İyilik ve kötülük… İnsanlığın var olduğu günden beri süregelen, belki de hiç bitmeyecek olan büyük bir mücadele. Mitolojilerde, dinlerde, felsefede, edebiyatta hep bu çatışmanın izlerini buluruz. Kimi zaman içimizdeki bir melek ve şeytan temsiliyle resmedilir, kimi zaman da vicdan ve nefis kavramlarla açıklanır.

İyilik, en basit tanımıyla, başkalarına fayda sağlamak, onlara karşı şefkatli ve merhametli olmak demektir. Bir tebessüm, bir yardım eli, bir güzel söz... Hepsi iyiliğin farklı tezahürleri. Kötülük ise bunun tam tersi, başkalarına zarar vermek, onlara acı çektirmek, bencillik ve nefretle hareket etmektir.

Bence iyilik, gerçekte içten gelen, karşılıksız bir harekettir. Yolda gördüğün biri gülüyorken, sokaktaki bir hayvana su vermek, bir arkadaşının derdini dinlemek… Bunlar küçük şeyler gibi ama dünyada iyi bir yer hâline gelen tam da bu küçük dokunuşlardır. Ne var ki günlük iyilik, çoğu zaman bir beklentiye dönüşmüş durumda. Birinin iyilik yaptıktan sonra takdir beklemesi, hatta bazı zaman iyiliği bir gösteriş aracı olarak kullanması… Gerçek iyilik,tamamen karşılıksız olandır. Yani kimse görmese de, kimse teşekkür etmese de, içinden geldiği için yapılan şeylerdir

Peki, iyilik ve kötülük nereden gelir? Bazılarımız doğuştan mı iyidir, bazılarımız kötü mü? Yoksa bu kavramlar zamanla mı şekillenir? Bence cevap, her ikisi de. İnsan doğası gereği hem iyilik hem de kötülük potansiyeli taşır. Önemli olan, hangi tarafı beslediğimizdir.Çocukluktan itibaren aldığımız eğitim, çevremizdeki insanların davranışları, yaşadığımız deneyimler... Hepsi iyilik ve kötülük anlayışımızı şekillendirir. Vicdanımız, içimizdeki pusula gibidir. Bize doğruyu ve yanlışı gösterir. Ancak bazen bu pusulanın ayarları bozulabilir, yanlış yönlere sapabiliriz.

İyilik yapmak, her zaman kolay değildir. Bazen karşılığında nankörlük, hatta kötülük görebiliriz. Ama unutmayalım ki, iyilik bulaşıcıdır. Bir iyilik, zincirleme reaksiyon gibi, başka iyilikleri doğurur. Dünyayı değiştirmek istiyorsak, önce kendimizden başlamalıyız.

Kötülük ise çoğu zaman daha cazip gelir. Kısa vadede bize avantaj sağlayabilir, hırslarımızı tatmin edebilir. Ama unutmayalım ki, kötülük de bulaşıcıdır. Bir kötülük, başka kötülükleri tetikler, dünyayı karanlığa sürükler.

İyilik ve kötülük, içimizde sürekli bir savaş halindedir. Önemli olan, hangi tarafa daha çok kulak verdiğimizdir. İyilikten yana olmak, cesaret ve sabır gerektirir.