Emeğin, alın terinin ve amansız çalışma koşullarının merkez üssü olan maden ocakları, bu kez üretimle değil, derin bir hak arama mücadelesiyle çalkalanıyor. Türkiye'nin ağır sanayi kollarındaki ekonomik darboğazın faturası bir kez daha işçi sınıfına kesilirken, Özşen Madencilik bünyesinde çalışan yüzlerce işçi, anayasal haklarını korumak adına büyük bir direniş başlattı. Tam üç aydır ceplerine tek bir kuruş girmeyen, evlerine ekmek götürmekte zorlanan ve yaklaşan bayramı buruk bir bekleyişle karşılayan madenciler, taleplerinin net bir şekilde karşılanmasını istiyor. Yerin metrelerce altında canlarını dişlerine takarak çalışan işçiler, kendilerine dayatılan bu sefalet düzenine karşı meydanlarda omuz omuza vererek kararlılıklarını haykırıyor.
Bayramı alacaklarıyla karşılamak isteyen işçilerin sabrı tükendi
Sermaye odaklarının ve finansal krizlerin gölgesinde hakları adeta buharlaşan işçilerin eylemi bugün itibarıyla kritik bir eşiği geride bıraktı. Özşen Maden işçileri tarafından yapılan ortak açıklamada, kriz gerekçe gösterilerek çocuklarının rızkına el konulduğu vurgulandı. Direniş alanında bir araya gelen aileler ve işçiler, üç aydır biriken ana maaşlarının derhal banka hesaplarına yatırılmasını istiyor. Sadece maaş kriziyle de sınırlı kalmayan bu süreçte, madencilerin neredeyse bir yıldır ödenmeyen ve yasal sınırların çok üzerinde olan mesai ücretleri de en büyük uyuşmazlık konularından biri olarak masada duruyor. Yıllarca toz toprak içinde emek verip emekliliğe hak kazanan kıdemli madencilerin ise tazminat hakları aylardır ya eksik yatırılıyor ya da tamamen erteleniyor. İşçiler, yılların birikimi olan bu kıdem tazminatlarının tek bir kuruşu dahi eksilmeden kendilerine teslim edilmesini şart koşuyor.
Sendika yönetiminden şirket sahiplerine uyarı
Maden işçilerinin bu onurlu duruşuna en büyük kurumsal destek, sahada aktif bir mücadele yürüten Bağımsız Maden İş sendikasından geldi. Şirketin içine düştüğü yasal süreçleri ve finansal yönetim mekanizmalarını yakından takip eden sendika yönetimi, krizin faturasının işçiye kesilmesine izin vermeyeceklerini duyurdu. Doğrudan patron Bekir Kiremitçi ve şirketin mali yönetimini devralan konkordato komiserliği makamına seslenen sendika liderleri, sürecin daha fazla uzatılması halinde eylemlerin çapının genişleyeceğini ilan etti. Sadece maden önünde beklemekle yetinmeyeceklerini belirten sendika yetkilileri, gerekirse işverenlerin evlerinin önüne ve Tekirdağ'da faaliyet gösteren diğer şirket binalarının önüne siyah çelenkler bırakarak kitlesel protestolar düzenleyeceklerini vurguladı.
Direnişin rotası Başkent'e
Eylemin 13. gününde taleplerine hala somut bir muhatap bulamayan madenciler, seslerini yerel sınırların dışına taşımaya kararlı. Sendika kortejinden yükselen "Edirne’den Eskişehir’e bize her yer Ankara" sloganları, mücadelenin çok yakında ülkenin kalbine taşınacağının en net sinyali oldu. Yerel idarecilerin ve şirket avukatlarının oyalama taktiklerine karşı bağışıklık kazanan işçiler, eğer bu hafta içinde de bir uzlaşı sağlanamazsa, çözümün yegane adresi olarak gördükleri Enerji Bakanlığı ile Çalışma Bakanlığı binalarının önünü mesken tutacaklarını belirtiyor. Yasal haklarını ve alın terinin karşılığını alana kadar geri adım atmayacaklarını söyleyen madenciler, Ankara caddelerini birer direniş alanına çevirmeye hazırlandıklarını ifade ederek yetkilileri acilen sorumluluk almaya çağırıyor.




