Özge Uyanık/ Basmane'de dar bir sokağa giriyorsunuz. Otellerin önüne atılmış taburelerde emekliler çay içiyor, birkaç metre ileride Afganistanlı gençler gölgede oturuyor. Bavullar kapıların önünde, odalar dolu. Bir zamanlar turist ağırlayan oteller, artık ev kiralayamayanların adresi.

Türkiye'de derinleşen barınma krizi, insanların yaşam alışkanlıklarını değiştirdi. İzmir'de 1+1 daire kiralarının 25 bin liraya dayanmasıyla birlikte oteller, tatil için değil, yaşamak için tercih edilmeye başlandı. Günlük 300-700 lira arasında değişen oda fiyatları; depozito, emlakçı komisyonu, elektrik, su, doğalgaz, internet ve aidat masrafı olmayan bir yaşam sunduğu için birçok kişi açısından ev kiralamaktan daha hesaplı hale geldi. Oteller Sokağı'nda görüştüğümüz işletmeciler, emekliler, engelliler ve göçmen işçiler, yaşam koşullarını anlattı.

Whatsapp Image 2026 07 28 At 15.24.27 (1)-1

"Fatura yok, aidat yok, temizlik derdi yok"

Uzun süreli otel konaklaması yalnızca kira avantajı sağlamıyor. Oda temizliği, internet, ortak kullanım alanları, bazı otellerde kahvaltı ve çay da ücretin içinde. Otellerde klima bulunan odalar daha pahalı. Tek kişilik odalar ağırlıklı olarak gecelik 400 liradan başlıyor. Beş kişilik odaları tercih eden Afganistanlı işçiler ise kişi başı yaklaşık 300 liraya konaklıyor.

Tınaztepe’den milyarlık “sat ve geri kirala” hamlesi
Tınaztepe’den milyarlık “sat ve geri kirala” hamlesi
İçeriği Görüntüle

Kaçak çalıştığı için adının yazılmasını istemeyen 27 yaşındaki Afganistanlı bir işçi, otelde arkadaşlarıyla birlikte kaldığını anlattı.

"Biz burada arkadaşlarımızla kalıyoruz. Otel tamamen dolu şu an. Ben daha önce evde kalıyordum. Ev 12 bin liraydı, zam yapmak istediler, 15 bine çıkacaktı. Bir hesap yaptım, şu an burada ayda 9 bin liraya ok. Haftada bir duş alabiliyoruz. Bir de burada kalanlar aslında ellerinde bavulla sık sık otel değiştirdiği için bazen başka bir yerden tahta kurusu taşıyorlar. Tamamı erkek kalanların. Kadın bir müşteri de rahat edemez zaten. Şu an otel dolu. Burada kalanların bir kısmı Türkiye'de çalışan insanlar, bir kısmı ise Yunanistan'a geçmeyi planlayan yabancılar. Onlar bir süre burada kalıp sonra yollarına devam ediyorlar."

Whatsapp Image 2026 07 28 At 15.24.28

"Hapishanede de tahta kurusu olur ya..."

Engelli vatandaşlardan Erkan Eren ise ucuz otellerde yaşam koşullarının ağır olduğunu söyledi.

"250-300 liraya da var, 900 liraya da var. Odaların çoğu tahta kurusu dolu. Ben de iki senedir otelde kalıyorum. Tabii otel maddi olarak ucuz gibi geliyor ama insani açıdan düşündüğün zaman yaşanacak yer değil. Geceliği 350-400 lira civarında. Gelip sabahı edemezsin. Bir yandan alkol kullananlar oluyor, bir yandan da tahta kuruları var. Hapishanede de tahta kurusu olur ya, işte burada da aynı durum var. Çalışan biri kolay kolay kalmaz."

Whatsapp Image 2026 07 28 At 15.24.25 (1)

"Adamın parası yoksa sokağa mı bırakacağız?"

Yaklaşık 15 yıldır otel işleten Mustafa Yavuz, barınma krizinin müşteri profilini tamamen değiştirdiğini anlattı.

"Bizde 300 liralık oda yok ama odalar en fazla 500-700 lira arasında değişiyor. Fiyat odanın durumuna göre belirleniyor. Yine de bugünün şartlarında otelde kalmak birçok kişi için ev kiralamaktan daha ucuza geliyor. Çünkü 20 bin liranın altında kira kalmadı. Burada yatağın var, banyon var, her şey hazır. Ev tutarsan eşyan yok. Eşyalı ev tutarsan fiyat daha da yükseliyor. Asansörlü, eşyalı evlerin kiraları 25-30 bin lirayı buluyor. Üstelik elektrik, su, internet gibi masraflar da bunun üzerine ekleniyor."

Yavuz, ucuz otellerin zor durumda kalan insanlar için son seçenek haline geldiğini belirterek şöyle devam etti:

"300-400 liraya kalan yerler de var ama oralarda şartlar çok kötü. Tahta kurusu oluyor, beş kişinin aynı odada kaldığı yerler var. Ben yaklaşık 15 yıldır otelcilik yapıyorum. Buraya çok farklı profilde insanlar geliyor. Filistin'den gelen var, Irak'tan gelen var, başka ülkelerden gelenler de oluyor. Biz de dillerini öğrendik, yabancılarla iletişim kurabiliyoruz. Buraya gelen insanların çoğunun maddi durumu iyi olmuyor. Üç-dört gün kalıyorlar, sonra paraları bitmeye başlıyor. O zaman zor durumda kalıyorlar. Biz de elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz. Kiminin cebinde 500 lirası var, kiminin 600 ya da 800 lirası var. Fiyat yükseldikçe odaların kalitesi de artıyor. Ama adamın parası yoksa onu sokağa mı bırakacağız? Bugün biri burada geceliği 500 liraya kalsa ayda yaklaşık 15 bin lira ödüyor. Elektrik, su, temizlik gibi hiçbir masrafı olmuyor. Bu yüzden birçok kişi için cazip geliyor. Eskiden 7-8 bin liraya ev bulunabiliyordu, şimdi o fiyatlar kalmadı. İnsanlar artık kira ödemekte zorlanıyor. Bu yüzden bazıları mecburen otelde kalmayı seçiyor."

Whatsapp Image 2026 07 29 At 14.14.51

"10-15 yıldır aynı otelde yaşayan insanlar var"

Aylardır otelde yaşayan Ali Poyraz ise buranın yalnızca bir konaklama yeri olmadığını söyledi.

"Odalar farklı büyüklüklerde. Üç kişilik, dört kişilik, beş kişilik odalar da var ama çoğunluğu tek kişilik. Bazılarında banyo ve tuvalet ortak kullanılıyor, bazılarının ise odanın içinde banyosu ve tuvaleti var. Tabii banyosu odanın içinde olan odalar daha pahalı. Mesela ailesiyle anlaşamamış, eşiyle ayrılmış ya da çocuklarıyla sorun yaşamış kişiler burada kalıyor. İzmir'deki Oteller Sokağı aslında çok farklı bir yer. Beni de eşim evden kovdu iki aydır buradayım. Burada bir ay, iki ay kalan da var; 5 yıldır, 10 yıldır, hatta 10-15 yıldır aynı otelde yaşayan insanlar da var."

Poyraz, bunun nedenini ise şöyle anlattı:

"Tek başına bir insanın ev tutması artık çok zor. Bugün bir evin kirası 25 bin lirayı buluyor. Aynı kişi otelde aylık yaklaşık 11-15 bin liraya kalabiliyor. Aradaki parayla günlük ihtiyaçlarını karşılıyor. Sabah kahvaltısını yapıyor, öğle yemeğini yiyor, çayını içiyor. Böyle hesap yaptığında otelde kalmak birçok kişi için daha mantıklı hale geliyor. Bir de burada yalnız değiller. Sohbet edecek insanlar var, arkadaşlık var. Türkiye'nin gerçeği bu. İnsan sosyal bir varlık. Evde tek başına kalmaktansa burada hem daha ekonomik yaşıyor hem de insanlarla bir arada olabiliyor."

"Çocuğu istemeyince otel ev oluyor"

Whatsapp Image 2026 07 28 At 15.24.27

İşletmeci Süleyman Çömlekçi ise bazı otellerin mahallede "emekli oteli" olarak anıldığını söyledi.

"Burası resmi olarak 'emekli oteli' diye geçmiyor ama ağırlıklı olarak emekliler kaldığı için herkes öyle biliyor. İleride bir otel daha var, orada neredeyse sadece emekliler kalıyor. Emeklilerle otel arasında yıllar içinde bir güven oluşmuş. Kimse onlardan peşin para istemiyor. Maaşlarını aldıkları zaman gelip otel ücretlerini ödüyorlar."

Çömlekçi, yıllardır aynı otellerde yaşayan emeklilerin hikâyelerini şöyle anlattı:

"Ben yaklaşık 10 senedir buradayım. Bu süre içinde çok insan tanıdım. Burada kalan emeklilerin çoğu evinden ayrılmış ya da ailesi tarafından istenmeyen insanlar. Kimisini çocuğu istememiş, kimisini gelini ya da damadı kabul etmemiş. Gidecek yerleri olmayınca sokakta kalmak yerine üç beş kuruşa bu otellerde yaşamaya çalışıyorlar. Mesela bir tarafta geceliği 3 bin lira olan turistik otel var, hemen yanında geceliği 300 lira olan otel bulunuyor. Yan yana olmalarına rağmen müşteri profilleri tamamen farklı. Oteller vantilatör için bile günlük 50-60 lira ek ücret alıyor. Klimalı odalar daha pahalı. Şu an oteller dolu. Özellikle Afrikalı müşteriler ağırlıkta. Sonuçta bu ucuz oteller, sokakta kalacak yeri olmayanların, günlük işlerde çalışanların ve maddi durumu yetersiz insanların barınabildiği yerler."

Whatsapp Image 2026 07 28 At 15.24.24

Kira baskısı İzmir'den göçü de hızlandırdı

Barınma krizinin etkisi yalnızca konut tercihleriyle sınırlı kalmadı. TÜİK'in 2025 yılı göç verilerine göre İzmir'den 21 bin 955 kişi daha iyi konut ve yaşam koşulları bulabilmek amacıyla başka illere taşındı. 20 bin 227 kişi aile fertlerine bağlı nedenlerle göç ederken, 3 bin 862 kişi ekonomik nedenlerle memleketine ya da ailesinin yanına dönmek zorunda kaldı. Buna karşılık emeklilik nedeniyle kentten ayrılanların sayısı 694 olarak kaydedildi.

Kaynak: özge uyanık