“…önce kol sonra sürgü sonra anahtar açılır kapı,

itilirim sırtımdan ben ebedi kiracı kesilmiş hükmüm”(NEVZAT ÇELİK)

Usta gazeteci Merdan Yanardağ, RTÜK’ün en çok ceza verdiği sonrasında kayyım atanan TELE1’in Genel Yayın Yönetmeniydi.

Geçmişte Günaydın Gazetesi Grubu’nda çalıştık. O günlerden tanışızdır.

Katıksız ilerici yurtsever devrimci gazetecidir. Müthiş donanımlı bir sosyalisttir.

Siyaset bilim ve sosyoloji alanında da doktora vermiştir. İlkelidir hep. Sıkça başı dertten kurtulmamıştır, Gözaltılar, hakkında davalar hiç bitmemiştir. Defalarca cezaevini görmüştür.

-27 EKİM 2025’TEN BERİ TUTUKLU-

253632

Merdan Yanardağ son olarak casusluk suçlamasıyla 24 Ekim 2025’te gözaltına alındı. 27 Ekim’de de tutuklandı. Silivri’ye konuldu. Orada da boş durmadı. Okuyor, yazıyor, üretiyor. Her zaman olduğu gibi! “Medya Mahallesinin Ablası” Ayşenur Arslan ne güzel yazmış?; ”Merdan Silivri’de de oturup duvarları seyretmemiş. Geçmişi tahlil edip geleceğe dair öngörülerini tarihsel bir perspektifle kağıda dökmüş.”

Neticede o da cezaevi edebiyatımıza bir katkı sunmuş “Silivri ve Direniş Yazıları” ile.

Kişisel tanıklığını da toplumumuzun hafızasıyla birleştiriyor.

Kitap -ayrıca- yalnızca yaşanan hukuksuzluklara bir tepki değil, aynı zamanda Türkiye’nin son dönemde yaşadığı yapısal dönüşümleri anlamaya yönelik bir inceleme niteliği taşımakta.

253631 (1)

-AYDIN TAVRINDAN TAVİZ VERMEDİ-

Ülkemizin “siyaset, hukuk ve medya iklimine -derinlikli analizlerle- cezaevinden tanıklık eden” kitabın ön yazısı şöyle; “Amaç, rejimin karakteriyle uyumsuz; bağımsız, sosyalist, cumhuriyetçi bir sesin, TELE1’in susturulmasıydı. Fakat gerçeğin devrimci kuvvetinden kaçabilmek ne mümkün! Merdan Yanardağ, bu süreçte, mahkemeleri ve sunulan iddianameyi bir tür siyasi hesaplaşma alanı olarak ele aldı. Aydın tavrından taviz vermedi. Ülkemizin yurtsever, cumhuriyetçi, devrimci birikimine yaslanarak, haklılığından taviz vermeden, kumpası ifşa etti. Silivri Cezaevi’nde de aynı çalışkanlıkla araştırmaya, düşünmeye, üretmeye devam etti. Elinizdeki kitap, sürecin başından bugüne kadar yaşanan gelişmeleri değerlendiren yazılardan oluşuyor. Casusluk davası, TELE1’in yayıncılık anlayışı ve ilkesi, AKP iktidarının yaşadığı meşruiyet krizi, yeni “çözüm” süreci, bölgemizdeki ve dünyadaki güncel gelişmeler, Kemalist-sosyalist ittifakı gibi konular kitabın ana eksenini oluşturuyor. Güncel değerlendirmelerle felsefi/kuramsal denemelerin iç içe geçtiği kitap, umutsuzluğa kapılmadan, siyasal bir çıkışın imkânlarını tartışıyor.”

-CEZAEVİ NOTLARI-

-Casusluk soruşturması kapsamında tutuklanan Merdan Yanardağ’ın kitabı Kırmızı Kedi’den okurla buluştu.

Cezaevinde yazdığı metinler yer alıyor kitapta.

Yanardağ’a göre; “Türkiye’de siyasal davalar, rejimle ve egemen düzenle en dolaysız ve çıplak şekilde hesaplaşmaların yaşandığı alanlardır. Bu mücadelede ya teslim olur ve uzlaşırsınız y a da boyun eğmez ve direnirsiniz. Yarını direnenler kuracaktır. Büyük yollarda yürümek devrimci bir eylemdir. İhtiyacımız olan şey cesaret ve kararlılıktır. ”

Yanardağ, Silivri’de adalet ve hukuk konusunda tarihsel referanslara dayalı örnekler vererek bir siyasal savunma yapıyor.

-YAŞADIĞI SÜRECİ ANLATIYOR-

Yanardağ’ın, ülkemizin son dönemde yaşadığı siyasal gelişmeleri, hukuk tartışmalarını, medya üzerindeki baskıları ve muhalefetin geleceğine ilişkin değerlendirmelerini içeriyor. Yazar, kişisel tanıklığını siyasi analizlerle birleştiriyor. Laikliği, Siyasal İslam’ı, Hukuksuzlukları, ülkemizin dış politikasını, Filistin sorununu ele alıyor.

Yaşadığı süreci de aynı zamanda bir kayıt olarak değerlendiriyor, önerilerini sıralıyor. Mahkeme savunmasını da sıkça “karşı iddianame” olarak nitelendiriyor.

Kitap, “Silivri yalnız zulmün de direnişin de simgesidir” başlıklı sunuş yazısıyla açılıyor.

Cezaevi edebiyatına katjıya da sağlam bir örnek.

“Bir Cumhuriyet Direnişçisi”, Merdan Yanardağ 29 Eylül’de hakim karşısına çıkacak. Dileriz; yazılarıyla hücresinde değil, özgürlükte buluşur bundan böyle…