Sığınacak bir bahane buldular sonunda. Enflasyonda, işsizlikte, hayat pahalılığında, gelir adaletsizliğinde, hukuksuzlukta, çiğnenen özgürlüklerde, yolsuzlukta, tüm olumsuzluklarda faturayı Ortadoğu savaşına kesiyorlar. Emekli 'geçinemiyoruz' diyor. 'Savaşın etkisi' diyorlar. İşçi 'asgari ücret yetmiyor' diyor, ''Hürmüz Boğazı kapatıldı' diyorlar. İşsiz genç 'İş bulamıyorum 'diyor, 'Petrol rafinerileri bombalanıyor' diyorlar.
Daha önce Rusya-Ukrayna savaşını bahane ediyorlardı. Baktılar Rusya'da ekonomi tıkırında, Ukrayna ise bize buğday ihraç ediyor, bu bahaneden vazgeçtiler. Yine de iyi, çok daha önce 'Açız' diyenlere 'Bayrak inmez, 'Faturaları ödeyemiyorum, maaşım yetmiyor' diyenlere 'Ezan susmaz' diyorlardı.
****
Şimdi tek bahaneleri ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş. Unuttukları bir şey var. Savaşın ağır koşulları ve yüksek enflasyona karşın İran, asgari ücrete yüzde 60 oranında zam yapıldığını açıkladı. Ekonomisi şahlanan(!) ülkemizde ise bu zam yüzde 27'lerde kaldı.
TÜIK'in makyajlı verilerine göre Ocak ayı enflasyonumuz yüzde 4.84 ,Şubat ayı ise yüzde 2.96 olarak gerçekleşti .Bu ay akaryakıta yapılan korkunç zamlardan sonra Mart ayı enflasyonunu varın siz tahmin edin.
Aslında gözden kaçırmak istedikleri gıda enflasyonu korkunç boyutlarda seyretmekte. Ocak ayında yüzde 6.59 olan gıda enflasyonu, Şubat ayında yüzde 6.89 olarak gerçekleşti. Böylece gıda enflasyonunda dünyada 175 ülke arasında 3.cü sıraya yerleşmiş olduk. Avrupa ve G-20 ülkeleri arasında ise birincilik bayrağını kimselere bırakmıyoruz. Bu rakamların 145 ülkenin yıllık enflasyonunun üzerinde olduğunu da hatırlatalım. Savaş sonucu artan petrol fiyatlarının mazot fiyatlarını etkileyeceğini, doğalgaz fiyatlarındaki artışın ise kimyasal gübre fiyatlarını artıracağını yadsıyamayız. Yine de patlıcanda 300 lira, biberde 250 liralık fiyatı bize yaşattıkları için AKP iktidarına ne kadar teşekkür etsek azdır(!). Dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 32 bin 365 lira, yoksulluk sınırının 108 bin lira olduğu bir ülkede bol bol patlıcan-biber tüketilebilir (!) demektir. Mevcut tarım politikalarının sürdürülmesi halinde üretim maliyetinin daha artarak çiftçinin borçlanmasının katlanacağını, üretimden vazgeçeceğini artık herkes biliyor.
****
2026'nın ilk iki ayında bütçeden ödenen faiz giderleri 640 milyar 240 milyon lira. Nereden çıkacak bu para? Elbette vergilerden; Vur abalıya. Birçok üründe KDV yüzde 8'den yüzde 10'a çıkarıldı. El koyulan mallar, şirketler babalar gibi satılmakta. Kurumlar vergisinde bazı istisnalar kaldırıldı. Menkul sermaye gelirlerindeki stopajlar arttırıldı. Bedelli askerlik ücretine yüzde 25 zam yapıldı. Trafik cezaları el değil can yakıyor. 2020'de 5 milyar lira olan tahsilat 2025'de 70 milyar liraya ulaştı. Yeni yılda yapılan korkunç düzenlemelerden sonra trafik cezaları bütçede önemli bir kalemi oluşturacağa benziyor. Peki vergide adalet var mı? Ne gezer, vergi borçları silinen müteahhitler, off-shore hesaplar, vergilendirilmeyen kurumlar hiç eksik değil.
Ekonomideki çöküşü savaşı bahane ederek izah etmeye çalışıyorlar da yolsuzlukları, hukuksuzlukları, adaletsizlikleri, gazetecilerin tutuklanmasını nasıl savaşa bağlayacaklar onu merak ediyoruz.