İzmir'in sanayi ve liman kenti kimliğiyle öne çıkan, aynı zamanda ağır sanayi yatırımlarının kalbi konumunda bulunan ilçesi Aliağa, son yılların en büyük, en kapsamlı ve en tartışmalı sanayi yatırımlarından birine ev sahipliği yapma telaşı içinde. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile özel olarak desteklenen ve atık plastikleri yüksek teknolojiyle işleyerek piroliz yağı ile polimer hammaddesi üretmeyi hedefleyen bu devasa tesis, ne yazık ki bürokratik engeller ve operasyonel süreçlerdeki yavaşlamalar nedeniyle beklenilen hızda ilerleyemedi. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve devletin zirvesinden tam 9,2 milyar liralık tarihi bir süper teşvik paketi alarak tüm dikkatleri üzerine çeken yatırım, projelendirildiği andan itibaren öngörülen üç yıllık yasal inşa ve faaliyete geçme süresi içinde bir türlü tamamlanamadı. Doğtaş Mobilya'nın da bünyesinde bulunduğu büyük bir holdingin sahibi olan tanınmış iş insanı Davut Doğan'ın yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü Biotrend firması tarafından üstlenilen bu iddialı proje, belirlenen inşaat takviminin çok gerisinde kalınca şirketin üst düzey yöneticileri çareyi rotayı Ankara'ya çevirmekte buldu. Şehrin yerel ekonomisine büyük bir katma değer sağlaması beklenen projenin durma noktasına gelmesi, bölgedeki sanayi çevrelerinde de büyük bir endişeyle takip ediliyordu.

Resmi Gazete’de açıklandı: Hangi yollar ve köprüler ücretsiz olacak? İşte detaylar
Resmi Gazete’de açıklandı: Hangi yollar ve köprüler ücretsiz olacak? İşte detaylar
İçeriği Görüntüle

Süresi dolan milyarlık yatırıma bakanlıktan can suyu

Tek Referans'ta yer alan habere göre, yatırım takviminde yaşanan bu ciddi ve maliyetli aksama üzerine şirket yönetimi, projeyi iptal riskinden tamamen kurtarmak ve devlet desteklerini kaybetmemek amacıyla doğrudan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile yoğun bir temas trafiği başlattı. Üç yıllık yatırım teşvik belgesi süresinin resmi olarak dolmasıyla birlikte yapılan detaylı başvuru sonucunda, bakanlık bürokratları projenin stratejik büyüklüğünü, sağlayacağı istihdamı ve ülkenin sıfır atık hedeflerindeki yerini göz önüne alarak firmaya derin bir nefes aldırdı. Alınan yepyeni ve resmi kararla birlikte, dev tesisin temellerinin atılıp tam kapasiteyle çalışır hale getirilebilmesi için şirkete tam on sekiz aylık ek bir zaman dilimi tanındı ve teşvik belgesinin geçerlilik tarihi 1 Eylül 2027'ye kadar resmen uzatılmış oldu. Devletin sağladığı bu büyük esneklik, sadece bir takvim uzatımı olmakla kalmıyor; aynı zamanda firmanın en başından beri yararlandığı gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, milyonlarca lirayı bulabilecek KDV iadesi, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği ve nitelikli personel teşviki gibi dudak uçuklatan ekonomik yardımların da hiçbir kesintiye uğramadan devam edeceği anlamına geliyor.

İngiliz deviyle ortaklaşa çöpten hammadde devrimi planlanıyor

Tesisin modern üretim modeli, uluslararası bağlantıları ve operasyonel işleyişi de ekonomi uzmanları ile çevre derneklerinin son derece yakın takibinde bulunuyor. Hali hazırda kentin en büyük ve en sorunlu çöp depolama alanları olarak bilinen Harmandalı ve Bergama katı atık bertaraf tesislerinin işletmesini elinde bulunduran firma, bir yandan da Menderes ilçesinde biyogazdan elektrik üretimi gerçekleştirecek yeni bir hamle için son teknolojik hazırlıklarını tamamlamaya çalışıyor. Şirketin Aliağa'daki bu dev yatırımında ise küresel çapta bir teknoloji devi olarak tanınan İngiliz Honeywell firmasıyla çok stratejik ve uzun vadeli bir iş birliğine gittiği açıklandı. Projenin onaylanan Çevresel Etki Değerlendirmesi raporunda yer alan teknik ve mühendislik detaylarına göre şirket, her yıl düzenli olarak bölgedeki katı atık tesislerinden elde edeceği 118 bin ton ağırlığındaki o devasa plastik atık yığınını bu yeni kurulan merkezde ileri teknoloji makinelerle işleyecek. Yapılacak termal ısıtma ve kimyasal ayrıştırma işlemlerinin ardından ise, petrokimya sanayisinin birçok kolunda hammadde olarak kullanılabilecek 55 bin ton kalitede polimer hammaddesi elde edilmesi hedefleniyor.

Yüzlerce dönümlük kamu arazisinin bedelsiz tahsisi tartışma yaratmıştı

Projenin kağıt üzerindeki makro ekonomik hedefleri, geri dönüşüm vizyonu ve teknolojik altyapısı ne kadar parlak görünse de, işin arka planındaki bazı çarpıcı iddialar ve devletin sunduğu imtiyazlı destekler kent gündeminde uzun süredir oldukça hararetli tartışmalara neden oluyor. Özellikle devasa yatırım yeri tahsisi başlığı altında, sanayinin kalbi Aliağa sınırları içindeki değerli arazilerin bulunduğu Kalabak Mahallesi mevkiinde tam 544 dönümlük, yani 544 bin metrekare büyüklüğündeki eşsiz bir Hazine arazisi firmaya tam 49 yıllığına tamamen bedelsiz olarak tahsis edilmişti. Devletin kendi mülkiyetindeki bu denli büyük bir araziyi yarım asra yakın bir süre için özel sermayeli bir şirketin kullanımına karşılıksız sunması siyasi ve toplumsal eleştirileri beraberinde getirirken, bölgedeki çevrecilerin asıl büyük endişesi tesisin hammadde tedarik süreciyle ilgili detaylarda gizli. Firmanın yüksek kapasiteli tesisini çalışır durumda tutmak için sadece İzmir'in yerel çöpünü işlemekle yetinmeyeceği, kapasiteyi doldurmak veya maliyet açısından daha karlı olduğu için yurt dışından dev gemilerle atık plastik ithal edeceği yönündeki iddialar kamuoyunda büyük bir çevre hassasiyeti ve derin bir tepki doğurmuştu. Şirketin üst düzey yetkilileri ve bakanlık cephesi bu tehlikeli ithalat iddialarına dair henüz kamuoyunun içini rahatlatacak, tam anlamıyla tatmin edecek net bir hukuki güvence vermezken, yurtdışından tonlarca çöp getirilip getirilmeyeceği sorusu bölge halkının zihninde koca ve ürkütücü bir soru işareti olarak güncelliğini korumaya devam ediyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ