Türkiye ekonomisinde bir süredir devam eden yüksek enflasyon dinamikleri ve çalışanlar üzerindeki vergi yükü, doğrudan işçi sınıfının satın alma gücünü hedef almayı sürdürüyor. Gelir dağılımındaki makasın emek aleyhine açıldığı, asgari ücretin reel değerini hızla kaybettiği bu dönemde sendikal oluşumların teknik analizleri durumun ciddiyetini bilimsel verilerle ortaya koyuyor. Ücret seviyelerinin nominal olarak artsa da reel anlamda hızla eridiğini savunan işçi temsilcileri, mevcut vergi dilimi düzenlemelerinin ve resmi fiyat endekslerinin çalışan kesimi sistemli bir şekilde yoksullaştırdığına dikkat çekiyor. Ankara ve İstanbul merkezli yürütülen ekonomik araştırmalar, dışlanmış dolaylı vergiler hariç tutulduğunda bile ortaya çıkan faturanın işçi sınıfının omuzlarında taşınamayacak bir ağırlığa ulaştığını gösteriyor.
Beş aylık kümülatif erime sermaye transferine dönüştü
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından her ay düzenli olarak hazırlanan ve kamuoyunun dikkatine sunulan Ücret Kayıpları İzleme Raporu'nun Mayıs 2026 sayısal verileri paylaşıldı. Yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bünyesinde kayıtlı olarak çalışan 16,7 milyon 4/a statüsündeki işçiyi kapsayan araştırmaya göre, ekonomideki negatif çarpanların kümülatif faturası devasa boyutlara ulaştı.
DİSK-AR Makro Analiz Raporu: "Yüksek enflasyon ile adaletsiz vergi ve kesintiler işçi ücretlerini eritmeye devam ediyor. Yılın ilk beş ayında (Ocak-Mayıs 2026 dönemi) süregelen ekonomik aşınma neticesinde, enflasyon ve vergilerin işçi ücretlerine beş aylık toplam faturası en az 889 milyar 991 milyon TL olarak gerçekleşti."
Sendika kurmayları, daha yılın beşinci ayında yaklaşık 890 milyar TL'yi bulan bu devasa kaybın, işçi sınıfından varlıklı kesimlere yönelik çok ciddi ve organize bir sermaye-gelir transferi anlamına geldiğinin altını çizdi.
Enflasyon faturası vergi yüküyle yarışıyor
İşçilerin harcanabilir net parasal gelirlerini eriten iki temel düşmanın dönemsel bilançosu çıkarıldığında, kayıpların neredeyse başabaş bir grafik çizdiği gözlemlendi. Vergi takozunun yanı sıra piyasadaki etiket fiyatlarının tırmanışı, kümülatif erozyonu her geçen ay daha da hızlandırıyor.
Kümülatif İşçi Kayıpları Dağılımı (Ocak-Mayıs 2026)
| Kayıp Kategorisi | Beş Aylık Birikimli Toplam Tutar (Milyar TL) | Yıllık Artış Oranı (2025'in Aynı Dönemine Göre) |
| Sigortalı İşçilerin Toplam Enflasyon Kaybı |
458,8 |
%43,5 |
| Sigortalı İşçilerin Toplam Vergi Kaybı (Gelir ve Damga) |
431,2 |
%50,7 |
| Genel Kümülatif Toplam Kayıp |
889,9 (890,0) |
%46,8 |
(Analiz kapsamında incelenen vergi yüküne KDV ve ÖTV gibi dolaylı/tüketim vergileri dahil edilmemiştir. Tüketimden alınan dolaylı vergilerin de eklenmesi halinde reel alım gücü kaybının çok daha yüksek seviyelerde gerçekleşeceği belirtilmiştir ).
Ortalama işçi ücreti dördüncü ayda üst vergi dilimine takıldı
Raporda, SGK'nin en güncel çeyreklik verilerinden yola çıkılarak Türkiye'deki bir işçinin tahmini ortalama aylık brüt giydirilmiş ücreti 64.985 TL olarak esas alındı. Siyasi iktidarın 2026 yılı gelir vergisi tarife dilimlerini bilinçli olarak düşük artırması sebebiyle, bu ortalama ücrete sahip bir çalışan henüz yılın dördüncü ayında (nisan) bir üst vergi dilimine geçiş yaptı.
Bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak mayıs ayı itibarıyla ortalama bir işçinin brüt maaşından yapılan sadece gelir ve damga vergisi kesintisi 7.079 TL'ye ulaştı. TÜİK tarafından %16,61 olarak açıklanan resmi 5 aylık enflasyon erimesi de bu hesaba dahil edildiğinde, işçi başına aylık reel kayıp 8.458 TL daha artış gösterdi. Böylece ortalama bir işçinin 64.985 TL'lik brüt maaşı, mayıs ayında sadece vergi ve enflasyon nedeniyle net 15.537 TL birden erimiş oldu. Sosyal güvenlik ve işsizlik sigortası prim kesintileri de (16.826 TL) dahil edildiğinde, işçinin nominal net ücreti 48.159 TL'ye, alım gücü bakımından reel net ücreti ise 39.701 TL'ye kadar geriledi. Bu matematiksel gösterge, işçilerin mayıs ayındaki 31 günün en az 12 gününü tamamen vergi, kesinti ve enflasyon yükünü sübvanse etmek için çalışarak geçirdiğini tescilledi.
Asgari ücretli ve dar gelirli gruplarda tekil erime tablosu
Ücret gruplarının satın alma güçlerine ve maruz kaldıkları kesintilere göre yapılan tekil (bireysel) erime analizleri, toplumun tabanını oluşturan dar gelirlinin durumunu daha da somutlaştırdı. 2026 yılı için brüt 33.030 TL olarak belirlenen net asgari ücret, yasal olarak gelir vergisinden istisna tutulsa da 4.955 TL'lik SGK ve işsizlik sigortası prim yükünden kaçamadı.
Ücret Gruplarına Göre Mayıs 2026 Net Aşınma İstatistikleri
-
Asgari Ücret Grubu (Brüt: 33.030 TL): Yasal prim kesintileri sonrası nominal olarak ele geçen net tutar 28.076 TL'dir. Ancak nisan ve mayıs aylarındaki resmi enflasyon karşısındaki tekil erimesi 4.663 TL'yi bulmuş ve asgari ücretlinin harcanabilir reel net geliri 23.412 TL seviyesine düşmüştür. Yılın ilk 5 ayında asgari ücretin %29,1'i cebe girmeden buharlaşmıştır.
-
Asgari Ücretin 1,5 Katı (Brüt: 49.545 TL): Toplam vergi ve prim kesintisi 10.691 TL'yi bulurken, nominal net ücret 38.854 TL'ye düşmektedir. 6.454 TL'lik beş aylık enflasyon erimesiyle birlikte reel net ücret 32.400 TL'ye gerilemiş, maaşın %34,6'sı erimiştir.
-
Asgari Ücretin 2 Katı (Brüt: 66.060 TL): İkinci vergi diliminin etkisiyle 17.179 TL kesintiye gitmekte, nominal net 48.881 TL kalmaktadır. 8.119 TL'lik enflasyon kaybıyla birlikte reel net kazanç 40.762 TL'ye inerek toplamda %38,3'lük bir hak kaybı doğurmuştur.
-
Asgari Ücretin 3 Katı (Brüt: 99.090 TL): Ücret skalası yükseldikçe vergi dilimi takozu büyümüş ve kesinti miktarı 29.478 TL olmuştur. 11.563 TL'lik enflasyon erimesi sonrasında reel net ücret 58.049 TL'ye düşerek toplam hak edişin %41,4'ünü eritmiştir.
DİSK-AR raporun sonuç bölümünde, hükümetin izlediği alım gücünü ve ücret artışlarını bastırmaya yönelik makroekonomik politikaların, krizin faturasını tamamen emeğin üzerine yıktığını savundu. Gelirde ve vergide adaletin sağlanabilmesi amacıyla acilen yasal vergi dilimlerinin yeniden düzenlenmesi ve asgari ücret üzerindeki prim baskısının hafifletilmesi gerektiği çağrısı yapıldı.




