Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle birlikte akaryakıt fiyatlarında yaşanan sert artış, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine taşındı. CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Genel Kurul’da yaptığı konuşmada mazot fiyatlarındaki yükselişin yalnızca araç sahiplerini değil, üretimin tüm halkalarını doğrudan etkilediğini söyledi.
Gürer, 2018 yılında mazotun litre fiyatının 6 lira 26 kuruş olduğunu hatırlatarak, bugün bu rakamın 57 lira 81 kuruşa kadar çıktığını belirtti. Yalnızca yılbaşından bu yana yapılan zamların 3 lira 50 kuruşu aştığını ifade eden Gürer, toplam artış oranının yüzde 790’a ulaştığını dile getirdi.
Vergi yükü üretimin belini büküyor
Mazot üzerindeki ÖTV ve KDV yüküne dikkat çeken Gürer, bir litre mazottan alınan verginin yaklaşık 24 lirayı bulduğunu söyledi. Bu tablonun doğrudan üretim maliyetlerine yansıdığını vurgulayan Gürer, “Mazot pahalıysa tarım pahalıdır, taşımacılık pahalıdır, sanayi pahalıdır. Bunun sonucu da vatandaşın sofrasına zam olarak yansır” dedi.
Mazotun tarımdan sanayiye tüm üretim süreçlerinin temel girdisi olduğunu belirten Gürer, fiyat artışlarının zincirleme şekilde tüm sektörleri etkilediğini kaydetti.
Konuşmasında tarım ve taşımacılık sektörlerine özel vurgu yapan Gürer, çiftçinin tarlasına traktör sokarken, nakliyecinin ise deposunu doldururken ne yapacağını düşünür hale geldiğini söyledi. Artan mazot maliyetlerinin üreticinin hareket alanını daralttığını belirten Gürer, bu durumun üretimden kopuşu hızlandırdığına dikkat çekti.
“Verilen destek zamla geri alındı”
Tarımda mazot desteği verildiğinin sıkça dile getirildiğini ancak bu desteğin yapılan zamlarla fazlasıyla geri alındığını ifade eden Gürer, “Destek var deniliyor ama her zamla o destek çiftçinin cebinden geri alınıyor” dedi.
Mazot fiyatlarındaki artışın yalnızca üreticiyi değil tüketiciyi de doğrudan etkilediğini söyleyen Gürer, “Vatandaş artık raftaki ürünü alamaz hale geldi. Mazota gelen her zam, iğneden ipliğe her şeye zam demektir” ifadelerini kullandı.
Gürer, konuşmasını vergi ve fiyat politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı. Üretimi esas alan bir anlayış benimsenmeden ne çiftçinin ne de vatandaşın rahatlayabileceğini söyledi.





