İzmir, bu kez yalnızca bir konser akşamına değil, aynı zamanda belleği tazeleyen güçlü bir kültür buluşmasına ev sahipliği yaptı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Tülay Aktaş Gönüllü Kuruluşlar Güçbirliği iş birliğinde düzenlenen “Atatürk ve Kadın Sanatçılarımızla Unutulmuş Notaların İzinden” gala programı, Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde sanatseverleri bir araya getirdi. Salonun daha ilk dakikalardan itibaren hissettirdiği yoğun ilgi, gecenin sıradan bir sahne gösterisinin çok ötesinde karşılık bulduğunu ortaya koydu.
Etkinlik boyunca yalnızca şarkılar seslendirilmedi; aynı zamanda Türkiye’nin kültürel mirasında geri planda kalmış isimler, unutulmuş eserler ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan duygusal bir hafıza da yeniden canlandırıldı. Gecenin her bölümünde, müziğin tarih anlatan yönü ile toplumsal belleği besleyen gücü iç içe geçti.
Sahne ışıkları bu kez tarihin üstüne düştü
Gecenin en dikkat çekici yanlarından biri, geçmişin çoğu zaman görünmeyen sayfalarını sanat aracılığıyla görünür kılması oldu. Atatürk Araştırmacısı İlknur Güntürkün Kalıpçı, uzun yıllara yayılan çalışmasının birikimini ilk kez bu kapsamda İzmirli izleyicilerle paylaştı. Yaklaşık 20 yıllık araştırmanın sonucunda şekillenen anlatım, salonu yalnızca bir dinleyici kitlesine değil, adeta tarihin içine yürüyen bir topluluğa dönüştürdü.
Kalıpçı’nın aktardığı bilgiler, Mustafa Kemal Atatürk’ün müziğe verdiği değeri yalnızca kültürel bir tercih olarak değil, toplumsal dönüşümün önemli araçlarından biri olarak ele aldı. Kurtuluş Savaşı yıllarından Cumhuriyet’in kuruluş dönemine kadar uzanan çizgide, müziğin hem moral kaynağı hem de ortak kimlik yaratma aracı olarak nasıl öne çıktığı vurgulandı. Anlatılar ilerledikçe, izleyicinin karşısında yalnızca tarihsel bilgi değil; duygu, hatıra ve vefa da birikti.

Cumhuriyet’in kadınları notalarla konuştu
Programın omurgasını oluşturan en güçlü başlıklardan biri, kuşkusuz Cumhuriyet’in kadın sanatçıları oldu. Türk Müziği yorumcusu ve eğitmeni Ümit Bulut rehberliğinde 2022’den bu yana çalışmalarını sürdüren “Cumhuriyet’in Kadınları Söylüyor” topluluğu, gece boyunca sergilediği performansla büyük beğeni topladı. Ses dengesi, sahne hâkimiyeti ve yorum gücüyle dikkat çeken topluluk, teknik başarının ötesinde taşıdığı anlamla öne çıktı.
Gecede yalnızca eserler seslendirilmedi; aynı zamanda bu ülkenin sanat tarihine yön veren kadınların emekleri, cesaretleri ve bıraktıkları izler hatırlandı. Leyla Saz, Halide Edip Adıvar, Neyyire Nehir, Nazife Aral, Feyha Talay, Safiye Ayla, Seyyan Oskay, Melek Tokgöz, Mediha Şen Sancakoğlu, Şenay Yüzbaşıoğlu ve Ayla Algan gibi isimler, gecede yalnızca anılmakla kalmadı; onların sanatla kurduğu güçlü bağ yeniden görünür hale getirildi.

Salonun içinde yankılanan eserler hafızayı tazeledi
Gece boyunca seslendirilen eserler, programa duygusal derinlik kazandıran en önemli unsurlardan biri oldu. Akdeniz Marşı, Yemen Türküsü, Demirciler demir döğer tunç olur, Kına mı yaktın eline Eminem, Yanık Ömer, Mehtaplı bir gecede görmüş sevmiştim onu, Sarı kurdelam sarı ve Türk Kadını Marşı gibi eserler, yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları tarihsel ve kültürel hafızayla da salonda karşılık buldu.
Çocukların sesi geceye umut kattı
Programın final bölümünde sahneye çıkan Konak Belediyesi Çocuk Korosu, gecenin duygusal ritmini başka bir noktaya taşıdı. Eğitmenliğini Uğur Sayınbatur’un üstlendiği çocuk korosunun sahneye gelişiyle birlikte salonun havası daha da sıcak, daha da ortak bir duyguda birleşen bir yapıya büründü.
Cumhuriyet kadınlarıyla birlikte seslendirilen “Sev Kardeşim” ve “Hayat Bayram Olsa”, yalnızca bir final seçimi değildi. Bu iki eser, geçmişten geleceğe uzanan köprünün müzikal ifadesi gibi yankılandı.




