Durakta üç kişi
Adam, kadın ve çocuk
Adamın elleri ceplerinde
Kadın çocuğun elini tutmuş.
Adam hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü.
Kadın güzel
Güzel anılar gibi güzel.
Çocuk
Güzel anılar gibi hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi güzel...

Böyle anlatıyor Cemal Süreyya durakta bekleyen insanlarımızı. Hangimizin yaşamında yok ki otobüs durakları, dolmuş durakları? İşimize, evimize, evlatlarımıza, sevgilimize, dostlarımıza kavuşturacak dolmuş ve otobüsleri sabırla beklediğimiz duraklar...

Ankara'da çalıştığım yıllarda yüzlerce kez beklemiştim Kızılay duraklarında. Sağ-sol çatışmalarının gündemde olduğu yıllardı. Ancak bugünkü gibi halk düşmanlarıyla karşı karşıya değildik. Terörün böylesine acımasız yüzüyle karşı karşıya gelmemiştik.

Kimisi henüz doğmamıştı, annesi Songül Bektaş'ın karnında 6,5 aylıktı. Katiller doğmasına izin vermemişti. Destina Peri Parlak 16'sında bir lise öğrencisiydi. Yakını haykırıyordu; “Hangi iktidar bir genç kızın yaşamından daha değerli?” Ozancan Akkuş ve Berkay Baş ODTÜ'nün pırıl pırıl öğrencileriydi. Ozancan 10 Ekim Barış Mitingi'nde yitirdiği arkadaşı Ali Deniz'in arkasından “Gözlerimizden akan yaş bil ellerinizdeki kanı temizleyemeyecek” demişti.

Nusrettin Can kendi gibi hukuk fakültesi öğrencisi olan kız arkadaşı Zeynep Başak Güloy ile el ele, hayallerini konuşuyordu bombalar patladığında. Yine üniversite öğrencileri Sümeyra Çakmak, Feyza Acısu KPSS'ye hazırlanıyorlardı. Ölüm, Feyza'yı otobüs durağında annesiyle telefonla konuşurken yakalamıştı. Mehmet Emre Çakar daha 17'sindeydi, babasından yapılacak karaciğer nakliyle hayata tutunmaya çalışıyordu.

Üniversite öğrencileri, devlet memurları, polis ve güvenlik görevlileri, durakta ekmek parası peşinde koşan taksi şoförleri, durağın çaycısı ve oğlu milli futbolcu Umut'a son kez tribünden el sallayan Kemal Bulut... Yaşamları bir otobüs durağında kesişti ve sona erdi. Onlar halktı. Halk düşmanlarınca katledildiler.

Cemal Süreyya ile başladık, Şükrü Erbaş'la bitirelim;

Canı cehenneme rahat uyuyanın
Kapısını örtenin, perdesini çekenin.
Yüreği yalnız kendisiyle olanın
Duvarları ancak çarpınca görenin
Canı cehenneme
Başkasının yangınıyla
Evini ısıtıp, yemeğini pişirenin...