İzmir Şehir Hastanesi.
Mülkiyeti ve hizmet sunumu devlete ait. Kamu-Özel iş birliği modeliyle inşa edilmiş. İşletmesi bir holdinge ait. 2023 yılında hizmete girmiş. Günde 12 bin hastaya hizmet veriyor ve 2060 yatak kapasitesine sahip. Ege Bölgesi'nin en büyük, Türkiye'nin dördüncü büyük hastanesi. Devlete ait hastane yapıları boşaltılırken devlete 25 yıllığına kiralanmış. Türkiye'deki şehir hastanelerinin kamuya günlük maliyeti 2025 yılında 304 milyon lira olarak belirlenmiş
Bu hastanelerde işler nasıl yürüyor? sorusunun yanıtını bizzat yaşadığım bir örnekle anlatmakta yarar var; Ağustos ayında tekrarlayan kasık fıtığı şikayetimle bu hastanenin Genel Cerrahi Polikliniği’ne başvurdum. Yaptığım araştırmalarda da Doçent N.K'nın bu işin uzmanı olduğunu öğrendim. Gerekli tetkikler nedeniyle poliklinikte çeşitli zamanlarda yapılan muayenelerde muhterem hocamızla karşılaşma olanağı bulamadım. Tüm muayenelerde genç asistanlarla muhatap oluyordum. Yaptığım araştırmada diğer hastaların da doktorumuzla hiç karşılaşmadıklarını öğrendim. Doktorumuz adeta sırra kadem basmıştı. İsmi var, cismi yoktu. İşlerinin(!) yoğunluğuna verdik. Tetkikler bittikten sonra ameliyat günü almak için gittiğimizde yine bir asistan doktorla karşı karşıyaydık. 6 aya kadar bekleyebileceğimizi söyledi genç asistan. Yapılan tetkiklerin 6 ay sonra geçerli olup olmayacağını sorduğumuzda; başını bilgisayardan kaldırmadan 'Yeniden yaptırırsınız!' dedi.
***
Ameliyat gününün en az bir hafta önceden bildirileceğini söylemesine karşın ani bir telefonla iki gün sonra yapılacağını bildirdiler. Psikolojik olarak hazırlanmadan İzmir Şehir Hastanesi’ne gittik. Bu kez boş yatak olmadığını bildirip, saatlerce beklettikten sonra başka bir kliniğe yatış verdiler. Tüm ısrarlarımıza rağmen muhterem doktorumuzla yine görüşemedik. Bu arada genç asistanların 'Amca, Dayı' şeklindeki hitaplarına maruz kaldık. Bazı hastalara 'Baba ' dediklerine de tanık olduk. Sözlüklerinde 'Beyfendi, Bey, Hanımefendi’ sözcükleri yoktu. Tıp fakültelerine bir de 'Nezaket' dersleri mi, konulmalı acaba?
Ve ameliyat günü; Doktorumuz yine ortalarda yok. Anestezist doktorun önerisi üzerine belden aşağı uyuşturularak ameliyata alındım. Literatürde 45 dakika-1 saat süren bir ameliyat olarak görünmesine karşın, 2 saat sonra uyuşturucu iğnenin etkisi geçince kasığımda müthiş acılar duymaya başladım. Bağırmalarım üzerine yine asistan olduğunu tahmin ettiğim anestezist doktor ameliyatı yapan asistanlara kalan süreyi sordu; 40 dakika yanıtını alınca 'Şimdi sizi uyutacağız, hiçbir şey duymayacaksınız' dedi. Böylece ikinci narkozumu aldım. Yaklaşık bir saat sonra uyandığımda operasyon bitmek üzereydi ve cerrah doçentimiz hala ortalarda yoktu. Sorduğumda ise ‘Siz uyurken geldi ameliyata katıldı’ dediler. Beni uyutmaya(!) devam mı ediyorlardı yoksa beni bir hayalet cerrah mı ameliyat etti anlamak mümkün olmadı. Bir saat sürmesi planlanan operasyon 3 saat sürmüştü. Genç asistanlar ellerinden geleni yapmışlardı. Ancak yalnızca ellerinden geleni.
Ameliyattan bir gün sonra nihayet muhterem doktorumuzun vizitte yüzünü görmek mümkün oldu. O da yaklaşık 45 saniye sürdü. Yaraya bakıp 'İyisiniz' deyip gitti.
***
İkinci hastane, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi. Uluslararası sağlık standartlarına uygun hizmet veren hastanede 1130 personel görev yapıyor.
Geçen yıl çok ciddi bir göğüs ameliyatı için hastanenin Göğüs Cerrahisi Kliniği’ndeydim. Profesör Serdar Şen ve Öğretim Üyesi Doktor Salih Çokpınar'ın usta neşterleriyle adeta bir kahramanlık hikayesine imza attıkları ağır ameliyat 4 saat içinde tamamlandı. Serdar Şen, ameliyatı bir orkestra şefi gibi kusursuz yönetmiş, hiçbir falsoya meydan vermemişti. Ameliyata katılan asistan doktorlar Mehmet Zekeriya Can, Serhat Bal, Şebnem Borak, Ali Akdağ hocalarından çok şey öğrenmeye devam ediyorlardı. Ameliyattan sonraki günlerde de işlemi videodan izleyen bu pırıl pırıl asistanlar hocalarının önerilerini bilgi haznelerine dikkatle yerleşmişlerdi.
Ameliyat sonrası hastanede geçen 10 gün içinde hocaların ve asistanların insani ilişkileri, güçlü sevecen ve sabırlı davranışları, süreci titizlikle takip etmeleri hastaların büyük sevgisi ve takdirine yol açmıştı. Doktorların yanında hastane personelinin dost, arkadaş davranışları, güler yüzleri, psikolojik destekleri, 'İşte Hastane' ibaresini tam da yerine oturtuyordu.