İzmir’in, hatta Türk spor tarihinin en köklü çınarlarından biridir Karşıyaka Spor Kulübü. Renklerindeki yeşil-kırmızı sadece bir semt aşkını değil; direnişi, bağımsızlığı ve bir ulusun küllerinden doğuşunu simgeler. Göğsündeki o hilal ve yıldız, sıradan bir arma süsü değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1926 yılında kulübü ziyaretinde, sergilenen duruşa ve spor ahlakına bir takdir nişanesi olarak bizzat armağan ettiği, taşınması en ağır, onuru en yüksek mirastır.
Peki, bugün bu büyük mirasa ne kadar layık bir sportif gerçeklikle karşı karşıyayız? Gelin, yapay övgüleri bir kenara bırakalım…
Bir kulübün tarihi ne kadar şanlı, arması ne kadar kutsal olursa olsun, profesyonel spor dünyası bugünün doğrularıyla yürür. Karşıyaka, basketbolda Avrupa arenalarında boy gösterip zirve mücadelesi verirken, futbol şubesinde yıllardır süren alt lig kıskacını bir türlü kıramıyor. Türkiye’nin ilk ve tek "Atatürk logolu" kulübü, hak ettiği yer olan Süper Lig organizasyonunun fersah fersah uzağında, alt liglerin tozlu koridorlarında vizyon mücadelesi veriyor.
Bu çelişkiyi sadece "şanssızlık" ya da "hakem hataları" ile açıklamak, bu büyük Kaf Kaf camiasına yapılacak en büyük kötülüktür. Sorun çok daha derindedir.
- İstikrarsızlık: Yıllardır süregelen kongre kaosları, kısa vadeli kurtarıcı reçeteler ve günü kurtarmaya yönelik transfer politikaları, kulübün sürdürülebilir bir başarı yakalamasını engelliyor.
- Tesisleşme ve Altyapı: Yıllardır bir kördüğüme dönen stadyum problemi, İzmir’in göbeğinde bir kulübün nasıl çaresiz bırakılabileceğinin ya da kendini nasıl doğru ifade edemediğinin acı bir vesikasıdır.
- Camia İçi Bölünmeler: Karşıyaka sevgisi büyüktür ancak bu sevgi bazen kliklerin, kişisel ikbal kavgalarının gölgesinde kalıyor. Oysa armadaki ay-yıldız, ayrışmayı değil, mutlak bir birleşmeyi emreder.
Büyük kulüpler, geçmişleriyle gurur duyar ama geleceklerini sadece geçmişi anlatarak inşa edemezler. Karşıyaka’nın büyüklüğü, tribündeki taraftarının sadakatinde ve o asil armada saklıdır; buna şüphe yok. Ancak saha sonuçları, kurumsal yönetim kalitesi ve vizyon, bu büyüklüğün gerisinde kaldığı müddetçe özeleştiri kaçınılmazdır.
Artık armadaki o şanlı bayrağın hatırasına sığınarak teselli bulma dönemi bitmelidir. Karşıyaka, kurumsal yapısını modernize etmek, futbol şubesinde kalıcı ve akılcı bir sistem inşa etmek zorundadır. Çünkü Atatürk’ün armasını taşıdığı bir kulübe yakışan, her branşta en üst seviyede, liderlik kürsüsünde olmaktır. Geçmişin mirası bugünün bahanelerini örtmemeli; aksine geleceğin sorumluluğunu omuzlara yüklemelidir…