Ege Bölgesi'nin kalbi İzmir'in sanayi üssü olarak bilinen Aliağa ilçesi, son günlerde peş peşe gelen ekonomik sarsıntılarla gündemdeki yerini koruyor. Özellikle ağır sanayinin can damarı konumundaki gemi söküm ve metal işleme sektöründe yaşanan mali dalgalanmalar, bölgede faaliyet gösteren köklü şirketleri oldukça zorlu bir sınavdan geçiriyor. Bu kapsamda, 2009 yılından bu yana istikrarlı bir şekilde sektörde varlık gösteren ve zamanla bölgenin önemli tedarik aktörlerinden biri haline gelen Üç-ler Geri Dönüşüm Ltd. Şti., girdiği derin finansal dar boğazı aşabilmek adına yasal haklarını kullanmak istemişti. Şirket yönetimi, bozulan nakit akışını yeniden düzenlemek, ticari faaliyetlerini sürdürebilmek ve alacaklılara karşı hukuki bir koruma kalkanı oluşturmak amacıyla ticari mahkemenin kapısını çalarak konkordato talebinde bulundu. Ancak, sanayi çevrelerinin ve alacaklıların büyük bir dikkatle yakından takip ettiği bu kritik süreçte, şirketin umduğu yasal koruma kararı yargı mercilerinden nihai onayı alamadı ve süreç şirket aleyhine sonuçlandı.

Bayram alışverişine dikkat: “Taklit ürünler bayramınızı zehir edebilir”
Bayram alışverişine dikkat: “Taklit ürünler bayramınızı zehir edebilir”
İçeriği Görüntüle

Geçici mühletin ardından gelen kesin ret kararı

Şirketin içine düştüğü finansal krizden çıkış bileti olarak gördüğü bu karmaşık hukuki süreç, aslında aylar öncesinden resmiyet kazanmıştı. Dosyayı detaylı bir biçimde inceleyen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, ilk etapta şirkete mali tablolarını düzeltmesi için bir şans tanımak ve nefes aldırmak amacıyla 17 Aralık 2025 tarihi itibarıyla üç aylık geçici mühlet kararı vermişti. Bu kısa süreli yasal koruma şemsiyesi altında şirket ortakları Yasin Altuntaş ve Fatma Altuntaş, alacaklılarla masaya oturarak finansal yapıyı toparlayıp ticari hayata devam edebilmeyi planlıyordu. Ne var ki, atanan komiser heyetinin mahkemeye sunduğu mali raporlar ve yapılan son hukuki değerlendirmeler, firmanın geleceğine dair çok daha farklı ve karamsar bir tablo ortaya koydu. Önceki gün yoğun bir katılımla görülen kritik duruşmada, şirket avukatlarının ve yöneticilerinin ticari faaliyetleri sürdürme adına ısrarla talep ettiği kesin mühlet kararı, mahkeme heyeti tarafından yasal şartların tam anlamıyla oluşmadığı ve iyileşme umudunun bulunmadığı gerekçesiyle kesin olarak reddedildi.

Sanayi devlerinin hammadde tedarik zinciri sarsılıyor

Alınan bu sarsıcı mahkeme kararı, sadece tek bir şirketin mali bilançosunu değil, devasa bir sanayi ekosisteminin birbiriyle bağlantılı tedarik zincirini de yakından ilgilendiriyor. Bilindiği üzere Türkiye'nin ana ağır sanayi merkezlerinden biri olan Aliağa bölgesi, kapasitesi uluslararası standartlarda olan devasa demir-çelik fabrikaları ile bu fabrikalara gece gündüz durmaksızın üretim yapan ara tedarikçilerin kusursuz işleyen bir çarkını barındırıyor. Deniz ömrünü tamamlamış gemilerin bozumu ve metal parçalama tesislerinden elde edilen on binlerce tonluk hurda, bu fabrikaların devasa fırınlarında eritilerek ülke ekonomisine yeniden kazandırılıyor. Bölgedeki irili ufaklı yüzlerce işletme, büyük hacimli çelik üreticilerinin en temel hammadde ihtiyacını karşılayan kılcal damarlar olarak son derece stratejik bir görev yapıyor. Böylesine hayati bir geri dönüşüm zincirinde yer alan ve yılların deneyimine sahip bir firmanın yasal koruma talebinin yargıdan dönmesi, ana üreticilerin hammadde bulma süreçlerinde yaşanabilecek olası domino etkilerinin de ilk ciddi sinyallerini veriyor.

Bölgedeki ticari ekosistemde endişeli bekleyiş sürüyor

Ağır sanayi bölgesinde faaliyet gösteren bu tür işletmeler, küresel piyasalardaki emtia fiyatlarının sürekli dalgalanması, giderek artan enerji maliyetleri ve döviz kurlarındaki durdurulamayan hareketlilik gibi pek çok dış etkene karşı sahada kıyasıya bir hayatta kalma mücadelesi veriyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin büyük sanayi tesislerine sağladığı bu kesintisiz metal akışı, aslında tüm ülkenin endüstriyel ihracat kapasitesine doğrudan etki eden makroekonomik bir önem taşıyor. Ticaret mahkemesinin verdiği bu son ret kararı, tedarik zincirinin alt basamaklarında yer alan ve piyasanın görünmez kahramanları olan firmaların ne denli kırılgan bir mali yapıda ayakta kalmaya çalıştığını bir kez daha kamuoyunun gözleri önüne serdi. Sektör temsilcileri ve bölgedeki sanayiciler, piyasadaki nakit sıkışıklığının, kredi musluklarının daralmasının ve artan finansman maliyetlerinin diğer tesisleri de benzer hukuki çıkmazlara itebileceğinden derin bir endişe duyuyor. Limanlar bölgesindeki mavi yakalı işçi istihdamından tutun da, okyanus ötesine ihraç edilen işlenmiş çelik ürünlerine kadar uzanan bu geniş sanayi yelpazesi, yaşanan bu son hukuki gelişmenin ardından önümüzdeki günlerde yerel firmaların sergileyeceği mali dirence göre yeniden şekillenecek.

Kaynak: HABER MERKEZİ