Muğla’nın Milas ilçesinde, tozun toprağa karıştığı maden sahaları ile yeşilin son kalesi Akbelen Ormanı arasındaki o ince çizgide yıllardır süren direniş, yargı koridorlarından gelen müjdeli bir haberle yeni bir boyut kazandı. Bölgedeki köylülerin ve doğa savunucularının, geçim kaynakları olan zeytinlikleri ve tarım arazilerini korumak adına açtığı davalarda Danıştay 6. Dairesi son sözü söyledi. Cumhurbaşkanlığı tarafından alınan ve Milas’ın yedi köyünü doğrudan etkileyen acele kamulaştırma kararı, hukuka aykırı bulunarak durduruldu. Mahkemenin bu kararı, sadece bir mülkiyet tartışmasını bitirmekle kalmadı, aynı zamanda "ekonomik gerekçelerin" her kapıyı açan bir anahtar olmadığını da tescilledi.

Kömür madenine yargı freni

Danıştay’ın verdiği bu kritik karar, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerini işleten LİMAK ve İçtaş ortaklığındaki enerji devlerinin bölgedeki faaliyet alanlarını genişletme planlarına büyük bir darbe vurdu. Yüksek mahkeme, idarenin savunduğu "enerji üretimi ve ekonomik süreklilik" argümanlarını incelediğinde, bu durumun mülkiyet hakkını askıya alacak bir acelelik hali teşkil etmediğine hükmetti. Kararın satır aralarında, mülkiyet hakkının ancak milli savunma veya kamu düzenini sarsacak olağanüstü durumlarda bu denli sert bir yöntemle kısıtlanabileceği hatırlatıldı. Akbelen savunucuları için bu, başından beri haykırdıkları "burada kamu yararı değil, şirket karı gözetiliyor" isyanının hukuki bir metne dökülmüş hali oldu.

Türkiye tarım, gıda ve çevre boyutunda yeni bir anlayışa ilerliyor: TTGB kuruldu
Türkiye tarım, gıda ve çevre boyutunda yeni bir anlayışa ilerliyor: TTGB kuruldu
İçeriği Görüntüle

Hukuksuzluk üzerine kurulu tüm süreçler geçerliliğini yitirdi

Kararın hemen ardından bölge halkının avukatları Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca, sürecin teknik boyutuna dair önemli uyarılarda bulundu. Danıştay’ın müdahalesiyle birlikte, 10 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe giren kamulaştırma kararına dayanan tüm işlemler birer "hukuki enkaz" haline geldi. Halihazırda Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülmekte olan 649 adet el koyma ve bedel tespiti davası, üzerine inşa edildikleri temel çökünce dayanaksız kaldı. Avukatlar, bu saatten sonra yapılacak her türlü fiili müdahalenin, araziye girmeye çalışmanın veya bilirkişi incelemesi yapmanın doğrudan anayasal suç teşkil edeceğini vurguluyor. Akbelen direnişçileri, artık bu kararın sadece kağıt üzerinde kalmamasını ve bölgedeki tüm iş makinelerinin derhal geri çekilmesini bekliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ