Bisikletimsi ilk araç, patika yollarda 1790'lı yıllarda görüldüğünde, süren kişi Comte de Sivrac idi.

Yer Fransa. Ama gidonu ve selesi yoktu, sert akşap çerçeve ile iki tekerlekli olan bu aleti, hareket için iki ayağın yere teması ile itmesi gerekiyordu, çünkü pedalları yoktu. Bisikletin yönü ise kayakta olduğu gibi, vücudun sağa sola eğilmesi ile mümkün oluyordu.
20 yıl kadar sonra Almanya'da başka bir mucit, 22 kg ağırlığında metal tekerlekli, gidon yani yön için kullanılacak apareyi ve selesi (oturacak yeri) ayrıca  freni de olan, isim olarak da draisienne olarak adlandırdığı başka bir model yarattı.
Pedalları buna adapte edecek kişi ise 1839 yılında  İskoçya'dan Kirkpatrick McMilllan oldu. Pedallar önde idi ve bir krank mili ile arka tekerleri hareket ettiriyordu. 1850'li yıllar denge problemlerini çözmek amaçlı üçüncü ve dördüncü tekerlerin eklenmesi çabaları ile geçti ve tarihi çizimlerden hatırlayacağınız pedalların ön büyük çaplı tekere sabitlendiği ve geliştiricisi olan Fransız Pierre Michaux'un 'velocipede' dediği model 1860 yılında ortaya çıktı. Daha hızlı olmasına rağmen demir iskelet ve tekerlekler çok büyük bir ağırlık yaratıyordu, bu yüzden çok kullanışlı değildi.
Bu problemleri çözmek, bir başka Fransız olan Traffault'a nasip oldu. 1968 yılında demir tekerleri kauçuk orijinli lastik ile kapladı. Arada büyük ön tekerleri ile İngiliz James Starley'in modelini saymazsak, günümüze en yakın protip 1885 tarihli İngiliz John Kempp Starley'in, şimdilerde kullandıklarımıza benzer ölçülerde tekerleri olan zincirli,gidonlu ve seleli bisikletini görürüz.  Devam eden yıllar, vites sistemlerinin geliştirilmesi ve şişirmeli lastik formatları ile daha konforlu modellerin yaratılması ve günlük kullanımdan yarış dahil performans amaçlı çeşitlerin kullanıcı beğenisine sunulması ile geçti.
HHH  
Yaşadığımız zaman dilimi insanlık için küresel iklim değişikliğinden habitat daralmasına kadar devasa çevre sorunlarının ivmelendiği bir konjonktür olarak tarihe geçiyor. Bu noktada bir ulaşım aracı olarak bisikletin, çevre kirliliğine yol açmaması, ekonomik olması, aynı zamanda bir spor olarak insan sağlığına katkı sağlaması harikulade bir kombinasyon. Bir çok araştırma, bir ulaşım aracı olarak bisikletin en yüksek verimi en düşük maliyette sağladığı konusunda hem fikir.
Bisikletin ekonomisi milyar dolarları bulmakta. Özellikle sağlık hizmetleri için çok büyük olumlu geri dönüşleri söz konusu. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile Avrupa Bisikletçiler Federasyonu (ECF), geçtiğimiz yıllarda bir araştırma gerçekleştirdiler ve bisiklet kullanımının Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin toplamında 110 miyar dolar düzeyinde değer yarattığını tespit ettiler. Genel olarak sadece Avrupa ülkelerinde trafik sıkışıklığı yaratmaması perspektifli projeksiyonlarda, GSMH üzerinde etki %1'ler seviyesine ulaşıyor. Bu ülkelerdeki 40 milyona yakın bisiklet kullanıcısının trafik kaynaklı zaman tasarrufu 25 milyar euro olarak hesap ediliyor. Yine bu ülke vatandaşları, ulaşım aracı olarak otomobil kullanmayıp yakıt, sigorta, kasko ve tamir parası vermedikleri için yılda 10 bin euroya yakın bir tasarruf yapabilmekteler. Avrupa için bisiklet kullanımının yarım tilyon euro ekonomik katkısı var ve bunun 15.4 milyar eurosu çevre ve iklim, 2.80 milyar eurosu enerji ve doğal kaynaklar, 191.27 milyar eurosu sağlık, 63.09 milyar eurosu ekonomi 20 milyar eurosu teknoloji ve dizayn, 131 milyar eurosu zaman ve alan, 50 milyar eurosu sosyal, 19.6 milyar eurosu hareketlilik ve 10 milyar eurosu da kültür çesitliliği başlıklarından gelmekte..
***
Bisiklet, istihdam politikaları açısından da bir çözüm sunmakta. Yine WHO'nun yaptığı bir araştırmada şöyle bir sonuç vurgulanmıştı: Eğer tüm Avrupa, Kopenhag kadar pedal çevirmiş olsaydı, 76 bin kişi iş imkanına kavuşurdu! Danimarka'da her on kişiden dokuzunun bisikleti var ve okul çocuklarının %49'u okula bisiklet ile gidiyor.
Bu noktada, İzmir'de 11-13 Ekim tarihleri arasında, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Avrupa Bisikletçiler Federasyonu (ECF) ve Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından organize edilecek  EuroVelo&Bisiklet Turizmi Konferansı (The EuroVelo&Cycling Tourism Conference), sektöründeki tüm aktörleri biraraya getiren çok önemli bir etkinlik olması dolayısı ile çok önemli... Yöneticiler ve hemşehrilerimizde farkındalık inşa ederek, güzel kentimizin bisiklet kullanıcıları için dünyadaki en önemli destinasyonlardan birisi olması adına ilham verecek çalışmalara imza atması en büyük beklentimiz.
Danimarka'da kentimiz nüfusuna yakın (5.8 milyon) insan yaşıyor ve ülkede toplam 12 bin km'lik bisiklet rotası var. Sadece Kopenhag'da araba ve yürüme yolundan ayrı 400 km'lik bisiklet yolu mevcut. Dolayısı ile 100 km bile olmayan bisiklet yollarımız ile daha çok yapacak işimiz var.