SEMİ TEKTAŞ-BEGÜM ÇATIK / Ege Bölgesi Sanayi Odası Şubat ayı olağan meclis toplantısı Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan yeni hizmet binasında gerçekleştirildi. Meclisi EBSO Meclis Başkanı İbrahim Gökçüoğlu yönetti.
EBSO Meclisi’ne konuk olan İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali, “30 Nisan 2012’de EBSO’da konuşma yapmışım. 14 sene sonra tekrar bir aradayız. Öncelikle Türkiye İş Bankası ile EBSO arasında anlamlı bağı ifade edeceğim. İzmir İktisat Kongresi ile milli sanayinin hızla kurulması öngörüldü. EBSO çatı altında güç birliği oluşturmaları fikri filizlendi. Siyasi bağımsızlığımız için şart olan iktisadi bağımsızlığın olmazsa olmazı milli bir banka olması kongrede kararlaştırılıyor. EBSO 101 sene önce İzmir İktisat Kongresi’nin ve o kongreden 8 ay sonra ilan edilecek olan cumhuriyetin ürünü. 500 büyük sanayi kuruluşunun yüzde 13,4’ünü EBSO firmaları oluşturuyor” dedi.
“2026 yılı da belirsizliklerle başladı”
Adnan Bali açıklamasında, “Küresel bazdaki gelişmelere baktığımızda, eski düzenin küresel anlamda tüm kurum ve kuralları değişti. Yeni bir düzen arayışı kaosunda işleri yürütmeye çalışıyoruz. Pandemiden savaşlara ve ekonomik dalgalanmalara kadar farklı bir olgu ile karşı karşıyayız. Bu gelişmelerin yanı sıra teknolojik dönüşüm, iklim değişikliği, yapay zekâ gibi tam bir değişimden geçiyoruz. Siyasal olaylarda çok farklı tablolar görüyoruz. Ocak ayının ilk günlerinde aksiyon filmlerini aratmayacak bir şekilde devlet başkanının evinden alınışını izledik. Yepyeni bir dünyayı işaret ederken sıra dışılığın normal bir şey olduğunu ve artık sorunların iç içe geçmiş bir şekilde hayatımızı etkilediğini görüyoruz. 80’lere baktığımızda dünyada başka hayaller vardı. Neoliberal rüzgârlar vardı. O dönemde sınırların ortadan kalkacağı gibi bir ütopya vardı. Şimdi distopya önümüzde duruyor. Uluslararası kurumlaşma düzeninde bir yol alınamadığı gibi eski kurumlar da kaybedilmiş durumda. NATO ne anlama geliyor? Hükmü var mı yok mu belli değil. Dünyada her dönemin zorlukları olmuştur. Liderler krizlerle başa çıkmak durumunda kalmışlardır. Bugün karşılaştığımız durumun farkı şu; geçmişte ayrı ayrı karşımıza çıkan zorluklar aynı anda karşımıza çıkıyor. Bu da birbiriyle çelişen birden çok süreci bir arada yürütmeyi zorunlu kılıyor. Yolda sürekli hedefi kalibre etmelisiniz. Ben kendimi şanslı hissediyorum. Gençler, sizlere Allah yardımcı olsun. Sizlerin işi zor. Önünüzde uzun yıllar iş hayatını yönetmek zorunda kalacaksınız ama üstesinden geleceksiniz. Hedefler, bilançolar gibi rutinler, çeyrek bazlı veriler bu paradigmaya yetmiyor. Bunları küçümsemiyorum ama bir işletmeyi yönetirken iki hedef vardır. İlki cari performanslar, ikincisi ise işletmeyi geleceğe hazırlamaktır. Topluma ve dünyaya kalıcı değerler sunmakla adım adım itibar inşa edilmeli. Böyle zorlukların olduğu bir ortamda 2026 yılı da belirsizliklerle başladı. Ukrayna, Suriye derken şimdi İran konusu başladı. İstikrarsız dönemlerde değerli materyallere yönelim söz konusu oluyor” dedi.
"Enflasyon tahmini yüzde 23-25 arasında"
2026 yılı enflasyon tahminlerini söyleyen Bali, “2026 yılı başında başta emtia piyasaları olmak üzere açıklaması güç gelişmeler gördük. Türkiye ekonomisinin en büyük sorunu fiyat istikrarsızlığı. Türkiye ekonomisi fiyat istikrarının tesisi amacına yönelik 2025 yılının ilk 3 çeyreğinde dirençli büyüme sağladı. Bizim tahminlerimize göre 2025’te yüzde 4 civarında, uzun vadeli büyüme performansının altında bir büyüme ile tamamladık. 2026’da da ahım şahım büyüme söz konusu olmayacak. Yüzde 4 civarında gerçekleşmesini bekliyoruz. Bu rakamlar bu konjonktürde fena değilmiş gibi görünüyor ama gelişmekte olan bir ülkeyiz. Bu bakımdan maalesef düşük. Bütçe açığı 1,8 trilyon olarak yılın başında belirlenen rakamın gerisinde kaldı. Deprem dahil olmak üzere yapılmak durumunda olunan zaruri harcamalara rağmen gelinen nokta olumludur. Enflasyonda ocak ayı verisi piyasa beklentilerinin üzerinde. 2026 yılı için tahminimiz yüzde 23-25 arasında. Faizler yüzde 38’e indi. Politika faizinin yüzde 30 civarına gerilemesinin mümkün olduğunu düşünüyoruz. Sanayiciler içinde bulunduğumuz süreci iliklerine kadar hissediyor. Reel sektör hem ihracatta kur tarafından zarar görüyor hem de iç piyasada canlı taleple karşılaşmıyor. Bankacılığın reel sektöre finansman desteği sınırlanıyor. Ticari kredilerin payı yüzde 58’e, yabancı para kredilerinin payı ise 14’e geriledi. Finans sektörü de enflasyonda düşüş öngörüsüne dayalı olarak faizlerin aşağı gitmesiyle rahatlama hissedecek” dedi.
"Türkiye’nin kendisini onaran bir ekonomisi var"
Bali açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:
“Türkiye’nin kendisini onaran, tamir eden bir ekonomisi var. Kendi iç dinamikleriyle problemlerini çözer. Yeter ki sağıyla soluyla gereksizce oynamayalım. Akordeon gibidir. Sizin ona mutlaka akıl evvellik yapmanız gerekmez. Başlıca dört avantajımız var. Güçlü insan kaynağı, teknolojideki mevcut seviyemiz, reel sektör açısından esnek üretim yapımız, yenilenmiş taze lojistik altyapımız var. Kısa dönemde başka mevzularla ilgili sıkıntılar yaşayabiliriz. Hepsi kabul ama tüm bu özellikleri bir araya getirdiğimizde bu ülkeden umut kesilemez.”
Bali’den kur yorumu
Adnan Bali, bir meclis üyesinin, “Sene başında değerli metaller değer kaybettiler. Şimdi toparlanma başladı. Bu konudaki görüşlerinizi merak ediyorum” sözlerine ise, “Ne altını ne kripto parayı bilmiyorum. İlgilenmedim. Benim bilgim yoktu, eşim altın alıyormuş. Yükselişte tamamını sattı. Ufuk bu kadardı” yanıtını verdi. Bali kurlarla ilgili gelen soruya ise, “Yazın Çeşme’de bana kur ne olur denmişti. O sırada da 40 lira civarındaydı. Ben de 40 dedim. Şubat ayının sona geldik. 43,80’de duruyor. Ben şöyle görüyorum, spekülatif bir gündem olmazsa bu büyüme hızlarıyla yüksek kur artışı zor. Türkiye’de büyüme ile ithalat arasında bir bağ var. Türkiye’de her bir puanlık büyüme döviz talebini getiriyor. Türkiye 4 civarında büyürken elde ettiği döviz gelirlerinden emeceği miktar kurları yukarı götürecek miktarda değil” dedi.





