Kiracı ev sahibini dövüyor. 90 yaşını geçmiş adamı döven genç, trafikteki magandalar. Tabii öldürülen kadınlarımız. Say say bitmiyor. Neden hoşgörüsüz bir toplum olduk? Hoşgörüsüzlük; kişinin kendisinden farklı olan inançlara, düşüncelere, yaşam tarzlarına, etnik kökenlere veya davranışlara saygı duymaması, anlayış göstermemesi ve bunları reddetmesi durumudur. Hoşgörüsüzlüğün Temel Özellikleri: Anlayışsızlık ve Reddetme: Farklılıkları kabul etmeme, anlayış göstermeme. Saygı Eksikliği: Başkalarının haklarına, inançlarına veya görüşlerine saygı duymamak. Ayrımcılık Temeli: Farklı sosyal, siyasi, kültürel veya cinsel yönelimleri olan gruplara karşı önyargılı olma veya onları dışlama. Katılık: Sadece kendi düşüncelerinin veya yaşam tarzının doğru olduğunu savunma. Müsamahasızlık: Tolerans göstermeme, tahammül edememe. Özetle, hoşgörüsüzlük, çeşitliliği bir zenginlik olarak görmek yerine tehdit veya yanlış olarak algılayan, bireylerin kendi doğrularını başkalarına dayattığı bir tutumdur.
****
Hoşgörüsüzlüğün sebebi nedir? En önemlisi; insanın kendisi ile barışık olamaması ve kendisine güvenmemesidir. Bir insan kendisini tanımıyorsa, sevmiyorsa ve de güvenmiyorsa, kendisine sevgi ve saygısı kalmamışsa, kendisiyle barışık olması da mümkün değildir. Hoşgörü; bir anlayıştır. Hoşgörü; sağlıklı bir insanın hayatında beşeri münasebetlerin özünü teşkil eden sağlıklı bir insan davranışıdır. Çevremiz olumsuz davranışlar sergileyen, hoşgörüden nasibini almamış insanlarla dolu. Eğitimli ya da eğitimsiz her insanda görülebilen bir eksikliktir, hoşgörüsüzlük. Evde, okulda, işyerinde, trafikte, sokakta, kısaca insanın olduğu her yerde eğer hoşgörü yoksa orada bencillik vardır. Orada; anlaşmazlık, güvensizlik, tartışma, kavga olumsuzluk adına her şeyi görebilmek mümkündür.
****
İnsanlar arası ilişkilerde hoşgörü çok önemlidir. Koşulsuz hoşgörü ise, karşımızdaki kişinin her davranışına göz yummak, sınır koymamak ve sürekli anlayış göstermek anlamına gelir. Bu, ilk bakışta “barışçıl” bir yaklaşım gibi görünse de, uzun vadede ilişkilerde yıpratıcı sonuçlar doğurur. Baumeister ve Vohs (2004), aşırı hoşgörünün manipülasyon ve sınır ihlali riskini artırdığını vurgular. Birini seviyoruz diye, her davranışını mazur görmek, kendi duygusal bütünlüğümüzü tehlikeye atabilir. Sürekli affetmek, anlamak ve sessiz kalmak; zamanla kişinin özsaygısını zedeler. Çünkü gerçek hoşgörü, sorumluluk bilinciyle dengelendiğinde sağlıklıdır. Karşımızdakine “Seni seviyorum ama bu davranış beni incitiyor” diyebilmek, sevginin en dürüst ifadesidir. Haftaya yeniden buluşmak üzere hoşça kalın dostlar.