''…Alacakaranlık ne karanlıktır, ne aydınlıktır; ikisi ortası, aydınlıktan uzak, karanlığa daha yakın. Alacakaranlık bir kandırmacadır, aldatmacadır, yuıtturmacadır, oyalama göz boyamadır. Karanlık, gecedir. Her gecenin bir sabahı olur. Ama alacakaranlıkların hiç yoktur sabahı. Bir sürüncemedir, sürer gider.Ne aydınlık, ne karanlık…''

Ünlü yönetmen, oyuncu yazar Yücel Erten'in, Aziz Nesin'in öykülerinden yola çıkarak sahneye uyarladığı 'Azizname' oyununda yer alan bilinen bir tirattır 'Alacakaranlık.' Aradan yıllar geçmesine karşın ne çok alacakaranlık yaşamaktayız ülkemizde.

Alacakaranlık bir ortamda 500 binden fazla vatandaşımızın umutlarıyla oynadılar. Hane halkını da sayarsanız yaklaşık 2 milyon kişinin hayallerini yok ettiler. Kimi başını sokacak bir ev istiyordu, kimi hayat standardını biraz yükseltebilmek, kimi insanca yaşamak. Bazıları borçlanarak, bazıları dişlerinden tırnaklarından artırdıkları üç-beş kuruşu, televizyonlarda, gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanan reklamlara kanarak, ne idüğü belirsiz kuruluşların kucağına bir trilyon liraya yakın parayı bıraktılar. Fonlarda likidite buharlaşmış, yok olmuş. Küçük yatırımcının bundan haberi yok. Haberi olduğunda ise vakit çok geç. Parasını alıp çıkmak istediği zaman, ortaya çıkan ödeme güçlükleri de tasfiye sürecini getirmiş. Korkunç iddialar var; 900 milyar liranın en az 250 milyar lirası tek fonda toplanmış. Bu fon yıl içinde yüzde 10 bin değer kazanmış. Fonda katılımcı sayısı ise yalnızca 12.Bu oniki kişi her bir milyon liralık yatırımına karşılık bir yılda tam 101 milyon lira kazanmış.

****

Manipülasyon tartışmalarının aylardır gündemde olmasına karşın yüksek getiri vaadiyle tasarruf sahiplerinin fon piyasasına çekilmesi sonucu patlayan balonun faturası yalnızca parayı yatıran vatandaşlara değil, halkımızın tümüne yansıyacak gibi görünüyor. Borsa İstanbul'un denetim sorumlusu Sermaye Piyasası Kurulu'nun işlemlerini dondurma kararı aldığı 130 fon var. Yalnızca bunların büyüklüğü 900 milyar lirayı bulmakta. Bu fonlar devletin denetiminde yüzbinlerce vatandaşın parasını emanet ettiği fonlar.

Ödeme temerrüdünde bulunan eski bakanın oğlu patronlardan birinin söyledikleri hiç de yabancı değil; 'Yerli ver milliyiz' diyor. 'Şer odaklarının tuzakları' diyor. Para nereye gitti? açıklamıyor. Kazancın patrona, zararın kamuya gittiği bir ortamda başka ne demesini bekliyorsunuz ki?

Fonların tasfiye sürecine alınması, yüzbinlerce küçük yatırımcıyı bir alacakaranlık kuşağının ortasında bırakmış gibi görünmekte. İşleme kapatılan bu fonların varlıklarının ne zaman ve nasıl satılacağı, nasıl nakde çevrileceği bilinmiyor. Tasfiye sürecinin 3 ayda tamamlanacağı söylenmesine karşın şimdi bu sürenin 6 aya çıkarılacağı konuşulmakta. Yarın ne derler belli değil. Herşey alacakaranlıkta.

'Azizname' deki Alacakaranlık tiradıyla başlamıştık. Son cümleleriyle noktalayalım;

''... Olmaz ol alacakaranlık!

Başın kel ola!

Gözün kör ola!

Yerin dibine bat da bir daha çıkma!

Gel ey aydınlık gel! ''