İzmir’in Karabağlar ilçesine bağlı Kavacık Mahallesi’nde, bölgenin simgesi haline gelen ve coğrafi işaretli ürünler arasında özel bir yere sahip olan Kavacık üzümünün bağlardaki hasat dönemi tüm hızıyla sürüyor. Bu yıl iklim koşullarının da etkisiyle rekolte ve ürün kalitesinde oldukça sevindirici gelişmeler yaşanırken, bağcılık yapan çiftçilerin gündeminde ise tamamen ekonomik zorluklar yer alıyor. Üretim sürecindeki gübre, mazot ve işçilik maliyetlerinin sürekli tırmandığı bir ortamda, binbir emekle yetiştirilen üzümün tarladaki toptan satış fiyatı ile büyük şehirlerdeki market fiyatları arasındaki devasa fark, hem üreticiyi hem de tüketiciyi sıkıntıya sokuyor.
Bağlarda rekolte sevinci fiyat krizinin gölgesinde kaldı
Toprak yapısı ve mikro-klima özellikleri sayesinde kendine has aroması ve rengiyle dikkat çeken Kavacık üzümü, bu sezon da bağlarda yüksek verimle boy gösterdi. Ancak bağ bozumuyla birlikte toplanan kaliteli mahsul, üreticinin yüzünü fiyat anlamında güldürmeye yetmedi. Çocukluğundan itibaren toprağa emek veren ve ömrünü bağlarda geçiren 59 yaşındaki emektar üretici Yusuf Ertepe, bu yıl mahsulün fiziki durumundan son derece memnun olduklarını ancak pazarlama aşamasındaki fiyatlandırma mekanizmasının büyük bir adaletsizlik yarattığını belirtti. Ürünü kabzımallara ve hallere gönderdiklerini ifade eden Ertepe, tarladan çıkan ürünün kilosunun ancak 60 ile 80 lira arasında alıcı bulabildiğini dile getirdi.
Mevcut toptan satış rakamlarının geçen yıllarla neredeyse aynı seviyelerde kaldığını, hatta yüksek enflasyon karşısında reel olarak gerilediğini vurgulayan Yusuf Ertepe, emeklerinin karşılığını alamadıklarından dert yandı. Bağda gece gündüz çalışanın çiftçi olmasına rağmen asıl kazancı aracı kurumların elde ettiğini söyleyen emektar üretici, hallerdeki ve marketlerdeki fahiş kar marjlarına tepki gösterdi. Çiftçinin alın terinin ucuza kapatıldığını belirterek tüccarların ellerini vicdanlarına koyması gerektiğini dile getiren Ertepe, tüketiciye daha makul fiyatlarla ulaşacak bir sistem kurulması halinde satış hacminin ve talebin de katlanarak artacağını savundu.
Haldeki ucuz satış etiketlere iki katından fazla yansıyor
Toplanan üzümler hal tüccarları ve aracılar vasıtasıyla nakledildikten sonra büyük kentlerdeki pazar yerleri ile süpermarket raflarında 150 ila 200 lira bandında satışa sunuluyor. Tarladan çıkış fiyatı ile tüketici fiyatları arasında ortaya çıkan %100'ü aşan bu uçurum, tarım sektöründeki kronikleşmiş aracı sorununu bir kez daha gözler önüne seriyor. Kavacık Mahallesi Muhtarı 48 yaşındaki Hüseyin Yalçın da kendisinin aktif olarak çiftçilik yaptığını hatırlatarak, bölgedeki tüm bağcıların benzer bir cenderenin içinde sıkıştığını vurguladı.
Rekolte ve tat kalitesi bakımından altın yıllardan birini yaşadıklarını belirten Muhtar Hüseyin Yalçın, ürünün hak ettiği değeri bulamamasının bölge ekonomisine büyük bir darbe vurduğunu ifade etti. Bağdan toptan verilen fiyatlar ile manav etiketleri arasındaki uçurumun kabul edilemez boyutlara ulaştığını aktaran Yalçın, mevcut tablodan ne üreticinin ne de yüksek fiyatlar nedeniyle ürüne erişmekte zorlanan tüketicinin memnun olduğunu kaydetti. Hal sisteminde fiyatların tamamen aracıların kontrolünde şekillendiğini belirten Yalçın, çiftçinin ürettiği malın fiyatını kendi belirleyemediği bir yapının sürdürülebilir olamayacağını aktardı.
Tüketici ve çiftçi doğrudan buluşacağı pazarları bekliyor
Yaşanan bu fiyat krizinin aşılması için somut çözüm önerileri de yerel üreticiler ve mahalle temsilcileri tarafından dile getiriliyor. Bireysel satış çabalarının tüccarlar karşısında zayıf kaldığına dikkat çeken Yusuf Ertepe, bölgede güçlü bir kooperatifleşme modelinin hayata geçirilmesinin zorunlu hale geldiğini ifade etti. Ürünlerin tek bir çatı altında toplanarak sınıflandırılması ve tek merkezden pazarlanması durumunda taban fiyatın korunabileceğini belirten Ertepe, kaliteli ürünün hak ettiği fiyattan satılmasının ancak ortak hareket etmekle mümkün olabileceğini kaydetti.
Yerel yönetimlerin ve tarım idarelerinin bu noktada devreye girmesi gerektiğini savunan Muhtar Hüseyin Yalçın ise büyükşehirlerde üretici pazarları ağının genişletilmesi çağrısında bulundu. Bağcının kendi mahsulünü aracı olmadan doğrudan halka sunabileceği alanların yaratılması halinde fiyatların yarı yarıya düşebileceğine işaret eden Yalçın, doğrudan satış imkanlarının hem taze hem de doğal ürün arayan kentliye kolaylık sağlayacağını, hem de çiftçinin kazancını artıracağını dile getirdi. Kavacık'ın simgesi olan bu değerli meyvenin hak ettiği değeri bulması için tarım politikalarında doğrudan üreticiyi koruyan adımların bir an önce atılması bekleniyor.





