Gazeteci Metin Göktepe, bundan 30 yıl önce, yalnızca görevini yapmak istediği için öldürüldü. Evrensel gazetesi muhabiri olan Göktepe, 8 Ocak 1996’da Ümraniye E Tipi Cezaevi’nde yaşamını yitiren tutukluların cenazesini izlemek üzere Alibeyköy’e gitti. “Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar” diyerek yola çıkan Göktepe, burada polisler tarafından gözaltına alındı ve öldürüldü.

Otuz yıl geçti, karanlık değişmedi
Göktepe’nin ölümünün üzerinden 30 yıl geçti. Ancak aradan geçen yıllar, basın üzerindeki baskı ve saldırıları ortadan kaldırmadı. 90’lı yılların karanlık atmosferinde işlenen bu cinayet, Türkiye’de gazeteciliğin karşı karşıya kaldığı tehlikelerin simgesi haline geldi. Bugün de tablo büyük ölçüde değişmiş değil. Gazeteciler hâlâ gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, haberleri nedeniyle yargılanıyor ve susturulmak isteniyor.
Mezarı başında anıldı
Metin Göktepe, katledilişinin 30’uncu yılında ailesi, çalışma arkadaşları, meslektaşları ve dostları tarafından anıldı. Bugün İstanbul Esenler’de bulunan Kemer Mezarlığı’nda saat 11.00’de başlayan anma töreni, yalnızca bir hatırlama değil; aynı zamanda basın özgürlüğü mücadelesinin de güçlü bir sesi oldu. Göktepe’nin adı, aradan geçen on yıllara rağmen meslektaşlarının hafızasında ve mücadelesinde yaşamayı sürdürüyor.
Rakamlar tabloyu açıkça ortaya koyuyor
Gazetecilik örgütlerinin yayımladığı raporlar, mesleğin içinde bulunduğu tabloyu gözler önüne seriyor. Güncel verilere göre halen cezaevlerinde 11 gazeteci bulunuyor. 2025 Ocak ayından bu yana en az 94 gazeteci hakkında gözaltı kararı verildi. Bu süreçte 28 gazeteci tutuklandı, bir kısmı daha sonra tahliye edildi. En az 55 gazeteci ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Yüzlerce dava, onlarca yıl hapis
Sadece gözaltı ve tutuklamalar değil, açılan davalar da gazeteciliği kuşatma altına alıyor. 2025 yılı boyunca 213 ayrı ceza davasında yüzlerce gazeteci yargılandı. Bu dosyalardan 30’unda beraat kararı çıkarken, toplamda 51 yıl 6 ay 24 gün hapis cezası ve 91 bin 900 TL adli para cezası verildi. Mesleki faaliyetleri nedeniyle en az 15 gazeteci sözlü saldırıya, 25 gazeteci ise fiziki saldırıya maruz kaldı. Bu saldırıların büyük bölümü, sahada haber takibi sırasında yaşandı.
Bir başka gazeteci daha öldürüldü
Basına yönelik şiddetin en ağır örneklerinden biri de 2025 yılında yaşandı. Gazeteci Hakan Tosun, 10 Ekim’i 11 Ekim’e bağlayan gece İstanbul Esenyurt’ta saldırıya uğrayarak ağır yaralandı. Günlerce yaşam mücadelesi veren Tosun, 13 Ekim 2025’te beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından hayatını kaybetti. Tosun’un ölümü, gazeteci cinayetlerinin hâlâ bu ülkenin gerçeği olduğunu bir kez daha gösterdi.
Basın özgürlüğünde dipteyiz
Uluslararası raporlar da Türkiye’deki tabloyu doğruluyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün yayımladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye, 2025 yılında 180 ülke arasında 159’uncu sırada yer aldı. Raporda Türkiye’nin durumu “çok vahim” kategorisinde değerlendirildi.

İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nden güçlü mesaj
İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, Metin Göktepe’nin cesaretin ve hak odaklı haberciliğin sembolü olduğu vurgulandı. Açıklamada, gazetecilere yönelik baskıların sona ermediği belirtilirken, gerçeği yazan ve kamunun sesi olan meslektaşların susturulamayacağı ifade edildi. Göktepe’nin kararlılığı ve hakikat mücadelesinin, gazeteciliğin yolunu aydınlatmaya devam ettiği kaydedildi.





