SEMİ TEKTAŞ/İzmir Ticaret Odası (İZTO) Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı Meclis Başkanı Selami Özpoyraz idaresinde gerçekleştirildi. Ülke ve küresel ekonominin değerlendirilmesinin yapıldığı Meclis toplantısında üyelere seslenen İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, ülkede yaşanan enflasyonist ortama ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

“Tampon görevi üstleniyor”

Dünya ekonomisinde belirsizliğin arttığını söyleyen Başkan Özgener, “Dünya ekonomisinde belirsizliklerin arttığı ve olumsuz senaryoların giderek daha somut biçimde gündeme geldiği bu dönemde, ülkemiz ekonomisi açısından “iç politika çerçevesi” daha da önemli hale geliyor. Ülkemiz ekonomisine yönelik analizlerimiz, küresel ölçekte yaşanan dalgalanmalardan kaçınılmaz olarak etkilenmekte olduğumuzu; ancak bu çalkantıların etkisini sınırlamak adına finansal kırılganlıkların mümkün olan en düşük seviyeye indirilmesinin kritik önem taşıdığını gösteriyor. Nitekim bu noktada Ekonomik Programın devrede olmasının önemli bir denge unsuru oluşturduğuna inanıyoruz. Yaklaşık 3 yıl önce hayata geçirilen Ekonomik Programın, ülkemiz ekonomisi için bir pusula görevi gördüğünü ve programın ana hedefi olan enflasyonla mücadelenin bir numaralı gündem maddemiz olduğunu sizlerle pek çok platformda paylaştım. Ekonomik program, savaşın kısa vadeli etkilerini “negatif ama yönetilebilir” bir çerçevede tutarak, özellikle enerji arz güvenliğinin korunması ve şokların sınırlanması açısından önemli bir tampon görevi üstleniyor” diye konuştu.

“Baskı yaratmaya devam ediyor”

Artan faizler ve maliyetlerin reel sektörde baskı yarattığını ifade eden Başkan Özgener, “Maliye politikası tarafında kullanılan yakıt fiyatlama mekanizması ve mevcut mali alan, petrol şokunun enflasyona geçişini sınırlayarak ekonomik oynaklığı absorbe eden bir denge unsuru oluşturuyor. Program kapsamında rezerv birikimi, kamunun görece düşük borcu ve azalan dış finansman ihtiyacı gibi makro tamponların güçlendirilmesi, ülkemizin dış şoklara karşı dayanıklılığı noktasında önemli bir avantaj sağlıyor. Bunlarla beraber, dezenflasyon sürecine bağlı kalınması ve kural bazlı politika çerçevesinin sürdürülmesi hem finansal piyasaların hem de yatırımcı algısının kriz döneminde daha istikrarlı kalmasını sağlıyor. Ancak, enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan değerli TL politikası ile birlikte savaşın etkisiyle artan faizler ve maliyetler, reel sektör üzerinde ciddi bir baskı yaratmaya devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Özgener’in konuşmasının satırbaşları şöyle;

“Beklenen hızın gerisinde kalıyoruz”

Ekonomi politikalarına ilişkin yaşanan zorlukların temelinde yanlış tercihlerden ziyade uygulama kapasitesine ve yeterliliğe dair sınırlılıkların etkili olduğunu görüyoruz. Son dönemde programa yönelik farklı değerlendirmeleri ve bunların dayandığı gerekçeleri takip ediyoruz. Bildiğiniz gibi, sanayi sektöründeki ivme kaybına daha önce biz de dikkat çekmiştik. Bununla birlikte, reel sektörün hem üretim hem de finansman tarafında giderek artan bir baskı altında olduğunu, maliyet artışları, talepteki zayıflama ve finansmana erişimde yaşanan sıkılaşmanın belirli alanlarda belirgin sıkıntılar yarattığını gözlemliyoruz. Bir kez daha vurgulamak isterim ki; güçlü bir ekonomik program olmadığı takdirde enflasyonla mücadelede yol alamayız. Programda başarı yakalanmadığı sürece ülkemiz ekonomisinde kalıcı istikrarın sağlanması mümkün değil. Fiyatlar genel seviyesi kontrol altına alınmadan, ekonomide kalıcı bir denge sağlanamaz ve herhangi bir alanda verimliliği tam anlamıyla artıramayız. Bugün geldiğimiz noktada; programın hedeflerine ulaşma sürecinde beklenen hızın gerisinde kalındığını görüyoruz.

“Yeni politika üretmek gerekiyor”

Dış ticaret, altın ve başta petrol olmak üzere enerji arz ve talep dengelerinin kararsız seyrinin ve bozulmasının işimizi zorlaştırdığının farkındayız. Ancak ne yazık ki enflasyonu dizginlemek ve fiyatlar genel seviyesinde istikrarı yeniden yakalamak için sıfırdan bir başka alternatif politika üretme şansımız yok. Şubat ayı meclis konuşmamda da değindiğim gibi enflasyon düşüşe geçti ancak istenilen seviyede değil. Bu gelişmeler, daraltıcı para politikasını gerekli kılıyor ve bu durum da ekonomiye dair kararları zorlaştırıyor. İş dünyamızın bu süreçte dile getirdiği konularda haklı olduğunun altını özellikle çiziyorum. Ancak, enflasyonu kalıcı biçimde düşürmeden, sanayide yaşanan sıkıntıların sürdürülebilir şekilde çözülmesinin mümkün olmadığını da bir kez daha vurgulamak istiyorum.

“Ekonomik Programın gözden geçirilmeli”

Önümüzdeki dönemde daha etkin ve sonuç odaklı adımlarla ilerleyebilmek adına, Ekonomik Programın gözden geçirilmesi ve gerekli güncellemelerin yapılması büyük önem arz ediyor. Elbette, Ekonomik Programı uygulayarak elde ettiğimiz kazanımlarımızı yok sayamayız. Ancak değişen koşulları ve iş dünyasının beklentilerini de dikkate alarak, finans ağırlıklı, rezerv ağırlıklı, baskılanmış kur ağırlıklı sürdürülen politikada güncelleme yapılması gerekiyor. Enflasyonla mücadeleyi odağımızda tutarak, programdaki kur politikasını, ihracat ve ithalat rejimini yeniden kurgulayıp hızlı bir şekilde harekete geçmemiz gerektiğine inanıyorum.

Küresel iklim zirvesinde şebekelerin rolü değişiyor
Küresel iklim zirvesinde şebekelerin rolü değişiyor
İçeriği Görüntüle

“Temkinli kalınıyor”

Ülkemiz Mart ayı enflasyonu yıllık yüzde 30,87 olarak gerçekleşti ve Aralık ayından bu yana devam eden yükseliş eğilimi yerini düşüşe bıraktı. Bu gelişmede, Mart ayında aylık ortalamaların altında gerçekleşen gıda enflasyonu belirleyici oldu. Ancak, özellikle Mayıs enflasyonunda, petrol fiyatlarındaki artış ile Nisan ayında gerçekleşen elektrik ve doğalgaz zamlarının etkilerini daha net görüyor olacağız. Bildiğiniz üzere, son Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinin yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verildi. Merkez Bankası’nın, enflasyonun ana eğiliminde Nisan ayında sınırlı bir artış olabileceğini belirtmesi ve iktisadi faaliyette yavaşlama olduğuna yönelik vurgusu da dikkat çeken bir analiz olarak karşımıza çıkıyor. Sonuç olarak, Merkez Bankası’nın bu aşamada “bekle-gör” yaklaşımını benimsediğini değerlendiriyoruz. Genel çerçevede metin, yukarı yönlü enflasyon risklerini daha belirgin şekilde vurgulayan görece daha şahin bir tona işaret ediyor. Buna karşın, iktisadi faaliyetteki yavaşlama netleşmeden politika faizini kullanarak ilave sıkılaşmaya gitme konusunda temkinli kalındığını görüyoruz.

Muhabir: SEMİ TEKTAŞ