Özel, gençlerle Anıtkabir’e yürüyecek
Özel, gençlerle Anıtkabir’e yürüyecek
İçeriği Görüntüle

Bir zamanlar özgürlük ve umutla özdeşleşen üniversite yılları, bugün birçok genç için yalnızca hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumda. Geleceğini göremeyen gençler ise artık seslerini duyurabilmek için okudukları okullarda eylem yapıyor, çalışıyor, direniyor ve ellerinden alınan hayatı geri istemeye çalışıyor. Milyonlarca genç mezun oluyor ancak hayat kuramıyor. Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği 19 Mayıs Bayramı öncesinde Eğitim-İş tarafından hazırlanan “İşsizlik, Yoksulluk, Güvencesizlik Kıskacında Gençler” başlıklı çalışma Türkiye’de gençlerin yaşadığı ekonomik ve sosyal çıkmazı gözler önüne serdi. Rapora göre milyonlarca genç işsiz, güvencesiz ya da eğitimini aldığı alanın dışında çalışmak zorunda kalıyor.

4Cdd2B46 34Ac 4Eaa B023 264B619Df8E6

GENÇLİKTE BÜYÜYEN KRİZ DİKKAT ÇEKTİ

Eğitim-İş tarafından hazırlanan “İşsizlik, Yoksulluk, Güvencesizlik Kıskacında Gençler” başlıklı çalışmada, özellikle genç işsizliği, düşük gelir ve gelecek kaygısının giderek derinleştiği vurgulandı. Raporda yer alan resmi verilere göre, 15-24 yaş grubundaki her beş gençten biri eğitim sisteminin ve çalışma hayatının dışında kalmış durumda. 15-29 yaş aralığında ise tablo daha da ağırlaşıyor. Buna göre her dört gençten biri “ev genci” olarak tanımlanıyor. Başka bir ifadeyle milyonlarca genç ne eğitim görüyor ne de aktif olarak istihdamda yer alıyor.

Inci Foto 2

DİPLOMALI GENÇLER VASFININ ALTINDA ÇALIŞIYOR

Araştırmada öne çıkan en dikkat çekici başlıklardan biri de üniversite mezunu gençlerin yaşadığı istihdam sorunu oldu. Verilere göre 15-34 yaş arasında bulunan 2 milyon 449 bin genç, sahip olduğu eğitim ve becerilerin altında işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Bu grubun içinde 654 bin üniversite mezunu bulunuyor. Özellikle son yıllarda artan yaşam maliyetleri, yüksek kira fiyatları ve iş bulma zorluğu nedeniyle gençlerin önemli bir bölümü ailelerinden bağımsız yaşam kuramıyor. Büyükşehirlerde yaşayan gençler için barınma ve geçim sorunu her geçen gün daha ağır hale geliyor.

GENÇLER GELİRİNDEN VE İŞİNDEN MEMNUN DEĞİL

Raporda yer verilen veriler, çalışan gençlerin de yaşadığı memnuniyetsizliği ortaya koydu. 18-29 yaş arası gençlerin yaklaşık yüzde 30’u yaptığı işten elde ettiği kazancı yeterli bulmadığını ifade ederken, önemli bir bölüm ise çalıştığı işten memnun olmadığını belirtti.

Ekonomistler, özellikle güvencesiz çalışma, düşük maaş politikaları ve uzun çalışma saatlerinin gençler üzerinde ciddi psikolojik baskı yarattığını değerlendiriyor. İş bulabilen gençlerin önemli bir kısmı ise kendi alanlarının dışında, geçici veya düşük ücretli işlerde çalışıyor. Bu durumun uzun vadede üretkenlik kaybına ve nitelikli iş gücünün yurtdışına yönelmesine neden olabileceği belirtiliyor. Son yıllarda hız kazanan beyin göçü tartışmaları da raporda dikkat çekilen başlıklar arasında yer aldı.

GELECEK KAYGISI GENÇLER ARASINDA YAYILIYOR

Raporda yalnızca ekonomik veriler değil, gençlerin ruh hali ve yaşam memnuniyetine ilişkin değerlendirmeler de yer aldı. Dünya Mutluluk Raporu’na atıf yapılan çalışmada, Türkiye’de gençlerin özellikle ekonomik güvensizlik, yalnızlık ve sosyal destek eksikliği nedeniyle yoğun bir gelecek kaygısı yaşadığı ifade edildi. Sosyologlara göre uzun süre iş bulamayan ya da geleceğine dair plan yapamayan gençlerde umutsuzluk duygusu giderek yaygınlaşıyor Araştırmada ayrıca liyakat tartışmalarına da değinildi. Gençlerin önemli bir bölümünün, çalışma hayatında fırsat eşitliğinin zayıfladığına inandığı belirtildi. Bu durumun kamusal güven duygusunu zedelediği ve gençlerin ülkeye dair aidiyet hissini olumsuz etkilediği değerlendiriliyor. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı öncesinde Eğitim-İş’in hazırladığı “İşsizlik, Yoksulluk, Güvencesizlik Kıskacında Gençler” raporu, gençlerin yaşadığı ekonomik ve sosyal çıkmazı ortaya koyarken; üniversite kampüslerinde konuştuğumuz öğrenciler ise bu tabloyu kendi hayat hikâyeleriyle doğruladı.

Inci Foto

ANIL KABAKÇI

“BİZ ÜNİVERSİTE OKUMUYORUZ, HAYATTA KALMAYA ÇALIŞIYORUZ”

“İlk geldiğimiz sene yine bir şekilde geçinebiliyorduk. Şimdi çalışmadan yaşama şansımız yok. Barlarda çalıştık, kafelerde çalıştık, şimdi bilgisayar başında işler yapıyoruz ama yine de ancak yetiyor. İnsanlar öğrenci çalışınca ‘Harçlığını çıkarıyor’ sanıyor. Bizim çalışmamızın nedeni harçlık değil. Bazen sadece arkadaşlarımızla bir kahve içebilmek. Bir ayakkabı almak istediğimde alamıyorum. Dışarı çıkınca sürekli hesap yapıyorum. Bir arkadaşımı yemeğe götürmek istiyorum ama iki kişilik hesap gözümde büyüyor. Herkes üniversite hayatından bahsediyor ya… Biz öyle bir şey yaşamadık. Bizim üniversite hayatımız sürekli geçim hesabı yapmakla geçti. Gelecek desen onu da göremiyoruz zaten. Daha mezun olmadan insanın içinde bir korku başlıyor.”

MUSTAFA GÜLŞEN

“5 YIL OKUYUP YİNE GEÇİNEMEME KORKUSU YAŞIYORUZ”

“Diş hekimliği okuyorum. İnsanlar dışarıdan bakınca çok iyi bölüm sanıyor ama mezun olunca önümüzde duran şey çok karanlık. Klinik açacak para yok. Özelde çalışınca verilen maaş belli. 5 yıl boyunca insan sağlığı için eğitim alıyoruz ama mezun olduğumuzda aldığımız maaş neredeyse asgari ücret seviyesinde oluyor. İnsan şunu düşünüyor: ‘Bu kadar emek neden?’ Uzmanlık istesen ayrı bir para gerekiyor. Dershaneler 250-300 bin liradan başlıyor. O paraları verebilecek durumda değiliz. Sistem seni sürekli daha fazla para harcamaya zorluyor. Bir noktadan sonra şunu hissediyorsun: Ne kadar çalışırsan çalış ne kadar emek verirsen ver, önüne hep başka bir duvar çıkıyor.”

ATAKAN SAVAŞ

“BİR ÖĞRENCİNİN YAŞAMASI DEĞİL, SADECE BARINMASI BEKLENİYOR”

“KYK yurdunda 6 kişi aynı odada kalıyoruz. Bir insanın kendine ait küçücük bir alanı bile olmayınca zamanla psikolojik olarak da yoruluyor. Ama zaten başka şansın yok. Ev kiraları ortada. Bir öğrenci tek başına nasıl eve çıksın? Çalışsa bile yetmiyor. O yüzden insanlar mecburen kalabalık odalarda yaşamaya çalışıyor. Bence en kötüsü şu: Artık kimse öğrencilerin nasıl yaşadığını sorgulamıyor. Sanki bir öğrenci sadece bir yere başını sokabilirse sorun çözülmüş gibi bakılıyor.”

HÜSEYİN YILMAZ

“BABAMIN EMEKLİ MAAŞIYLA BANA PARA VERMESİNİ BEKLEYEMEM”

“Babam emekli, annem ev hanımı. Ev zaten zor geçiniyor. Ben ailemden para isteyemiyorum artık. Çünkü biliyorum; bana verseler evden eksilecek. O yüzden çalışmaya başladım. Bir sürü işe girdim çıktım. Sigorta yapmayan oldu, maaşımı vermeyen oldu. Genç olduğumuz için ses çıkaramayacağımızı düşünüyorlar. Çünkü mecburuz. KYK’dan aldığım para zaten birkaç günde bitiyor. Bir kafeye oturuyorsun, bir şey yiyip içiyorsun, para gidiyor. Sonra kalan günlerde nasıl yaşayacağını düşünüyorsun.”

TÜRK HALK OYUNLARI BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ

“AİLEME YÜK OLMAMAK İÇİN BEDENİM YETTİĞİ KADAR ÇALIŞIYORUM”

“Gaziemir’de oturuyorum. Her sabah 06.30’da kalkıp okula geliyorum. Ders çıkışında işe gidiyorum. Bazen düğünden döndüğümde gece yarısını geçmiş oluyor. Hem okuyup hem çalışıyoruz; çünkü başka çaremiz yok. Babam emekli, ablam da benim gibi hem okuyor hem çalışıyor. Evde herkes bir şekilde hayatı yetiştirmeye çalışıyor. Bu yüzden ailemden para istemeye çekiniyorum. İnsan bir noktadan sonra ‘Artık yük olmamalıyım’ diye düşünüyor. Biz de gücümüz yettiğince çalışıyoruz. Ne iş bulursak yapıyoruz; düğünlerde oynuyor, organizasyonlarda yer alıyor, ek işler kovalıyoruz. En acısı ise bölümümüzü gerçekten sevmemize rağmen mezuniyet sonrası önümüzde güvenli bir gelecek görememek. Devlette kadro yok, özel sektör ise güvencesiz. Bazen düşünüyorum; yıllarca okuyacağız ama sonunda kendi mesleğimizi yapamayacağız.”

HALK OYUNLARI BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ (AYDIN)

“OKUMAK İÇİN ÖNCE KİRAYI DÜŞÜNMEK ZORUNDA KALIYORUZ”

“Aydın’dan geldim. KYK çıkmayınca mecburen eve çıktım. İki kişi kalıyoruz ama yine de yetişmiyor. Hafta sonları ekstra işlere gidiyorum. Ailem destek oluyor ama onların desteği de ancak yetiyor zaten. İnsan bazen dersine odaklanmak istiyor ama kafasında sürekli kira oluyor, fatura oluyor, ay sonu oluyor. Daha okul bitmeden sürekli bir yetişme telaşı içindeyiz.”

Muhabir: İNCİ ONGUN