Güzelbahçe ilçesinde sekiz yıl önce yaşanan ve vicdanları sızlatan huzurevi faciasının hukuki boyutu, tartışmalı bir kararla tamamlandı. 16 Eylül 2018 günü kaldığı özel bakımevinde görevliler tarafından banyo yaptırılan 86 yaşındaki Fatma Uraz, vücudunun büyük bölümünde oluşan ağır yanıklar ve deri soyulmaları nedeniyle hastaneye kaldırılmış, ancak beş gün süren yaşam mücadelesini kaybetmişti. Olayın ardından başlatılan hukuk mücadelesinde, bakıcıların aldığı hapis cezalarının kesinleşmesiyle birlikte gözler davanın ikinci perdesi olan kurum doktoruna çevrilmişti.
Bakıcıların Hapsi Onanmıştı
Soruşturmanın ilk aşamasında yaşlı kadını banyo yaptıran bakımevi personeli Nesrin Ö. ve Tuğçe A. hakim karşısına çıkmış, mahkeme sanıkların kusur oranlarına göre mahkûmiyetine karar vermişti. Yapılan itirazları inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını yerinde bularak Tuğçe A.'nın 3 yıl 4 aylık, Nesrin Ö.'nün ise 2 yıl 6 aylık hapis cezalarını onamıştı. Ancak Uraz ailesinin avukatları, olayın sadece fiziksel bir ihmalden ibaret olmadığını, tıbbi müdahalede de gecikme yaşandığını belirterek kurum doktoru Naciye S. hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.
Hapis Cezası Paraya Döndü
İzmir 58'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde "taksirle ölüme neden olma" suçlamasıyla açılan davanın karar duruşmasında savcı, doktorun cezalandırılmasını talep etti. Sanık avukatı ise müvekkilinin ölüm olayıyla doğrudan bir illiyet bağı bulunmadığını savunarak beraat istedi.
Dosyayı inceleyen mahkeme hakimi, sanık Naciye S.'yi önce 3 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Ardından duruşmalardaki hal ve tavırlarını dikkate alarak cezayı 2 yıl 11 aya indirdi. Hükmün açıklanmasıyla birlikte davanın seyri değişti; hakim, sanığın sosyal ve ekonomik durumunu gerekçe göstererek hapis cezasını günlüğü 20 liradan hesaplanan toplam 21 bin 200 lira adli para cezasına çevirdi. Kararda ayrıca, sanığın ödeme güçlüğü çekebileceği kanaatine varılarak bu tutarın 6 eşit taksitte tahsil edilmesine karar verildi.
Annesinin acısını yıllardır yüreğinde taşıyan kızı Zehra Yılmazer ve ailenin avukatları, çıkan kararın adaleti sağlama noktasında yetersiz kaldığını belirtti. Bir insanın ağır ihmaller sonucu hayatını kaybettiği bir dosyada, bir hekime verilen para cezasının ve bu cezanın taksitlendirilmesinin kamu vicdanını yaraladığını savunan aile, kararı bir üst mahkemeye taşıyarak itiraz etmeye hazırlanıyor.




