratejisini de doğrudan etkileyebilecek bir siyasi kriz yarattı. Özgür Özel cephesi hukuki ve toplumsal mücadeleye hazırlanırken, Kemal Kılıçdaroğlu cephesi kontrollü dönüş ve parti bütünlüğü mesajı veriyor. Ancak kararın yarattığı belirsizlik, CHP’de önümüzdeki dönemin hem mahkeme salonlarında hem de parti örgütlerinde sert geçeceğini gösteriyor.




