Türkiye’de çocukluk, eğitim sıralarından çalışma hayatına doğru itildi. DİSK-AR’ın 14 Eylül 2026’da yayımladığı “Çocuk İşçiliği Raporu: Yoksulluk, MESEM’ler, İş Cinayetleri”, çocuk işçiliğinin yalnızca çalışma hayatına ilişkin bir sorun olmadığını; yoksulluk, eğitimden kopuş ve güvencesizliğin birbirini beslediği yapısal bir tabloya dönüştüğünü ortaya koydu. Rapora göre 15-17 yaş grubunda çalışan çocuk sayısı 2021’de 520 bin iken 2025’te 882 bine çıktı. Böylece çalışan çocuk sayısı yüzde 69,6 artarken, bu yaş grubundaki çocukların istihdam oranı yüzde 14’ten yüzde 22,8’e yükseldi.
Her üç çocuktan biri yoksulluk içinde
Rapora göre Türkiye’de 2025 itibarıyla 6 milyon 708 bin çocuk yoksulluk içinde yaşıyor. Çocuk yoksulluğu oranı yüzde 31 olurken, çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor. 2021’de 7 milyon 436 bin olan yoksul çocuk sayısının 2025’te gerilemesine rağmen, yaklaşık her üç çocuktan birinin hâlâ yoksulluk içinde olması dikkat çekti.
Çocukların çalışma nedenlerine ilişkin son kapsamlı resmi araştırma olan 2019 verileri de çocuk emeğinin aile ekonomisiyle bağını ortaya koydu. Çalışan çocukların yüzde 36’sı hanehalkının ekonomik faaliyetine yardımcı olmak, yüzde 23,2’si ise doğrudan hane gelirine katkıda bulunmak için çalıştı. Böylece çalışan çocukların yüzde 59,2’sinin çalışma nedeni hane ekonomisiyle bağlantılı oldu.
DİSK-AR, bu tablonun çocukların ya da ailelerin bireysel tercihi olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Raporda çocuk işçiliğinin düşük ücret, güvencesiz çalışma, işsizlik, gelir eşitsizliği ve yetersiz sosyal koruma koşullarıyla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekildi.

Lise çağında eğitimden kopuş hızlandı
Çocukların çalışma hayatına itilmesiyle eğitimden kopuş da özellikle lise çağında belirginleşti. MEB verilerine göre 14-17 yaş grubunda net okullaşma oranı 2022-2023 eğitim yılında yüzde 94,50 iken 2024-2025’te yüzde 86,42’ye geriledi. Böylece yalnızca iki eğitim yılında 8,1 puanlık düşüş yaşandı. Aynı dönemde eğitim dışında kalanların oranı yüzde 5,5’ten yüzde 13,6’ya çıktı.
Raporda, eğitimden kopuşun özellikle lise çağında yoğunlaşmasının ekonomik koşullarla yakından ilişkili olduğu belirtildi. Ulaşım, beslenme, barınma, kırtasiye ve eğitim araçları gibi giderlerin aile bütçesine yük oluşturduğu, çocukların ise hane gelirindeki açığı kapatmanın bir unsuru haline gelebildiği kaydedildi.

15-17 yaş grubunda 882 bin çocuk çalışıyor
DİSK-AR’ın TÜİK verilerinden yaptığı hesaplamaya göre 15-17 yaş grubunda çalışan çocuk sayısı dört yılda 520 binden 882 bine yükseldi. Aynı dönemde bu yaş grubundaki çocuk nüfusu yalnızca yüzde 4,2 arttı. Buna karşın istihdam oranı 8,8 puan yükselerek yüzde 22,8’e çıktı. 2025’te erkek çocukların istihdam oranı yüzde 33,1 olurken kız çocuklarında bu oran yüzde 11,9’da kaldı. DİSK-AR, bu farkın kız çocuklarının daha az çalıştığı anlamına gelmediğini, kız çocuklarının emeğinin önemli bölümünün ev içine kaydığını belirtti.
Çalışan çocukların yüzde 70’i evde de çalışıyor
Çocukların yükü işyerinde bitmedi. Rapora göre çalışan çocukların yüzde 69,6’sı ekonomik faaliyetlerinin yanı sıra ev işi veya bakım işi de yaptı. Kız çocuklarında bu oran yüzde 72’ye çıktı.
DİSK-AR, kız çocuklarının ekonomik faaliyetlerdeki görünür çalışma oranının daha düşük olmasının onların daha az emek harcadıkları anlamına gelmediğini; ev içindeki ücretsiz emeğin istatistiklerde büyük ölçüde görünmez kaldığını vurguladı. Raporda, bu nedenle çocuk işçiliğinin yalnızca ücret karşılığı yapılan işler üzerinden değerlendirilmesinin kız çocuklarının taşıdığı toplam emek yükünü eksik bıraktığı belirtildi.
MESEM 10 yılda 5,3 kat büyüdü
Raporda çocuk emeğinin önemli başlıklarından biri de Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) oldu. MESEM’e kayıtlı öğrenci sayısının 2016-2017 ile 2025-2026 arasında 5,3 kat arttığı ve yarım milyonun üzerine çıktığı belirtildi. Sistemdeki en büyük sıçrama 2021-2022 eğitim yılında yaşandı; öğrenci sayısı bir yılda yüzde 150,6 arttı.
DİSK-AR, MESEM kapsamındaki öğrencilerin üretim sürecine katılmalarına rağmen hukuken öğrenci statüsünde bulunmalarının ciddi hak ve güvenlik sorunları yarattığını belirtti. Rapora göre çıraklar sendikal örgütlenme hakkından yararlanamazken, çalışma süreleri de emeklilik prim ve gün sayısının dışında tutuluyor.
93 bin çocuk iş kazası geçirdi
Çocuk emeğinin bedeli iş kazalarında da ağırlaştı. SGK verilerine göre 2017-2025 arasında 14-17 yaş grubunda en az 93 bin 517 çocuk iş kazası geçirdi. 2017’de 6 bin 348 olan iş kazası sayısı 2025’te 20 bin 836’ya yükseldi.
DİSK-AR, bu verilerin yalnızca kayıtlı çalışan çocukları kapsadığına dikkat çekti. Kayıt dışı çalışanlar, mevsimlik tarım işçileri, sokakta çalışan çocuklar ve ev içi üretimde bulunan çocukların resmi iş kazası istatistiklerinin dışında kaldığı belirtildi.
9 yılda en az 646 çocuk hayatını kaybetti
Çocuk işçiliğinin en ağır sonucu ise iş cinayetlerinde ortaya çıktı. İSİG Meclisi verilerine göre 2017’den Temmuz 2026’ya kadar en az 646 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi.
2023’te 54 olan çocuk işçi ölümü 2024’te 71’e, 2025’te ise 94’e yükseldi. 2026’nın ilk yedi ayında da 42 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. 2025’te yaşamını yitiren 94 çocuğun 26’sı 14 yaşında veya daha küçüktü. Çocukların 31’i tarımda, 27’si sanayide, 20’si hizmet sektöründe, 16’sı ise inşaatta çalışıyordu.




