Türk şiirinin epik ve lirik damarını tescil eden, dizeleriyle kuşaklar boyu hüzün ve isyanın sesi olan büyük usta Ahmet Telli, aramızdan ayrılışının derin hüznüyle son yolculuğuna çıkıyor. Geçtiğimiz günlerde, 10 Temmuz tarihinde hayat gözlerini yuman usta sanatçı için başkent Ankara’da geniş çaplı bir kurumsal uğurlama ve anma organizasyonu yürütülüyor. Ankara'da İnşaat Mühendisleri Odası'nın Necatibey binasında düzenlenen tören, şairin hayatına dokunduğu binlerce seveninin katılımıyla adeta kentsel bir saygı duruşuna dönüştü. Mülki idare, sanat çevreleri ve sivil toplum kuruluşlarının lojistik destek verdiği anma alanında, sabahın erken saatlerinden itibaren yoğun bir kalabalık toplanmaya başladı.
Usta yazarın naaşının bulunduğu tabut, tören salonuna getirildiği an binadaki desibel seviyesi duygusal bir zirveye ulaştı. Salondaki yüzlerce kişi, Telli'nin tabutunu kırmızı karanfiller yağmuru ve gözyaşları içinde karşıladı. Şairin ailesi, yakın dostları, edebiyat talebeleri ve meslektaşları usta kalemi dakikalarca ayakta alkışlayarak ona olan vefalarını tescil etti. Binanın fiziki parselasyon sınırları bu devasa kalabalığı taşımakta yetersiz kalınca, anma programını takip etmek ve şaire son kez veda etmek isteyen binlerce vatandaş Necatibey Caddesi üzerindeki koridorlara ve dış mekanlara taştı. Kentsel asayiş ekipleri, bina çevresindeki yoğun yaya lojistiğini düzenlemek adına caddede geçici önlemler aldı.
Kültür ve siyaset dünyası anma töreninde buluştu
Yaşamı boyunca her zaman toplumun ve ezilenlerin yanında yer alan, tescilli muhalif ve dik duruşuyla bilinen Ahmet Telli'nin cenaze merasimi, geniş bir siyasi ve kültürel yelpazeyi de ortak bir acıda buluşturmayı başardı. Kürsüde yapılan konuşmalarda, Telli'nin sadece estetik bir dil işçisi olmadığı, aynı zamanda Türkiye'nin toplumsal dönüşüm süreçlerinde entelektüel bir rehber ve mücadele insanı olduğu sıklıkla vurgulandı. Törende konuşma yapan edebiyat eleştirmenleri, onun şiir tüzüğünün zamana karşı ne denli dayanıklı olduğunu bilimsel dökümlerle anlattı.
Usta şairin ailesinin taziyeleri kabul ettiği salonda, parlamento düzeyinde de yoğun bir temsil gözlendi. Törene, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DEM Parti ve CHP milletvekilleri ile çok sayıda şair, yazar ve sanatçı da katıldı. Farklı ideolojik kulvarlardan gelen isimlerin şairin tabutu başında yan yana gelmesi, Ahmet Telli şiirinin birleştirici gücünü bir kez daha kanıtladı. Dostları, usta yazarın dizelerindeki tescilli direniş ve umut vurgularının, kendisinden sonra gelen genç şair kuşakları için siber ve fiziki mecralarda birer klavuz olmaya devam edeceğini belirtti. Anma programının tamamlanmasının ardından şairin naaşı, ikindi vakti kılınacak cenaze namazı lojistiği için camiye nakledilecek ve ardından Ankara Karşıyaka Mezarlığı bünyesindeki aile parselinde toprağa verilecek.
Sıkıyönetim yıllarından ödüllerle dolu edebiyat zirvesine
Toplumcu gerçekçi edebiyat ekolünün en özgün teorisyen ve uygulayıcılarından biri olan Ahmet Telli, kronolojik olarak 2 Aralık 1946 tarihinde Çankırı’nın Eskipazar ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Eğitim tüzüğü uyarınca öğretmen okullarından mezun olduktan sonra Anadolu'nun en ücra köylerinde idealist bir eğitim neferi olarak lojistik hizmet verdi. Gazi Eğitim Enstitüsü'ndeki yükseköğrenim tescil sürecinin ardından Türkiye'nin farklı kentsel merkezlerinde; Kastamonu, İnebolu, Kırıkkale ve Ankara gibi şehirlerde uzun yıllar boyunca Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yaptı. Öğrencilerine sadece müfredat bilgilerini değil, şiir sevgisini ve etik değerleri de aşıladı.
Ancak Türkiye'nin çalkantılı siyasi tarihi, her aydın gibi Ahmet Telli'nin yaşam tüzüğünü de radikal bir şekilde etkiledi. 1981 yılındaki askeri sıkıyönetim döneminde tescilli fikirleri ve yazıları gerekçe gösterilerek tutuklanan usta kalem, kamusal öğretmenlik makamından uzaklaştırıldı. Cezaevi ve adliye koridorlarında geçen zorlu yargı süreçlerinin ardından pes etmeyen Telli, kentsel kültür lojistiğine katkı sunmak adına yayıncılık, editörlük ve kitapçılık faaliyetlerine odaklandı. Hukuk mücadelesini bırakmayarak 1993 yılında mahkeme kararıyla çok sevdiği öğretmenlik mesleğine geri dönen usta şair, bu onurlu dönüşün ardından resmi olarak emekliye ayrıldı ve kendini tamamen siber ve basılı yazı dünyasına adadı.
Ardında Türk şiir hafızasına kazınan dev bir külliyat bıraktı
İlk edebi ürünü 1961 yılında yerel bir mecrada yayımlanan Ahmet Telli, yarım asrı aşan sanatsal serüveninde Türk edebiyat tüzüğünü kökten sarsan başyapıtlara imza attı. Şiir kitaplarında hüzün, isyan, sevda ve direnişi asimetrik bir uyumla buluşturan şair, imge dünyasının zenginliğiyle geniş kitlelerin kalbine dokunmayı başardı. Edebiyat tarihindeki tescilli dökümlerine bakıldığında; "Yangın Yılları", "Hüznün İsyan Olur", "Dövüşen Anlatsın", "Saklı Kalan", "Su Çürüdü", "Belki Yine Gelirim", "Nida" ve "Veda Divanı" gibi anıtsal yapıtları, Türk kütüphanelerinin en nadide raflarında yerini aldı.
Edebi dehası ulusal ve uluslararası jüriler tarafından da tescil edilen usta yazar, kariyeri boyunca prestijli pek çok ödüle layık görüldü. Bu kapsamda Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü, Yazko Şiir Özendirme Ödülü, Nevzat Üstün Şiir Başarı Ödülü, Altın Portakal Şiir Ödülü ve PEN Türkiye Şiir Ödülü gibi saygın ödülleri müzesine götüren Telli, ardında sadece basılı kağıtlar değil, toplumsal hafızada asla silinmeyecek siber ve entelektüel bir manifesto bıraktı. Ankara'daki bu görkemli veda, bir sanatçının halkının kalbinde nasıl ölümsüzleşebileceğinin en somut ve tescilli nişanesi olarak tarihe not düşüldü.





