İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren ve 140 türden yaklaşık 1800 canlıya ev sahipliği yapan İzmir Doğal Yaşam Parkı, bugünlerde doğanın en saf ve şaşırtıcı hikâyelerinden birine sahne oluyor. Baharın gelişiyle doğanın canlandığı parkta, biyolojik çeşitliliğin ötesinde derin duygusal bağlar ve hayatta kalma mücadeleleri ön plana çıkıyor. Parkın sakinleri arasında yaşanan bu özel durum, hem personeli hem de ziyaretçileri duygulandıran bir dayanışma örneği sunuyor.

Ayı inlerinde bahar neşesi ve yeni yaşamlar

Parkın en iri cüsseli sakinlerinden biri olan ayı Şımarık, kış uykusu döneminde doğanın mucizesini gerçekleştirerek ininde iki sağlıklı yavru dünyaya getirdi. Biri dişi dişi diğeri erkek olan bu minik yavrular, yaklaşık 300 gram ağırlığında, gözleri kapalı ve tüysüz olarak hayata gözlerini açtı. Doğal Yaşam Şube Müdürü Serkan Eğrilmez, ayıların devasa yapılarının aksine oldukça küçük doğan yavrularının, anneleri tarafından aylarca in içerisinde emzirilerek büyütüldüğünü ifade etti. Baharın ilk ışıklarıyla birlikte gün yüzüne çıkan yavruların gelişim süreci uzman ekiplerce titizlikle takip ediliyor.

Türkiye çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya: 2040 yılı kritik eşik
Türkiye çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya: 2040 yılı kritik eşik
İçeriği Görüntüle

2.05.2026 35F9F2C7 37D3 432A B7C0 07B99D02B8Ec-1

Sokaklardan doğal yaşama uzanan bir nesil

Ayıların İzmir'deki varlığı, aslında hüzünlü bir geçmişin onurlu bir mirasına dayanıyor. Geçmişte sokaklarda zorla oynatılan "dansçı ayıların" kurtarılmasıyla başlayan bu süreç, bugün Doğal Yaşam Parkı'nda özgürce yaşayan sağlıklı bir koloniye dönüştü. Serkan Eğrilmez, parkta yaşayan ayıların o dönem kurtarılan hayvanların torunları olduğunu belirterek, yaban hayvanlarını mümkün olduğunca doğal ortamlarında görmeyi arzuladıklarını ancak insanla temas etmiş ve doğada yaşama şansı kalmamış canlılara en iyi koşullarda ev sahipliği yaptıklarını vurguladı. Yeni yavruların da ilerleyen dönemde ses ve koku adaptasyonuyla diğer ayıların arasına katılması planlanıyor.

Öksüz kalan yavru zebranın hüzünlü öyküsü

Parkın diğer tarafında ise tüm görevlilerin üzerine titrediği zebra yavrusu Gözde'nin hikâyesi yürekleri burkuyor. Henüz üç aylıkken annesini kaybeden Gözde, hayatının en hassas evresinde kimsesiz kaldı. Bu süreçte veteriner hekimler, bakıcılar ve teknik personelden oluşan ekip, minik zebranın yeni ailesi oldu. Özel biberonlarla beslenen ve gece gündüz gözetim altında tutulan Gözde, insan elinin şefkatiyle hayata tutunmayı başardı. Ancak asıl sürpriz, Gözde'nin kendi türüyle değil, komşularıyla kurduğu bağla ortaya çıktı.

2.05.2026 81Ec59B7 4899 4Bc4 8C9E 5E55F4A910C7-1

Zürafaların koruması altındaki zebra Gözde

Sürüye katılması için serbest bırakılan Gözde, beklenmedik bir şekilde kendi türü olan zebraların yanına gitmek yerine zürafalara yöneldi. Daha önce tellerin ardından kurulan sessiz iletişim, alanda güçlü bir dostluğa dönüştü. Parkın zürafaları Kamili ve Radost, öksüz kalan bu küçük zebrayı adeta kendi yavrularıymış gibi sahiplendi. Veteriner Hekim Duygu Aldemir, Gözde'nin yalnız kalmaktansa kendini güvende hissettiği zürafaların yanında olmayı tercih ettiğini belirtti. Şu an parkın en dikkat çeken "arkadaş grubu" haline gelen bu üçlü, alanda birlikte gezerek doğadaki türler arası dayanışmanın en güzel örneğini sergiliyor. Uzmanlar, Gözde'nin zamanla kendi sürüsüne de uyum sağlayacağını ancak şimdilik bu güvenli limanda büyümesinin onun sağlığı için en iyisi olduğunu ifade ediyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ