Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, YENİ Parti’den istifasının ardından bir açıklama yaptı.

Parti içindeki yönetim süreçlerine, Karaburun ilçe ve İzmir İl Başkanlığı seçiminde yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Parti yönetiminin demokratik temsil ve kucaklayıcılık ilkeleriyle çelişen bir tutum sergilediğini öne sürdü.

“…Kürsülerden demokrasi söylemiyle mesaj vermek kolaydır; asıl marifet, o demokrasiyi kendi örgütünde, yönetiminde ve uygulamalarında yaşatabilmektir…”dedi.

“Siyasette söz vermek kolaydır; asıl mesele o sözün arkasında durabilmektir. Bir belediye başkanı olarak, görev yaptığım ilçenin yönetiminde temsil edilmemem bir yana; ilçemde seçim süreçlerinde şahsıma karşı çalışan, başkanlığım ve yaptığım işler nedeniyle şahsım hakkında olumsuz söylem ve davranışlarda bulunan kişilerin ilçemde partimize emek veren onlarca kişi varken ilçe yönetimine alınmasına itiraz ettim.“ diye ekledi.

Açıklamanın tam metni sosyal medyada ve haber sitelerinde bulunabilir. Burada, açıklamada sık sık vurgulanan kavramlar ve yerel hizmetlerde sergilediği pratik üstünden konuyu değerlendirmeye çalışacağım…

Açıklamada temel vurgu, “demokrasi. “

Diğer unsurlar “demokratik tavır, ilkeler, yönetimde temsil ve kucaklayıcılık, kamu yararı, eleştiri, verilen sözler, atanan yöneticiler…”

Konuyu irdeleyelim.

Demokrasi, demokratik anlayış ve tavır, değişken olgu ve olaylar üstünden açıklanamaz. Bütünseldir, ilkeseldir.

Başkan Erdoğan’ın ikinci dönem aday gösterilmesi sürecini anımsatmakta yarar var.

O zaman CHP genel merkezi kadın kolları yönetim kurulu üyesi Nurşen Balcı partinin belediye başkan adayı olarak atanmıştı.

Erdoğan buna, ithal aday benzetmesiyle demokratik bir tavır bulmayarak karşı çıktı. CHP’nin adayı olarak seçim çalışmalarına başlayan Balcı, örgütlenen eylemle “pek demokratik biçimde !” , aracı tekmelerle kovalanarak Karaburun’dan ayrıldı ve yerine listelerin belirlenmesinde saatler kala Özgür ÖZEL’in ülke genelinde ender kullandığı yetkiyle Erdoğan yeni aday olarak atandı.

Balcı’nın ataması “dayatmacı ve antik demokratikti!“ Erdoğan’ın yeni aday gösterilmesi, “pek demokratikti !” ..

SÖZLER…

İkinci döneme katılımcı, “ortak akılla idare” şeffaf yönetim vaadleri ve sözleriyle gidildi. İlk dönemde ilçenin önemli konularından denizle ulaşımı sağlayacak iskelenin yer seçimi konusunda olduğu gibi “dayatmacı” bir tutum sergilenmeyecekti. Dediği gibi olmadı, “ben bilirimci“ anlayış ikinci döneme de yansıdı.

İkinci dönem için proje kitapçığı yayınlanarak bir dizi söz verildi.

Erdoğan’ın il yönetimine yönelik “verilen sözler” vurgusuyla eleştirisi yerindeydi ama bir teki bile bugüne değin gerçekleşmeyen proje sözleri, önemsizdi!

KATILIMCILIK

Katılımcı, şeffaf ve ortak akıl vurgusu yapılan uygulamalara gelince….

Pek çok konuda olduğu gibi, örneğin Nergis çay bahçesinin ortasına bir sabah kimsenin haberi olmadan, gerekmediği halde çocuk parkı yaptırdı. İlçenin sosyal ve kültürel mekanını bölmesi ve küçültmesi, Karaburun’un hafızasına darbe vurması, “hem demokratik, hem katılımcı, hem şeffaf hem de ortak aklın“ ürünüydü!

Bu yaklaşım, belediye meclis üyelerinin bile, haberi, bilgisi, kararı olmasını gerektirmeyen, kendisinin bileceği, en doğru işti!

Buna gösterilen tepkiler ve eleştiriler ise kendisine göre “anlamsız, hizmeti önlemeye yönelik, başkanı engelleme amaçlı, emniyet güçlerine suç duyurusunda bulunacak, polisten müdahale istenecek kadar” zararlı “faaliyetlerdi.

Böylece “ demokratik tavrını” , demokratik haklarını kullananları defalarca emniyete şikayet edip, ifadeye çektirmekle göstermiş oldu.

TEK ADAM ZİHNİYETİ

Hizmetler ve diğer uygulamalar anlamında merkezi yönetimin “ tek adam, ben yaptım oldu, doğrusu benim tercihlerim “ tavrının benzerini, muhalif bir belediye yönetimi olarak sergilemek de “pek demokratik” bir tutumdu !

Eleştiriye tahammülsüzlük, hatta sindirme, yeri gelince tehdit, diş geçirileni susturma , geçirilmeyeni akrabalarına ve adli makamlara şikayetle durdurma girişimleri de cabasıydı…

KARNE

Görev süresinde bir kez bile halkla buluşma toplantıları düzenleme, sorunlarını dinleme, eleştirileri ve önerileri duyma, sağlam ve doğru bir halkla ilişkiler, toplumu bilgilendirme, görüş alma ihtiyacının hissedilmemesi, doğrusu çok “kucaklayıcı “bir tutumdu!

Yeni Parti üyelerinin seçimiyle istediği üyelerin ilçe yönetimde bulunmaması, istemediklerinin il yönetimi listelerinde yer alması anti demokratikti ama buna karşı partiden istifa etmek pek demokratik bir tavırdı!

“Şunları, bunları ilçe yönetiminde istemiyorum, bunlar olsun” söylemi de pek “demokratik” ve yerinde bir istemdi.

İstifa açıklamasında “ilkeli olmamak”, suçladığı kesimler için yerindeydi ama yükümlü olduğu halde yerel ulaşım hizmetlerindeki aksamalar için önce topu büyükşehire atmak, ardından gerçekler ortaya çıktığında bahaneler üretmek, bu konuda kendisinin suçlanması yersizdi.

HAKLI !

Evet haklıdır, istifa açıklamasında vurguladığı gibi “Demokrasi; yalnızca seçim sandığından ibaret değildir. Demokrasi; farklı görüşleri dinlemek, seçilmiş iradeye saygı duymak, kimseyi dışlamamak ve verilen sözü tutmaktır.”

Öyle de söylem başka, uygulama başka olduğunda, tezatlığı örtmek güçtür.

İlke, tutarlılık, demokratik tavır ve verilen sözler önemlidir.

Umarım kalan görev süresinde eleştirileri dikkate alır, sağlıklı bir değerlendirmeyle kayıp zamanları gidermeye çalışır.

Umalım mı?