Fenerbahçe, Gaziantep maçına sadece rakibiyle mücadeleye çıkmadı. İsmail Kartal’ın istifası, geri dönüşü ve yönetimdeki belirsizlikler her konuda camiayı zorladı.
Bu maç bir fırsattı. Yaşanan olaylardan sonra ayağa kalkmak farklı gösterebilirdi. Ama yine olmadı… Yine yeniden aksilikler Fenerbahçe’yi buluyor. Takım topa sahipti ama oyuna değildi. Orta sahada pas yapılıyor, top dolaşıyor fakat rakibi geçecek tempo yok. Kanatlar etkisiz, şut sayısı sınırlı. Lukaku ağır kaldı. Vedat ise oyun oynamak yerine gerginliğin içine girmeyi tercih etti. Rakip ne yaptı?
Sabırlı oynadı, Fenerbahçe’nin harekete geçmesini bekledi. Sarı-lacivertliler farklı çözümler geliştirmedi. İkinci yarıdaki tribünden gelen Talisca sesleri oynanan oyunun ne kadar acınası durumda olduğunu gösteriyordu.
Taraftar oyuncu babasının oğlu olduğu için değil, sahada yaratıcılığın eksik olduğu için o ismi hatırlıyor. İşte tam olarak şu soru tam yerinde: Talisca neden gönderildi? Takımın özgüveni düşüyor. Taraftarın sabrı zaten tükendi, geçiyor. Yönetimin kararları tartışmayı daha da arttırıyor. Evet lig henüz bitmedi, matematiksel olarak her şey mümkün. Ancak sürekli rakibi düşünerek, ondan medet umarak bu zaman geçmez. İnanç gerekli sonra da güven.
Ne yaptığını bilen bir takım olmak çok uzakta değil. Bu duyguları bulmak hiç zor değil, yeter ki ne için savaştığını hatırlamak önemli…