İzmir’in Çeşme ve Karaburun kıyılarında 2025 yılında yaşanan, Ağustos 2026 itibarıyla yeniden görüldüğü bildirilen toplu orkinos ölümleri Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşındı. İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yazılı olarak yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, ölümlerin nedenlerinden deniz patlıcanı avcılığına, balık çiftliklerinin denetiminden ihracat üzerindeki risklere kadar birçok başlıkta açıklama talep etti.
Analiz sonuçları neden açıklanmadı?
Akın, Temmuz–Eylül 2025 döneminde Çeşme ve Karaburun kıyıları ile Gerence ve Ildır körfezlerinde hem kafeslerde beslenen hem de serbest yaşayan orkinoslarda toplu ölümler meydana geldiğini hatırlattı. İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerinin bölgeden numune aldığını belirten Akın, analiz sonuçlarının kamuoyuyla kapsamlı şekilde paylaşılmadığına dikkat çekti.
Önergede, 2025 ve 2026 yıllarında ölü balıklardan kaç numune alındığı, bunların hangi laboratuvarlara gönderildiği ve bakteriyolojik, virolojik, histopatolojik veya toksikolojik inceleme yapılıp yapılmadığı soruldu. Akın ayrıca sonuçların bugüne kadar neden açıklanmadığının yanıtlanmasını istedi.
Bilimsel çalışma bakteriyi işaret etti
Önergede, 2026 yılında uluslararası hakemli bir dergide yayımlanan bilimsel çalışmaya da yer verildi. Otuz orkinos örneğinin incelendiği araştırmada, ölümlerin birincil etkeninin kapsüllü Lactococcus garvieae bakterisi olduğunun belirlendiği aktarıldı. Aynı çalışmada 1.500 ila 2 bin balığın öldüğü, toplam kaybın ise yaklaşık 300 tona ulaştığı tahmin edildi.
Akın, Bakanlığa bağlı laboratuvarların bulgularının bu bilimsel çalışmayla örtüşüp örtüşmediğini sordu. “Lactococcosis” hastalığının ihbarı mecburi su ürünleri hastalıkları arasında bulunup bulunmadığı ve hastalığın bu kapsama alınması için bir mevzuat hazırlığı yapılıp yapılmadığı da önergedeki sorular arasında yer aldı.
Deniz patlıcanı stokları tükendi mi?
Soru önergesinde, Karaburun’dan Kuşadası’na kadar uzanan bölgede izin verilen deniz patlıcanı avcılığı da gündeme getirildi. Bölgedeki dalgıçlar ile üreticilerin, 2025 sezonunun sonunda ticari düzeyde deniz patlıcanı kalmadığını ve 2026 yılında avcılığın fiilen sona erdiğini bildirdiği belirtildi.
Akın; avlanma izninin hangi bilimsel rapora ve stok tespit çalışmasına dayandırıldığını, avcılık öncesinde ve sonrasında bölgedeki stok yoğunluğunun ölçülüp ölçülmediğini sordu. Sahanın ava kapatılması yönünde kooperatifler, meslek odaları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan başvuruların nasıl değerlendirildiğinin de açıklanmasını istedi.
Ekosistem üzerindeki etkisi araştırılsın
Deniz tabanındaki organik maddeleri işleyerek besin döngüsüne kazandıran deniz patlıcanlarının, taban kirliliğinin doğal yollarla azaltılmasında önemli bir işleve sahip olduğuna işaret edildi. Bu canlıların aynı zamanda sedimentte biriken ağır metal ve kirleticiler bakımından biyoindikatör görevi gördüğü vurgulandı.
Akın, balık yetiştiriciliğinin yoğun olduğu körfezlerde deniz patlıcanı popülasyonunun azalmasının sediment kalitesi ve patojen baskısı üzerindeki etkisinin araştırılıp araştırılmadığını sordu. Tükenen stokların yeniden kazanılması için geçici av yasağı, stok yenileme veya kuluçkahanelerde üretilen yavrularla destekleme programı uygulanması çağrısında bulundu.
Balık çiftliklerinin denetimleri soruldu
Gerence ve Ildır körfezlerindeki deniz suyu ve sediment kalitesine ilişkin son beş yıllık ölçüm sonuçlarının açıklanmasını isteyen Akın, bölgedeki orkinos besiciliği tesislerinin sayısı, üretim kapasiteleri ve kafes stoklama yoğunlukları hakkında da bilgi talep etti.
Önergede, tesislerde son beş yılda yapılan denetimler ile uygulanan idari yaptırımların yanı sıra antibiyotik kullanımı, veteriner hekim reçeteleri ve kalıntı izleme sonuçları da soruldu. Hastalıklı veya ölmek üzere olan balıkların açık denize bırakıldığı yönündeki iddiaların araştırılıp araştırılmadığının açıklanması istendi.
İhracattaki risk gündeme getirildi
Türkiye’nin 2024 yılındaki orkinos ihracatının 130 milyon dolara ulaştığına dikkat çekilen önergede, bunun 99 milyon dolarının Japonya’ya, 29,5 milyon dolarının ise Güney Kore’ye yapılan satışlardan elde edildiği belirtildi. Buna karşılık geçmişte 30 milyon dolar seviyesine çıkan deniz patlıcanı ihracat gelirinin birkaç milyon dolara kadar gerilediği kaydedildi.
Akın, toplu ölümlerin 2025 ve 2026 yıllarındaki hasat ve ihracat miktarlarına etkisini sordu. Japonya ve Güney Kore başta olmak üzere alıcı ülkelerden herhangi bir bilgi veya denetim talebi ya da kısıtlama bildirimi gelip gelmediğinin açıklanmasını istedi.
Erken uyarı sistemi çağrısı
Soru önergesinde, olayın ICCAT ve ilgili uluslararası kuruluşlara bildirilip bildirilmediği de gündeme getirildi. Kıyıya vuran ölü veya yaralı balıklara dokunulmaması ve bunların tüketilmemesi için vatandaşlara hangi resmî kanallardan uyarı yapıldığı soruldu.
Akın son olarak, deniz suyu sıcaklığındaki yükselişle artan hastalık risklerine karşı erken uyarı ve müdahale sistemi kurulmasını istedi. Kafes tasarımları, stoklama yoğunluğu ve yüksek sıcaklık dönemlerindeki yemleme uygulamalarına ilişkin mevzuatın güncellenip güncellenmeyeceğini Bakan Yumaklı’ya sordu.





