Makroekonomik dengelerin ve piyasa beklentilerinin en önemli barometresi olarak kabul edilen ekonomik güven endeksi, 2026 yılının şubat ayında yüzde 1,4'lük cılız bir artışla 100,7 seviyesine tutundu. Ocak ayında 99,4 ile kötümser bölgede seyreden endeksin, 100 puanlık kritik iyimserlik barajını milimetrik bir farkla aşması piyasalarda geçici bir bahar havası estirse de, madalyonun diğer yüzü oldukça farklı bir hikaye anlatıyor. Ekonomi biliminde 100'ün üzeri genel iyimserliği, altı ise kötümserliği ifade ederken; elde edilen bu 0,7 puanlık artı değerin yapısal bir iyileşmeden mi yoksa konjonktürel bir dalgalanmadan mı kaynaklandığı ekonomi çevrelerinde derin bir tartışma konusu haline geldi. Sokağın, üreticinin ve esnafın verilerindeki keskin ayrışmalar, krizin izlerinin henüz tam anlamıyla silinmediğini açıkça ortaya koyuyor.

Tüketici cephesinde rakamlar arttı ama kötümserlik bitmedi

Piyasalardaki bu "kırılgan" iyimserliğin en çok sorgulandığı alanların başında doğrudan vatandaşın cebini ilgilendiren veriler geliyor. Her ne kadar tüketici güven endeksi şubat ayında yüzde 2,3 oranında artış göstererek 85,7 değerine ulaşmış gibi görünse de, bu rakam 100 puanlık eşiğin hala çok uzağında. Bu durum, sokağın ve hane halkının ekonomiye dair kötümser algısının, yüksek yaşam maliyetleri ve eriyen alım gücü kıskacında tüm ağırlığıyla devam ettiğini belgeliyor. Vatandaşın genel ekonomik gidişata ve kendi finansal geleceğine duyduğu güvensizlik sürerken, genel endeksin 100'ün üzerine taşınması, büyümenin tabana yayılmadığı eleştirilerini daha da güçlendiriyor.

Dolar ve euro yükselişe geçti! 26 Şubat 2026 güncel döviz kurları açıklandı
Dolar ve euro yükselişe geçti! 26 Şubat 2026 güncel döviz kurları açıklandı
İçeriği Görüntüle

Perakendedeki suni canlılık ve sanayinin zorlu sınavı

Ekonomik aktivitenin diğer kollarında ise enflasyonist beklentilerin yarattığı oldukça suni bir tablo dikkat çekiyor. Perakende ticaret sektörü şubat ayında yüzde 2,9 gibi dikkat çekici bir artışla 115,9 seviyesine tırmandı. Ancak uzmanlar, bu hareketliliğin sağlıklı bir refah artışından ziyade, tüketicilerin "fiyatlar daha da artmadan harcama yapma" paniğinden beslendiğinin altını çiziyor. İmalat sanayisinin nabzını tutan reel kesim güven endeksi yüzde 1,1'lik sınırlı bir artışla 104,1 bandında tutunmaya çalışırken, istihdamın bel kemiği sayılan hizmet sektörü endeksinin 113,8 ile yerinde sayması, çarkların dönmesi için gereken yapısal reformların hala eksik olduğunu gösteriyor.

İnşaat sektöründe alarm zilleri daha yüksek çalıyor

Açıklanan resmi veriler arasında en karamsar ve uyarıcı tablo ise Türkiye ekonomisinin geleneksel motor gücü olan inşaat tarafında çiziliyor. Şantiyelerdeki yavaşlamanın bir yansıması olarak inşaat sektörü güven endeksi, şubat ayında yüzde 2,1 oranında sert bir düşüş yaşayarak 83,9'a kadar geriledi. Giderek ağırlaşan finansman maliyetleri, kredilere erişimdeki tıkanıklık ve astronomik seviyelere ulaşan girdi fiyatları, sektör temsilcilerinin geleceğe dair umutlarını adeta ipotek altına almış durumda. İnşaat dünyasındaki bu derinleşen karamsarlık, sadece sektörel bir sorun olmakla kalmıyor, ona bağlı onlarca alt sektörde de zincirleme bir daralma riskini beraberinde getiriyor.

Bahar aylarında bu kırılgan tablo sınanacak

Kağıt üzerinde psikolojik eşiği aşan ancak alt kalemlerinde derin çelişkiler ve yapısal hasarlar barındıran bu veriler, karar alıcılar için bir zafer ilanından ziyade acil bir eylem planı çağrısı niteliği taşıyor. Tüketicinin 85 puanlarda süründüğü, inşaatın kan kaybettiği bir ortamda genel endeksin iyimserlik sınırına tutunması, piyasaların ne kadar hassas bir zeminde ilerlediğini gösteriyor. Günü kurtaran konjonktürel sıçramaların yerini kalıcı ve hissedilebilir bir refaha bırakıp bırakmayacağı, mart ayının sonunda açıklanacak olan yeni verilerle çok daha net bir şekilde test edilecek.

Kaynak: HABER MERKEZİ