İzmir iş dünyasının önde gelen temsilcileri, Ege-Koop Danışma Kurulu’nun mayıs ayı toplantısında bir araya geldi. Ekonomiden sanayiye, barınma krizinden toplumsal dönüşüme kadar pek çok başlığın ele alındığı toplantının konuğu, Sibel Zorlu oldu.

Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Başkanı Zorlu, Türkiye’nin ekonomik geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde dikkat çekici mesajlar verdi. İş dünyasının artık yalnızca üretimle ayakta kalamayacağını belirten Zorlu, yeni dönemde dijitalleşme, çevresel uyum ve insan kaynağının dönüşümünün birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Toplantının ev sahipliğini yapan Hüseyin Aslan ise özellikle Türkiye’de giderek derinleşen barınma krizine dikkat çekerek merkezi ve yerel yönetimlere çağrıda bulundu.
İzmir’de ekonomi ve barınma alarmı
Toplantının açılış konuşmasını yapan Hüseyin Aslan, Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntıların artık günlük yaşamı doğrudan etkilediğini söyledi. Özellikle yüksek kira fiyatları, artan konut maliyetleri ve kredi faizlerinin vatandaşın yaşamını zorlaştırdığını ifade eden Aslan, konut krizinin çözülmeden diğer ekonomik sorunların sağlıklı biçimde ele alınamayacağını dile getirdi.
Aslan, özellikle dar gelirli vatandaşların ev sahibi olmasının her geçen gün daha da zorlaştığını belirterek, “Bugün insanlar yalnızca geçim derdiyle değil, barınma kaygısıyla da mücadele ediyor. İzmir’de yaşayanların önemli bir bölümü kiracı konumunda. Konut üretimini artıracak adımlar artık ertelenemez” dedi.
İnşaat sektörünün ekonominin temel dinamiklerinden biri olduğunu vurgulayan Aslan, sektörün yaklaşık 250 alt sektörü doğrudan etkilediğini söyledi. Müteahhitlerin çalıştıracak personel bulmakta zorlandığını ifade eden Aslan, kooperatif modelinin yeniden desteklenmesi gerektiğini savundu.
“Sadece üretmek artık yeterli değil”
Toplantının en dikkat çeken bölümlerinden biri ise ESİAD Başkanı Sibel Zorlu’nun değerlendirmeleri oldu. Türkiye ekonomisinin küresel dönüşüm sürecinin dışında kalamayacağını vurgulayan Zorlu, artık klasik üretim anlayışının yeterli olmadığını söyledi.
Dünyanın yeni bir ekonomik modele geçtiğini ifade eden Zorlu, sanayicilerin yalnızca üretim kapasitesiyle değil, teknolojiye uyum gücüyle de rekabet ettiğini kaydetti.
Dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşüm başlıklarını içeren “üçüz dönüşüm” modelini anlatan Zorlu, özellikle Avrupa Birliği’nin uygulamaya aldığı çevre politikalarının Türkiye açısından kritik hale geldiğini söyledi.
Zorlu, “Bugün yalnızca kaliteli üretim yapmak yetmiyor. Dijital altyapısını güçlendiremeyen, karbon düzenlemelerine uyum sağlayamayan ve insan kaynağını geliştiremeyen şirketlerin rekabet şansı giderek azalıyor” ifadelerini kullandı.
Yeni dönemin şifresi: Üçüz dönüşüm
ESİAD’ın son dönemde çalışmalarını yoğunlaştırdığı “üçüz dönüşüm” modelinin detaylarını paylaşan Zorlu, dijitalleşmenin yalnızca teknoloji yatırımı olmadığını söyledi. Yönetim anlayışlarının da dönüşmesi gerektiğini belirten Zorlu, iş dünyasının artık veri odaklı ve hızlı karar alma süreçlerine yönelmek zorunda olduğunu ifade etti.
Yeşil dönüşüm konusunda Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat sürecine dikkat çeken Zorlu, Türkiye’nin ihracat gücünü koruyabilmesi için karbon düzenlemelerine uyum sağlamasının zorunlu hale geldiğini söyledi.
Toplumsal dönüşümün ise sürecin en kritik ayağı olduğunun altını çizen Zorlu, özellikle gençlerin yeni ekonomik düzene uygun yetkinliklerle yetiştirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Zorlu, “Teknoloji kadar insan kaynağı da önemli. Eğitim sisteminden çalışma hayatına kadar dönüşümün merkezinde insan olmalı” dedi.
Savunma sanayii örneği dikkat çekti
Konuşmasında Türkiye’nin son yıllarda en hızlı gelişim gösterdiği alanlardan biri olan savunma sanayiine de değinen Sibel Zorlu, yerli üretimin stratejik önemine vurgu yaptı.
ASELSAN örneğini veren Zorlu, şirketin ulaştığı ekonomik büyüklüğün Türkiye açısından önemli bir gösterge olduğunu söyledi. Türkiye’nin kendi savunma teknolojisini geliştirmesinin kritik önemde olduğunu belirten Zorlu, aynı başarı hikâyesinin diğer sanayi kollarına da yayılması gerektiğini ifade etti.
Katma değeri yüksek üretim modeline geçilmesinin artık zorunluluk haline geldiğini söyleyen Zorlu, Türkiye’nin küresel ekonomide güçlü bir konum elde etmesinin yolunun teknoloji odaklı üretimden geçtiğini kaydetti.
İş dünyasıyla sivil toplum arasında güçlü bağ çağrısı
Toplantıda öne çıkan başlıklardan biri de sivil toplum kuruluşlarının ekonomik kalkınmadaki rolü oldu. İş dünyasının yalnızca ticari faaliyetlerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Zorlu, bilgi ve deneyimin toplumsal faydaya dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti.
Sivil toplumun ortak aklı güçlendirdiğini ifade eden Zorlu, katılımcı yönetim anlayışının ekonomik istikrar açısından da önemli olduğunu söyledi.
İş insanlarının yalnızca ekonomik büyümeye değil, sosyal gelişime de katkı sunması gerektiğini belirten Zorlu, sürdürülebilir kalkınmanın ancak toplumun tüm kesimlerinin sürece dahil edilmesiyle mümkün olacağını kaydetti.
Konut piyasasında erişim giderek zorlaşıyor
Toplantının son bölümünde yeniden konut sorunu gündeme geldi. Özellikle gençlerin ve orta gelir grubunun ev sahibi olmasının her geçen gün daha da zorlaştığını belirten Sibel Zorlu, konut piyasasında erişilebilirliğin artırılması gerektiğini söyledi.
Yüksek faiz oranları ve artan maliyetlerin piyasayı baskıladığını ifade eden Zorlu, fiyat istikrarının sağlanmasının yalnızca ekonomi için değil toplumsal huzur açısından da kritik önem taşıdığını vurguladı.
Konut üretimini destekleyen kamu politikalarının geliştirilmesi gerektiğini belirten Zorlu, erişilebilir konut modellerinin artırılmasının sosyal refah açısından belirleyici olacağını söyledi.




