Küresel piyasalarda Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerin yeniden tırmandığı ve enerji pazarında belirsizliklerin derinleştiği bir atmosferde, ekonomi yönetiminin atacağı adım merakla bekleniyordu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), eylül ayı olağan toplantısını tamamlayarak politika faizi kararını kamuoyuna ilan etti. Banka, piyasa uzmanlarının ve ekonomistlerin büyük bir çoğunluğunun öngörüsü doğrultusunda hareket ederek bir hafta vadeli repo ihale faiz oranında değişikliğe gitmedi ve faizi yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Temmuz ayı toplantısında da benzer bir duruş sergileyen kurul, böylece sıkılaşma adımlarının ardından girdiği bekle-gör periyodunu korumuş oldu.

Karar metninde yer alan detaylara göre Merkez Bankası, gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40 seviyesinde sabit bırakırken, gecelik borçlanma faiz oranını da yüzde 35,5 noktasında tuttu. Piyasaların yakından takip ettiği bu koridor parametrelerinin korunması, para politikasının esnek yapısını muhafaza ettiğine işaret ediyor. Kararın ardından gözler, yılın son çeyreğinde atılacak adımlara ve küresel yatırım bankalarının Türkiye ekonomisine ilişkin yeni tahminlerine çevrildi.

Enflasyonun ana eğilimindeki yavaşlama verilerle teyit edildi

Toplantı sonrası yayınlanan resmi karar metninde, son döneme ait makroekonomik verilerin detaylı bir bilançosu sunuldu. Aylık bazda yaşanan bazı geçici dalgalanmalara rağmen, temel enflasyon göstergelerinin ve öncü verilerin fiyat artışlarındaki ana eğilimin gerileme kaydettiğini doğruladığı vurgulandı. İç talep cephesinde gözlenen zayıf seyrin devam ettiği belirtilirken, iktisadi faaliyetteki bu dengelenmenin ve arz yönlü şokların iç piyasalara yansımasının sınırlı kalmasının dezenflasyon sürecini desteklediği ifade edildi.

Buna karşın, sınır ötesinde tırmanan sıcak çatışmaların neden olduğu yüksek enerji maliyetleri, fiyat istikrarı üzerinde durdurulması gereken temel risk unsurlarından biri olarak öne çıkarıldı. Jeopolitik gelişmelerin gerek maliyetler kanalı gerekse tüketici beklentileri üzerinden oluşturduğu baskının anlık olarak izlendiği kaydedildi. Merkez Bankası, fiyat istikrarı tam olarak tesis edilene kadar sıkı duruşun korunacağını, enflasyon görünümünde kalıcı bir bozulma yaşanması halinde ise para politikasının derhal yeniden sıkılaştırılacağını net bir dille bildirdi.

İzmir’de akaryakıta yeni zam dalgası: Motorin 94 TL sınırında
İzmir’de akaryakıta yeni zam dalgası: Motorin 94 TL sınırında
İçeriği Görüntüle

Orta Vadeli Program hedefleri piyasa beklentilerini yeniden şekillendirdi

Ağustos ayında tüketici fiyat endeksinin yıllık bazda yüzde 31,8 seviyesinden yüzde 31,5’e hafif bir ivmeyle gerilemesi olumlu bir sinyal olarak algılansa da, ekonomi yönetiminin açıkladığı yeni Orta Vadeli Program (OVP) rakamları faiz politikasına dair patikayı değiştirdi. OVP belgesinde 2026 yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 16’dan yüzde 28,4 seviyesine çıkarılması, 2027 beklentisinin ise yüzde 9’dan yüzde 21 seviyesine revize edilmesi, piyasadaki hızlı faiz indirimi beklentilerini törpüledi.

Gelecek yılın patikasına ilişkin bu yukarı yönlü revizyonlar, Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde daha ihtiyatlı ve veri odaklı bir strateji izleyeceğinin altını çizdi. Öte yandan analistler, ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanının yüzde 35 olarak hesaplandığını hatırlatıyor. Bankanın piyasadaki likidite koşullarını yakından izleyeceği ve gerektiğinde makroihtiyati ilave adımları devreye sokmaktan çekinmeyeceği kaydediliyor.

Dev uluslararası bankaların yıl sonu faiz tahminleri ayrıştı

Kararın ilan edilmesinin ardından küresel finans devleri Türkiye’ye yönelik faiz kararı tahminlerini ve yıl sonu projeksiyonlarını güncellemeye başladı. Yılın geride kalan üç PPK toplantısına ilişkin uluslararası kurumların öngörülerinde belirgin bir görüş ayrılığı dikkat çekiyor. Morgan Stanley ve JPMorgan analistleri, ekim ve aralık aylarında 100’er baz puanlık kademeli adımlarla faiz indirim döngüsünün başlayacağını tahmin ediyor.

Bank of America (BofA) ise daha muhafazakar bir yaklaşımla yalnızca ekim ayında 100 baz puanlık tek bir indirim beklediğini ve yılın yüzde 36 seviyesindeki faiz oranıyla tamamlanacağını öngörüyor. Bloomberg Economics tahmincileri politika faizinin yıl sonuna kadar yüzde 35 seviyesine çekilebileceğini savunurken, Goldman Sachs uzmanları ise jeopolitik riskler ve revize edilen OVP hedefleri doğrultusunda faizlerin yıl sonuna dek yüzde 37 düzeyinde sabit tutulacağı görüşünü koruyor. Kararın ardından bir sonraki takvim periyodu olan 22 Ekim tarihindeki PPK toplantısı, tüm bu beklentilerin test edileceği kritik bir viraj olarak bekleniyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ