Shutterstock
Yatırım dünyasında dengelerin yeniden kurulduğu, jeopolitik risklerin ve merkez bankası politikalarının fiyatlamaları doğrudan etkilediği bir yılı geride bıraktık. 2025 yılı, emtia piyasaları için tam anlamıyla bir "ralli" yılı olarak kayıtlara geçerken, özellikle kıymetli metaller grubu sergilediği performansla diğer yatırım araçlarını gölgede bıraktı. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim döngüsüne girmesi ve bu politikanın 2026 yılında da süreceğine dair oluşan güçlü beklenti, emtia fiyatlarını yukarı taşıyan ana motor oldu. Buna ek olarak, küresel büyüme tahminlerinin yukarı yönlü revize edilmesi ve arz tarafında yaşanan endişeler, piyasalardaki ateşi körükleyen diğer unsurlar olarak öne çıktı.
Gümüş ve altında rekor getiren yükselişler
Piyasaların güvenli limanı olarak bilinen altın ve endüstriyel talebin gözdesi gümüş, 1979 yılından bu yana görülen en hızlı yükseliş performansına imza atarak yatırımcılarını mest etti. 2025 yılı genelinde altının ons fiyatı yüzde 64,2 oranında değer kazanırken, 4 bin 549,94 dolar seviyesini görerek tüm zamanların rekorunu kırdı. Ancak asıl şov, yüzde 146'lık inanılmaz bir artışla gümüşten geldi. Gümüşün onsu 84 dolara ulaşarak tarihi bir zirve yaptı.
Kıymetli metallerdeki bu şahlanış sadece altın ve gümüşle sınırlı kalmadı. Platin, yüzde 126,8'lik artışla 2 bin 489,2 dolar seviyesine ulaşarak zirveyi test ederken, paladyum da yüzde 74,6 yükselişle Aralık 2022'den bu yana en yüksek seviyesi olan 1987,45 doları gördü. Bu yükselişlerin arka planında, Fed’in faiz politikalarının yanı sıra, küresel ölçekte devam eden jeopolitik gerilimlerin yatırımcıyı metale yönlendirmesi yatıyor. Ayrıca gümüş özelinde, güneş enerjisi panelleri, elektronik sektörü ve elektrikli araçlardan gelen güçlü endüstriyel talep ve küresel gümüş kıtlığı endişeleri fiyatları yukarı çeken en önemli katalizörler oldu.
Çin faktörü de platin ve paladyum fiyatlarında belirleyici bir rol oynadı. Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu'nun, otomotiv ve sanayi sektörleri için kritik öneme sahip bu iki metalin vadeli işlem ve opsiyon kayıtlarını onaylaması, piyasaya derinlik kazandırdı. Arz tarafındaki madencilik daralmaları ve gümrük tarifelerindeki belirsizlikler de bu metallerin değerlenmesine katkı sağladı.
Bakır fiyatlarında Trump etkisi ve arz şoku
Baz metaller grubu da 2025 yılını oldukça hareketli geçirdi. Küresel ekonomik büyüme beklentilerinin iyileşmesi ve Çin’in bitmek bilmeyen hammadde iştahı, baz metallerdeki ralliyi destekledi. Tezgah üstü piyasalarda bakır fiyatları yüzde 41,9, alüminyum yüzde 17,2, kurşun yüzde 2,6, nikel yüzde 8,7 ve çinko yüzde 4,4 oranında değer kazandı.
Özellikle bakır piyasasında yaşananlar, siyasi gelişmelerin emtia fiyatları üzerindeki etkisine ders niteliğindeydi. Yıla 3,99 dolar seviyesinden başlayan bakırın libresi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Temmuz ayında ithalata yüzde 50 tarife getireceğini duyurmasının ardından 5,92 dolarla rekor kırdı. Siyasi gerilimlerin yanı sıra fiziki arz sorunları da fiyatları tetikledi. ABD merkezli madencilik devi Freeport McMoran’ın Endonezya’daki Grasberg madeninde meydana gelen kaza, arz endişelerini zirveye taşıdı. Dünya bakır arzının yaklaşık yüzde 3,2'sini tek başına sağlayan bu madendeki aksama, fiyatlamalarda doğrudan etkili oldu. Öte yandan, küresel yeşil dönüşüm projelerinde kullanımının artması, alüminyum fiyatlarını destekleyen ana unsur olarak dikkat çekti.
Enerjide ayrışma ve tarımda kayıp yılı
Enerji grubunda ise karışık bir seyir hakimdi. Petrol piyasası, OPEC+ grubunun üretim kesintilerini kademeli olarak gevşetme kararı ve Trump’ın ticaret savaşlarını tırmandırmasının küresel büyümeyi baskılayacağı endişesiyle geriledi. Yıllık bazda Brent petrol yüzde 18,5 değer kaybederken, doğal gaz fiyatları kış aylarındaki soğuk hava dalgası ve artan LNG talebi beklentisiyle yüzde 2,1 artış gösterdi.
Tarım emtiaları ise 2025 yılının kaybedeni oldu. Genel olarak negatif bir seyrin izlendiği bu grupta; buğday yüzde 8,2, mısır yüzde 3,8, pirinç yüzde 30,7 ve pamuk yüzde 6 değer kaybetti. En dramatik düşüş ise yüzde 48,1 ile kakao fiyatlarında yaşandı. Şeker fiyatları da üretim artışı beklentileriyle 2020'den bu yana en düşük seviyeyi gördü.
Ancak tarım grubunda pozitif ayrışan ürünler de vardı. Kahve fiyatları, arz endişeleri ve Trump’ın Kolombiya’ya ek gümrük vergisi getireceği söylentileriyle yüzde 9,1 artarak tarihi zirvesini gördü. Soya fasulyesi de ABD ile Çin arasındaki ticaret görüşmelerinin etkisiyle yüzde 3,6 değer kazandı. Özellikle Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ABD’den soya alımı taahhüdü vermesi, fiyatları destekledi.
2026 yılı beklentileri: Metaller dinlenmeye çekilebilir
Peki, rekorlarla geçen bir yılın ardından 2026'da piyasaları neler bekliyor? Vadeli İşlem ve Emtia Piyasaları Uzmanı Zafer Ergezen, kıymetli metallerdeki yükselişin devamlılığı konusunda temkinli konuşuyor. 2025 performansının dolar bazında yüzde 100'ü aştığını hatırlatan Ergezen, "Bu ürünlerin iki sene üst üste aynı performansı göstermesi zor. 2026'nın kıymetli metaller için bir dinlenme yılı olacağını öngörüyorum" değerlendirmesinde bulundu.
Ergezen'e göre, kıymetli metallerde yüzde 50 veya yüzde 100'lük yeni yükselişler beklemek gerçekçi değil; piyasanın yüzde 15-20 bandında daha sakin bir seyir izlemesi muhtemel. Ancak endüstriyel metaller tarafında durum farklı olabilir. Fed'in faiz indirimlerine hız vermesi durumunda Çin'deki siparişlerin toparlanabileceğini belirten Ergezen, bunun endüstriyel metallere olan talebi artırabileceğini vurguladı. Ayrıca savunma sanayi yatırımlarının artarak devam etmesi beklentisi, nadir metalleri 2026'nın da gözdesi yapmaya aday gösteriyor.





