Ah benim güzel ülkem. Benim güzel ülkemin güzel çocukları...

Manisa'daki okul saldırısı yüreğimizi parçaladı. Okusun diye okula gönderdiğimiz çocuklarımız güvende değil.

Onların güvende olmamasının temel nedeni, uzun bir süredir toplumumuzda şiddetin, kin ve nefretin, ayrımcılığın yükselişte olmasıdır.

Maalesef aileleri güvende tutmak için yetkililerimiz daha çok müzik gruplarıyla, yetişkin insanların cinsel kimlikleriyle veya sokaktaki hayvanlarla ilgileniyor!

Örneğin “güvenli sokaklar” diye diye sahipsiz köpeklerin büyük kısmını topladılar. İşin en acı yanı ise; sokaklar hiç bu kadar güvensiz olmamıştı.

*

9. sınıfa giden bir ergen, silaha bu kadar kolay nasıl erişebilir?

Koca av tüfeğini, kimseler fark etmeden nasıl okulun önüne kadar taşıyabilir.

Vahşi Batı mı burası? İnsanın aklı almıyor!

Sosyal medyada çok konuşulan bir olay vardı hani. Sokakta alkol içenlere dronla müdahale edilmişti. Mesela diyorum; o dronlar keşke okulların tepelerinde uçsaydı da, tüfekle elini kolunu sallayarak okula giden o çocuk, facia yaşanmadan tespit edilebilseydi. Ailelerimiz güvende olsaydı!

*

TEPAV (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı) verilerine göre, Türkiye'de 2024 ve 2025 yıllarında toplam 16 okul saldırısı yaşandı. Nisan 2026'da yayımlanan TEPAV çalışmasında bu yıl için 3 saldırı kaydedilmişti. 22 Eylül'de Manisa'da yaşanan saldırıyla birlikte, 2026'da şimdiye kadar kayıtlara geçen okul saldırısı sayısı 4'e yükseldi. Gel de çıldırma!

Eskiden, bu tip olaylar ülkemizde ancak kırk yılda bir yaşanırdı. Genelde haberlerde “ABD'de okul saldırısı” başlığı ile izler veya okurduk. Gerçek dışı ve tuhaf gelirdi bize. Öğrencilerin ellerinde silahlarla okullara saldırabilmesine şaşardık! Şimdi kendi ülkemizde her yıl örneklerini yaşar olduk.

*

Biz böyle bir ülke değildik. Böyle bir toplum hiç değildik.

Ne oldu bize?

Sessiz kaldık. Olan budur.

Eskiden toplumu ilgilendiren kötü olaylara hep beraber tepki gösterirdik. Şimdi korkunç olayları hemen her gün yaşaya yaşaya iyice ruhsuzlaştık.

Durgun, tepkisiz, her şeyi kanıksamış bir topluma dönüştük.

Hayvanlar katledildi, “kedi-köpek” dedik umursamadık.

Kadın ve çocuk cinayetlerine yeterince ses çıkarmadık.

Çocuk tecavüzlerine yeterince tepki koymadık.

Katiller, tecavüzcüler hapisten iyi halle salınınca toplum olarak ayağa kalkmadık.

3 gün konuştuk, 4. gün unuttuk.

Yaşadığımız son olay da; şiddetin giderek toplumdaki yaygınlığının artması ve çoğunluğun da bu duruma ses çıkarmamasının bir uzantısıdır.

Unutmamak lazımdır ki, duyarsız kaldığımız her şiddet vakası, şiddeti normalleştirir.

Kötünün ve kötülüğün toplumun tüm katmanlarında yeniden anormalleşmesi lazım!

*