İNCİ ONGUN/DİSK-AR’ın 2025 raporuna göre Türkiye’de çalışma çağındaki yaklaşık 66 milyon kişinin yalnızca 22,8 milyonu kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda yer alıyor. Bu grubun 16,2 milyonunu erkekler, 6,6 milyonunu ise kadınlar oluşturuyor. Başka bir ifadeyle kayıtlı ve tam zamanlı çalışan her 10 kişiden yaklaşık 7’si erkek, yalnızca 3’ü kadın. Kadınlarda kayıtlı ve tam zamanlı istihdam oranı yaklaşık yüzde 20’de kalırken, erkeklerde bu oran yüzde 50 seviyesine ulaşıyor. Bu tablo, yaklaşık 44 milyon kişinin ya kayıt dışı çalıştığını ya güvencesiz veya yarı zamanlı işlerde yer aldığını ya da tamamen istihdam dışında kaldığını göstererek işgücü piyasasındaki yapısal eşitsizliğe işaret ediyor.

ÇALIŞMA HAYATINDA KADIN

Kayıtlı ve tam zamanlı çalışan kadınların oranı yalnızca yüzde 20’de kalırken, düşük ücretler ve ev işleri ile çocuk-yaşlı bakımının büyük bölümünün kadınların omzunda olması, kadınların çalışma hayatına eşit koşullarda katılmasını zorlaştırıyor.

İzmir’de Halkların Köprüsü Derneği tarafından organize edilen Güzel Çarşamba Buluşmaları’nın konuğu akademisyen Coşku Çelik oldu. Etkinliğin moderatörlüğünü Ebru Tekin üstlendi. Kadir Has Üniversitesi’nde Dr. Öğretim Üyesi olarak görev yapan Çelik, “Çoklu Krizler Çağında Toplumsal Yeniden Üretim Çelişkileri ve Mücadele Olanakları” başlıklı sunumunda Türkiye’de çalışma yaşamı, gelir dağılımı ve toplumsal eşitsizliklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Halkların Köprüsü Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi ile şimdiki Başkanı Nuray Zencir’in de katıldığı etkinliğe kadınlardan büyük ilgi gösterildi. Etkinlikte, dünyadan örneklerle yeniden üretim mücadelelerinin artan önemine dikkat çekildi.

VERİLER NE SÖYLÜYOR

Bu çarpıcı tabloyu değerlendiren Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Coşku Çelik, “Kadın durursa dünya durur” diyerek eşitsizliğin boyutunu ortaya koydu. Veriler, Türkiye’de kadınların işgücüne katılımında Avrupa’ya kıyasla çok daha derin bir eşitsizlik yaşandığını ortaya koyuyor.

Avrupa Birliği’nde 2024 yılı itibarıyla erkeklerin istihdam oranı yüzde 80,8, kadınların istihdam oranı ise yüzde 70,8. Kadınlarla erkekler arasındaki fark yaklaşık 10 puan seviyesinde kalırken, kadınların büyük çoğunluğu çalışma hayatının içinde yer alıyor.

Türkiye’de ise tablo çok daha çarpıcı. DİSK-AR’ın 2025 raporuna göre çalışma çağındaki yaklaşık 66 milyon kişiden yalnızca 22,8 milyonu kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda bulunuyor.

Kadınlarda bu oran sadece yüzde 19,7, erkeklerde ise yüzde 49,1. Başka bir ifadeyle Türkiye’de her 5 kadından 4’ü güvenceli ve düzenli bir işte çalışamıyor.

KADIN EMEĞİ GERÇEĞİ

Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Coşku Çelik, Türkiye’de kayıtlı ve tam zamanlı çalışanların oranının erkeklerde yaklaşık yüzde 50 seviyesindeyken kadınlarda yüzde 20 civarında kaldığını belirterek iş hayatındaki çarpıcı eşitsizliğe dikkat çekti

2016 yılında Polonya’da başlayan Siyah Protesto’nun ardından İspanya ve Arjantin gibi ülkelerde büyüyen hareketlere değinen Çelik, bu sürecin kadınların yalnızca işyerlerinde değil, yaşamı sürdüren ücretsiz emek alanlarında da belirleyici bir güce sahip olduğunu gösterdiğini söyledi.

Kadın durursa dünya durur” ifadesini hatırlatan Çelik, bu sözün yeniden üretimin gerçek yükünü görünür hale getirdiğini belirtti. Kadınların işgücünün yarısını oluşturduğunu dile getiren akademisyen, bakım ve yeniden üretim emeğinin ise büyük bölümünün kadınlar tarafından üstlenildiğini ifade etti. Bu nedenle beden üzerinde karar verme hakkının yalnızca kadınların değil, sendikaların ve sınıf mücadelesinin de temel başlıklarından biri olması gerektiğini vurguladı.

ÜCRETLER ALARM VERİYOR

Çelik, ücretlerin millî gelir içindeki payının giderek azalmasının ekonomik dengeler açısından önemli bir gösterge olduğunu söyledi. Asgari ücretin zamanla “ortalama ücret” haline geldiğini belirten akademisyen, ücret skalasının aşağı doğru baskılandığını ve bunun çalışanların refahını doğrudan etkilediğini kaydetti. Asgari ücretin altında kazanç elde edenlerin yaygınlığının, kayıt dışılık ve enformel çalışmanın boyutunu ortaya koyduğunu ifade eden Çelik, çoğu durumda asgari ücretin yoksulluk sınırının üzerine çıkamadığını dile getirdi. Hatta asgari ücretin iki katını kazananların bile önemli bir bölümünün yoksulluk sınırının altında kaldığını söyleyerek mevcut tablonun dikkatle okunması gerektiğini belirtti.

İZİKAD’DAN EŞİTLİK ÇAĞRISI

İzmir İş Kadınları Derneği (İZİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Özden Erten, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yalnızca bir hak meselesi olmadığını, aynı zamanda ekonomik büyüme, inovasyon ve toplumsal refah için güçlü bir kaldıraç olduğunu söyledi. Türkiye’de kadın istihdamının erkeklerin oldukça gerisinde olduğuna dikkat çeken Erten, yönetim kademelerindeki sınırlı temsiliyetin de önemli bir kayba işaret ettiğini vurguladı. Kadınların her alanda var olabileceğini hâlâ vurgulamak zorunda kalmanın üzücü olduğunu dile getiren Erten, toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmak için mücadelenin kararlılıkla sürdüğünü belirtti.

Emekli promosyon yarışında rakamlar yükseldi: Şubat 2026’da hangi banka, ne kadar ödüyor?
Emekli promosyon yarışında rakamlar yükseldi: Şubat 2026’da hangi banka, ne kadar ödüyor?
İçeriği Görüntüle

YAPAY ZEKA DÖNÜŞÜMÜNDE KRİTİK EŞİK

Teknolojik dönüşümün ve özellikle yapay zekânın eşitlik açısından belirleyici bir süreç olduğuna işaret eden Erten, yapay zekânın; esnek ve uzaktan çalışma modelleri, yeni meslekler ve girişimcilik fırsatlarıyla kadınların işgücüne katılımını artırabilecek önemli bir araç olduğuna dikkat çekti. Erten, bu fırsatların dijital beceriler, STEM eğitimi ve rol model desteğiyle güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

GENÇ KADINLARA YATIRIM

İZİKAD olarak bu alanda somut adımlar attıklarını belirten Erten, STEM alanlarında eğitim gören genç kadınlara destek sağlamak amacıyla hayata geçirilen “Geleceğin İş Kadınları Burs Fonu”nu büyüttüklerini ve bursiyer sayısını artırmayı hedeflediklerini söyledi. Genç İZİKAD projesinin ise üniversite öğrencilerini girişimciliğe hazırlayan kapsamlı bir gelişim programı haline geldiğini kaydeden Erten, mentorluk destekleri, eğitimler ve iş planı çalışmalarıyla gençlerin iş dünyasına daha güçlü adım attığını dile getirdi. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sürdürülebilir bir gelecek için zorunluluk olduğunun altını çizen Erten, daha adil bir toplumun ancak ortak çabayla mümkün olacağını belirterek, “Daha eşit bir gelecek için hep birlikte el ele vermeliyiz” mesajını paylaştı.

Siyah Protesto Nedir?

Siyah Protesto, 2016 yılında Polonya’da kürtajın tamamen yasaklanmasına yönelik girişimlere karşı kadınların başlattığı kitlesel bir eylem hareketidir. Siyah kıyafetler giyerek sokağa çıkan yüz binlerce kadın, hem bedenleri üzerindeki karar hakkını hem de temel özgürlüklerini savundu. Kısa sürede uluslararası destek gören bu protestolar, İspanya ve Arjantin başta olmak üzere birçok ülkede benzer kadın hareketlerine ilham verdi.

Kaynak: HABER MERKEZİ