KAAN savunma kulislerinin merkezinde

Türkiye’nin beşinci nesil milli muharip uçağı KAAN, son dönemde yalnızca test uçuşlarıyla değil, ihracat potansiyeliyle de gündemde. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından yapılan son açıklamalar, KAAN’a yönelik uluslararası ilginin özellikle Orta Doğu’da arttığını ortaya koydu. Açıklamalarda Suudi Arabistan vurgusunun öne çıkması, savunma çevrelerinde yeni bir sürecin habercisi olarak yorumlandı.

Meclis’e sunuldu: Brezilya ile savunma anlaşması
Meclis’e sunuldu: Brezilya ile savunma anlaşması
İçeriği Görüntüle

KAAN’ın öne çıkan teknik özellikleri

KAAN, beşinci nesil savaş uçaklarında aranan temel yetenekler üzerine inşa edildi. Düşük radar görünürlüğü (stealth) tasarımı, uçağın düşman radarlarına yakalanmadan görev yapabilmesini hedefliyor. Gelişmiş AESA radar, sensör füzyonu ve elektronik harp kabiliyetleri, KAAN’ın hava-hava ve hava-yer görevlerinde yüksek durumsal farkındalık sağlamasını amaçlıyor.

Uçak, yüksek manevra kabiliyeti ve süpersonik hızlarda seyir yeteneğiyle modern muharebe sahasının ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde geliştiriliyor. Bu özellikler, KAAN’ı yalnızca savunma değil, caydırıcılık unsuru olarak da öne çıkarıyor.

Yerli motor ve aviyonik vurgusu

KAAN projesinin en kritik başlıklarından biri yerli motor ve yerli aviyonik sistemler. TUSAŞ, kademeli olarak dışa bağımlılığı azaltmayı ve uçağı tamamen yerli alt sistemlerle uçurmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, özellikle savunma sanayinde teknoloji transferi ve sürdürülebilirlik arayan ülkeler için KAAN’ı cazip bir platform haline getiriyor.

Suudi Arabistan neden ilgileniyor

Savunma yatırımlarını hızlandıran Suudi Arabistan’ın, yalnızca hazır platform satın almak yerine ortak üretim, teknoloji paylaşımı ve uzun vadeli iş birliklerine odaklandığı biliniyor. KAAN’ın bu esnek iş birliği modeline uygun bir proje olarak sunulması, iki ülke arasında olası bir savunma ortaklığını güçlendiren unsurlar arasında gösteriliyor.

Sadece satış değil, stratejik ortaklık

TUSAŞ cephesinden yapılan değerlendirmelerde, KAAN için klasik “sat–teslim et” modelinin ötesine geçilebileceği mesajı veriliyor. Ortak üretim, bakım-onarım altyapısı ve eğitim süreçlerini kapsayan geniş bir çerçeve, KAAN’ı ihracat pazarında daha güçlü bir konuma taşıyor. Bu yaklaşım, Türkiye’nin savunma sanayinde geldiği teknolojik seviyenin de altını çiziyor.

Savunma sanayinde yeni bir eşik mi

Uzmanlara göre KAAN’ın Suudi Arabistan ile anılması, Türkiye savunma sanayinin üst segment platformlarda da küresel oyuncu olma iddiasını güçlendiriyor. Daha önce insansız hava araçlarıyla elde edilen ihracat başarısının, milli muharip uçak seviyesine taşınması halinde Türkiye için yeni bir dönemin kapısı aralanabilir.

Süreç yakından izleniyor

Henüz resmi bir anlaşma açıklanmış değil. Ancak yapılan açıklamalar ve verilen mesajlar, önümüzdeki dönemde KAAN için diplomatik ve teknik temasların hızlanabileceğine işaret ediyor. Savunma kulislerinde, bu ilginin yalnızca Suudi Arabistan’la sınırlı kalmayabileceği ve KAAN’ın farklı ülkeler tarafından da yakından izleneceği konuşuluyor.

Muhabir: Emin Can Özen