Tam 103 yıl oldu. Hazımsızlıkları bir türlü geçmedi.

Cumhuriyetin kurulmasının hemen ardından başladı hazımsızlıkları. Tek dertleri Halife'yi devlet başkanı yapmaktı. Saltanat kaldırılalı neredeyse bir yıl olmuş, Halife ise olduğu yerde duruyordu. Halife devlet başkanı olunca emellerine kavuşacaklardı.

O da ne! Cumhuriyet ilan edilmiş, büyük kurtarıcı Cumhurbaşkanı olmuştu. Hevesleri kursaklarında kaldı. Henüz üç gün geçmişti cumhuriyetin ilanından. Eski Başbakanlardan Rauf (Orbay) Paşa, Tasvir ve Vatan gazetelerine yaptığı açıklamada şöyle diyordu;

''Cumhuriyetin apansız kararlaştırılarak ilan edilmesi halk arasında bir oldu-bitti şeklinde yapıldığı düşünce ve kaygısına yol açmıştır. Yürürlükteki Teşkilatı Esasiye Kanunu, yeni hükümet biçimine göre değiştirilmeli, Meclis'te geniş görüşmeler ve tartışmalar yapılmalıydı. Buna izin verilmeden cumhuriyet ilanına karar verilmiştir.''

***

Cumhuriyet'in ilanına karşı ilk çatlak ses, ilk hazımsızlıktı Rauf Paşa'nın açıklaması. Paşa bununla yetinmeyip İstanbul'da bir de Halife ile görüşünce gerekli cevabı Meclis kürsüsünde İsmet Paşa'dan alacaktı;

''Halife'yi ziyaret etmek, Halifeyi tanımak; O'na paye vermek ve hilafeti bir sorun haline getirmektir. Tarihin herhangi bir döneminde bir halife, kafasından bir ülkenin yazgısına karışmak isteğini geçirirse biz o kafayı kesinlikle koparacağız.''

Öyle de oldu, yaklaşık dört ay sonra hilafet tarihin çöplüklerinde kayboldu. Ancak Ahmet Emin, Hüseyin Cahit, Velid Ebüzziya, Eşref Edip gibi cumhuriyet karşıtı yazarlar, Tanin, Vatan, Tevhidi Efkar, Sebilül Reşat gibi gazetelerde zehirlerini akıtmaya devam ettiler.

Cumhuriyet düşmanları hiç bitmedi bu topraklarda. Şimdilerde de bakın çevrenize; Din devleti kurarak cumhuriyeti yıkmak isteyenler, ülkeyi etnik kökenlere göre parçalamak isteyenler, yeni Cumhuriyetçiler, mandacılar cirit atıyorlar. Hedeflerinde laik ulusal devlet, Atatürk devrimleri ve son tahlilde Cumhuriyet var.

Başaramadılar, başaramayacaklar. Kapkara bir cehalet içindeler. Cumhuriyetin bu ülkeyi nerelerden aldığını, nerelere getirdiğini bilmiyorlar. Cumhuriyet öncesi 13 milyon olan nüfusun 11 milyonunun köylerde yaşadığından haberleri yok. Erkeklerin yüzde 7'sinin, kadınların binde 4'ünün okur-yazar olduğunu bilmiyorlar. Cumhuriyet kurulduğu gün ülkede 23 lise, bir üniversite var. Tarım ilkel, sanayi ise hemen-hemen hiç yok. Medreseler sorgulamayan bir nesil yetiştiriyor. Tarikat, dergah ve tekkeler örümcek ağı gibi yurdu sarmış. Kadınların seçme-seçilme hakkı yok. Osmanlı'dan 4 fabrika devralınmış, 15 yılda 46 fabrika kurulmuş. Hiçbirinden haberleri yok. Özlemleri Cumhuriyetin yıkılması.

***

Yıkamadılar, yıkamayacaklar. Nereye kadar mı? Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk vermiş yanıtını;

''Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır.''

Özellikle aydınlanma felsefesine inanmış gençler yıkma girişimlerine karşı çelikten bir duvar örmüş, Cumhuriyet'e sahip çıkmakta.

Şimdi bayrakları açıp meydanlarda 'Yaşasın cumhuriyet' diye haykırma zamanı.